maç başlangıç planı arızalıydı yahut uygulamada sıkıntı vardı. ama okan buruk da ilkay da aynı şeyi söylüyor: topla işi olmayan beşiktaş'a karşı sabırlı olup pas yapmalıydık diyorlar. ama ne hikmetse takım ısrarla bunu görmezden geldi. yerleşik savunma düzenindeki beşiktaş'a uzun vura vura ne kompakt kalabildik ne de organizeyi geçtim bir atak üretebildik. üstüne iki takım da kötü oynarken beşiktaş golü buldu, üstüne galatasaray 10 kişi kaldı. beşiktaş bu kırılma anında aynı düzende kaldı skora güvenerek. işte galatasaray o zaman topun değerini bilmeye başladı. lemina stoperde ilkay ve torreira orta sahada fark yaratmaya başladı. en azından bu baskıyla üst üste kornerler geldi, sanki beşiktaş 10 gibiydi. derken golü artık. yine oyun düzeni değişti. galatasaray topu bıraktı. ama beşiktaş topu aldıktan sonra o kadar etkisiz takıma dönüşüyor ki 1 net fırsat dışında üretemediler. galatasaray 1-1'den sonra yine topu alabilir miydi. işte orada liverpool maçını hesap etmemiz gerekiyordu sanırım. bu şartlarda beraberlik iyi sonuç olurdu ve oldu. beşiktaş büyük bir fırsat kaçırdı. aldıkları 1 puan işe yaramaz, galatasaray'a yaklaşamamış oldun ama fener sevindi tabi bu sonuca.
sevindirici taraflar: taraftarımız yine muhteşemdi. takım 10 kişi kaldıktan sonra karakter koydu. 1 puanı kurtardı.
üzücü taraflar: sadece 2-3 diri oyuncuyla, maçın başında disiplinli bir oyunla bu kötü beşiktaş'ı rahatlıkla yenebilirdik. bence iki takım arasında seviye olarak uçurum var. singo ve davinson'u kaybettik ki şu maçta sallai, eren, sara, ve sane ilk 11 başlasa; singo, jakobs, lemina, yunus, icardi sonradan oyuna girse yenilir miydik, hiç zannetmiyorum. maçta dakikalar geçtikçe daha mı güçlü olurduk, evet.