dnamızı ve dinamiklerimizi kaybettiğimizi hissediyorum. galatasaray, okan buruk’la beraber "ölüm kalım" maçlarında ölüyor ve bu hiç değişmedi. hiç galibiyet beklenmediği anlarda ise sürpriz galibiyetler alıyor ve beklenmedik sevinçler yaşatıyor. dört senedir en ufak bir taktiksel dirençle karşılaştığında takımın dağılıp gitmesi gerçekten düşündürücü. bu camia çok final maçı gördü, çok geri düştüğü anlar yaşadı; ancak hiçbirinde taraftarına bu kadar korku ve umutsuzluk hissettirmemişti. uzağa gitmeye gerek yok; 2019’daki başakşehir şampiyonluk maçı veya 2012’de kadıköy’deki süper final... o günlerin başında okan buruk olsaydı, muhtemelen bugün müzemizde iki şampiyonluk eksik olurdu.
hissettirdikleri o kadar tuhaf ki; giderse fenerbahçe’nin ligi domine edeceğinden ne kadar eminsem, kalırsa bize yine mutluluklarla beraber ağır hezimetler yaşatacağından da o kadar eminim. b planının olmayacağından ve hatalarından ders çıkarmayacağından artık şüphem yok. gelinen noktada hem başarılar hem de başarısızlıklar tamamen kendi eseridir; bireysel performansıyla takımı taşıyan oyunculara ne kadar şükretse azdır. maalesef üzgünüm hocam; bana artık güven vermiyorsun ama sen gittikten sonra kulübün bir fetret dönemine gireceğini de çok iyi biliyorum.