tam anlamıyla ölüp ölüp dirildiğimiz maç. neyse ki ölmedik. maçın 2 kırılma anı var:

1. davinson'un yaptığı saçmalık. zira bu saçmalığı yaptığı dakika itibariyle biz oyunu dengelemiştik ve juventus'un da agresifliği, iştahı kesilmişti. çok güçlü olmasa da rakip kaleyi tehdit etmeye başlamıştık. tam devreyi 0-0'a bağlayacakken adamlara can suyu verdik. belki de devreye gol atmadan girseler spaletti, roma maçını düşünmeye başlayacaktı.

2. 50-65 arası olan bölüm. juventus'un kırmızı gördükten sonraki durumunu biz cezalandıramadık. barış alper'in özellikle çok başrol olduğu bir sekans oldu burası. burada fişi çekebilirdik net biçimde.

70-95 arası zaten tamamen bir ambale olma haliydi. götü başı dağıttık yani. bu arenada bunlar ilk defa olmuyor. barcelona, psg falan gibi nice takımlar yaşadı bunu. o bölümde tek düşündüğüm ''umarım maçı uzatabiliriz'' oldu. çünkü eksik olmasına rağmen özgüven ve enerjiyle juventus adeta kafamıza bastı. o bölümde juventus'lu oyuncular ne isterlerse yaptılar, ne isterlerse. o noktada oyunun durması, nabızların düşmesi çok önemliydi.

bu maçın hikayesini juventus değil, bizim 65'e kadar çekemediğimiz fiş yazdı. neyse ki günün sonunda mutlu olan biz olduk.

Kayıt Ol