trabzon’un enerjisi 90 dakika bizi hapsetmeye yetmeyecektir. genel olarak ortada geçen maçı biz 70 sonrası fizik üstünlüğünüzle alırız diye düşünüyorum. muslera müthiş oynuyor. sallai de iyi. ama yunus-barış-sara resmen fecaat. hayrola sonumuz.
barış alper'in yanılmıyorsam ilk yarıda hücum adına yaptığı olumlu hiç bir şey yok gerçekten garip bir oyuncu ortası yok. takım genel olarak uyudu fakat bazı oyuncular şampiyonluk gelmiş ve formalite maçı oynuyor gibi takılıyor. şansın ve muslera'nın yardımıyla 0-0 devam ediyor. akıllı oynayıp kazanmamız gerekiyor.
rakibin hucumcusu cm ile ofsayta kalmasa, muslera son anda 2 top çıkarmasa, kafa vuruşları direkten dönmese suan maç 3-0’dı. beraberlik yetiyor evet ama bu futbol bize, şampiyonluk maçına yakismiyor. üstelik rakip rotasyon yapmışken. bunun adı rehavettir başka bir şey değil.
kafayı yicem trabzon 1-0 öne geçtiği fener deplasmanında şöyle top oynamadı. kaleye gitmedi 45 dk.
bu sezon özelinde, bjk derbisinden bu yana beklentimi en düşük tuttuğum maç bu maçtı. bu sebepten hiç stres yapmıyorum. aylar önce en kötü senaryo ne olur diye kafamda kurmaya başladığımdan beri ts ve göztepe maçlarına 0 yazdım. geçen hafta puan farkı 8 olunca tamam işte dedim tam galatasarayın gevşeme maçı olur diye tezimi güçlendirdim. biz gevşemeden yapamıyoruz her sene, son periyoda girince bir gevşeme maçımız mutlaka oluyor. ts rotasyon yaparak maça çıkınca, büyük bir kesim galatasaray 3-5 atar demeye başladı, dedim ki 3-5 ciler de geldiğine göre eksik parça tamamlanmış oldu ve puan kaybı kaçınılmaz hale geldi. ikinci yarı ne olur bilmem, puan yada puanlar alırsak benim için süpriz olur ve acayip mutlu olurum. kayıp yaşarsak kendimi buna alıştırdığım için aşırı bir sinir stres yaşamam diye düşünüyorum.
as oyuncularıyla başlamayan trabzon’a ilk yarı en az iki gol atmamız gerekiyordu. belli ki futbolcular da ciddi bir rehavet var.
ilk yarısı itibariyle 10 dk dışında sahada korkunç bir şey var. sanki aylardan mart ve kasımpaşa deplasmanındayız. osimhen ve barış’a uzun top sıkıp duran bir muslera izliyoruz.
okan hoca “11 zaten belli, bari farklı bir şey oynayalım da kupa için biraz suyu bulandıralım.” gibi bir düşüncede mi sorusu aklıma geliyor.
rakibe cesareti biz verdik. lig boyunca en fazla kaleciye döndüğümüz maç budur muhtemelen. başlarda bir kaç pozisyon bulduk, belki gol de olabilirdi ancak son 15 dakikada ciddi saldık oyunu. fazla rehavet var bizim takımda. umarım pişman olmayız.
ilk yarısı 0-0 tamamlanan, sıkıcı şekilde ilerlerken son bölümünde trabzonspor'un gole yaklaştığı karşılaşma.
rakip rotasyon yapmış, biz ise ideal 11'le beraberliğe razı çıkmışız. ikinci yarıda klasik oyunumuza dönüp rakibi bunaltmalıyız. muslera'nın degajlarından bir kere pozisyona girdik iki kere de pozisyona girmeye yaklaştık ama sadece bu sezon değil okan hoca geldiğinden beri çok az kullandığımız bir plan olduğu için bundan vazgeçmemiz daha hayırlı olacaktır. lemina-lucas-sara üçlüsü birbirinden çok uzak oynuyor alanı gereksiz genişletiyoruz ona da bir ayar çekmek şart. barış alper zaten uzun süredir kötü ama iki ıslıklandı diye hemen koşulsuz savunmaya geçilmişti, bugün ilk yarıda yine çok kötü oynadı.
bunlar dışında pek bir sıkıntı yok aslında ama 'rehavet' gibi ezber kalıplara sığınmaya meyilli bizim taraftar. iki maç üst üste aynı rakiple oynayacağız, puan avantajımız ortada ve oynayacağımız ikinci maç bir final müsabakası. bu tabloda biraz ağır tempoda oynamak normaldi ama artık galatasaray'a yakışan, daha iyi bir oyunla ikinci devrede gol ve goller bulmalıyız. dk 55 olmadan yine duran toptan falan 1-0 öne geçersek trabzon ufak ufak oyundan düşmeye başlar zaten.
çok net kaçırdık.
barış çok iyi ortaladı ama yunus bomboş pozisyonda çok kötü vurdu.