yıllar önce tromsö'ye elendiğimiz maçta oradaki saha bataklıktı adeta. bazı zeminler bazı futbolculara uymuyor. bu maçta da kötü zemin ve hava koşulunda bir iki futbolcunun uyum sağlamamasını anlardım ama tüm takım çakıldı. örnekli anlatmam gerekirse demek ki benzer suda yaşayan akvaryum balıklarımız varmış. bizim takım tuzlu su balığı. tuzlu suda iyiyiz ama tatlı suda afallıyoruz. olmuyor. akvaryumu olanlar bilir mesela tatlı su balığını yine başka bir tatlı su akvaryumuna koyduğunda ısıyı ne kadar doğru ayarlarsan ayarla afallar. bizimkiler adeta farklı suya girmiş gibi oldu.

bizim takımda hiçbir futbolcu bu hava ve zemine uyumlu değil! bunu gördük.

böyle hava ve zeminlerde aklıma hep oghenekaro etebo geliyor.* belki genel için kendisi gibi bir oyuncuya ihtiyacımız yok ama böyle zeminlerde ve havalarda kendisi gibiler şart.

maçın kızgınlığını atlatmak ve sakinleşmek için 2 saattir duolingo ile ispanyolca konuşma egzersizi yapıyorum. anca sakinleşiyorum. saçmaladıysam kusuruma bakmayın.*

normalde yapılmaması gereken bir maçta, fenerbahçe’ye yenildik ve kupadan olduk. eminim futbolcular da aynı görüşteydi. çokta istemediler ve yenildiler. tıpkı geçtiğimiz senelerde beşiktaş’dan 5 yediğimiz bir maçın benzerini oynadık.

içiniz rahat olsun. biz hala fenerbahçe’den iyi takımız. 1-2 takviye yapabilirsek, yine rahatça şampiyon oluruz.

fenerbahçe'nin gayretinin kaderi uygun şansları vermeye razı ettiği maç. iki takım için de futbol oynamanın zor olduğu bir ortam vardı. iki takım için de iyi futboldan bahsetmek yanlış olur. yine genel kanının aksine, iki takım da aslında büyük bir mücadele vermiştir. sadece fenerbahçe'nin verdiği mücadele ve istek bizimkinden daha fazls olmuştur. bu da fenerbahçe'ye biraz kaleci ikramı olan iki gol pozisyonu imkanı vermiştir.

musama, guendouzi ve kerem hariç yerli futbolcuları gerçekten sahaya ekstra fiziksel güç koydu. söz konusu ekstra güç iyi ya da kötü oynamaktan bağımsız, özellikle bu şartlarda katkı sağlayacak bir güç. bizim tarafta biraz torreira, biraz da barış alper dışında bu ekstra katkı olmadı.

bu da bizi, bu şartlarda, aşırı zayıf bıraktı. yağmurun hiç durmadığı, rüzgarın bir o taraftan bir bu taraftan şiddetle estiği, sahanın sürekli ağırlaştığı bir günde bu durum görüntü olarak fenerbahçe'yi sahada daha derli toplu gösterdi. detaylara inince de sahada epey güvenli alanda bıraktı.

11-7 ya da 11-8 değil de 13-11 ya da 14-11 gibi bir eksiklik yaşadık maç boyu. pozisyonundan kopuk şekilde pozisyona hücum eden bir ya da iki futbolcunun varlığı bizi kilitlemeye yetti.

fenerbahçe de kendi futbolunun çok dışında bir oyun oynamadı aslında. ama köşe vuruşundan gelip havuza düşen topu yakalayan guendouzi'nin vuruşunda top o kalabalık içinden dümdüz köşeye gidince, günay da pozisyonu tam süzemeyip kalenin ortasına doğru birkaç adım atmış bulununca golü yemiş olduk.

ikinci yarının başında, doğru ya da yanlış sahaya bir hamle yapılmışken, bir köşe vuruşunda adam paylaşımında vurdulan top; günay'ın eskilerden morgan de sanctis'i hatırlatan laglı müdahalesinden önce ağları bulunca 2-0 ile fenerbahçe yolun yarısından fazlasını geçmiş oldu.

o saatten sonra ancak mucizevi bir sekans bizi tekrar maça ortak edebilirdi ama çaresizlik o kadar büyüktü ki; kalan dakikaları izlemek bizim açımızdan acı vericiydi...

önümüzdeki bir aylık fikstür hem yoğun hem de kritik maçları barındırıyor. bu fikstür öncesi kötü bir akşam oldu. hem teknik heyet hem de futbolcuların işi epey zor olacak bu bir ayda.

ne kadar çıkabileceğimiz de sezonun geri kalanındaki yolumuzu çizecek...

x

takımın en çok ikili mücadele kazanan oyuncusu sane.

yunus bir tane bile kazanamamış.

kaç aydır doğru düzgün top oynamıyoruz, ikinci yarınlarda hep oyundan düşüyoruz. takım iyiye gitmiyor. bunu söyleyince bazılarına dert oluyoruz ama takım rehavete kapılmış ve bunun tek açıklaması sakatlıklar eksiklikler vs değil.

bu sene daha bir tane derbi kazanamadık. eğer sen rakip kadar mücadele etmezsen kazanamazsın. bu kadar net. eskiden fenerin kadrosu gerçekten çok kötüydü. onlardan belki 1 belki 2 oyuncuyu bizim ilk 11'e koyardım. şimdi iş değişti. rakibin bizim kadar iyi kadrosu var ve daha geniş. o yata yata kazanırız modundan çıkılması lazım en acilinden.

son olarak kupa önemsizdi, yok gazoz kupasıydı diyenlere lafım. burası galatasaray. ortada ne kupası olursa olsun bizim almamız gerekir. hele hele fenere karşı. bahane asla kabul edilemez.

tedesco’nun okan hocaya adeta futbol dersi verdiği maç. fenerbahçe her anlamda bizden üstün ve istekliydi. doğru kadro ve doğru taktikle oynadılar. doğru zamanda doğru değişiklikleri yaptılar. bizden fazla mücadele ettiler ve maçı istediler. gerektiğinde tebrik etmeyi de bilmek lazım. bu tedesco okan hocayı ligde evimizdeki maçta da yener. ligin ikinci yarısında da kolay kolay puan vermez kimseye. burada dursun. iki takım arasında ciddi bir teknik direktör farkı var. bu fark da oyuna ve sonuca yansıdı. maç daha düzgün şartlar altında oynanmış olsaydı daha farklı bile kaybedebilirdik bu anlayış ile.

inşallah başta okan buruk ve futbolcular sonra da taraftarın bazılarına ders olan maç olmuştur.

yönetimi galatasaray ile alaka kuramadığım için yazmadım. umurlarında bile değil çünkü.

umarım herkes bunlara kaybedince ne kadar çirkinleştiklerini görmüştür. sadece 1 maç kaybedince bile neler neler yapıyorlar iyice gördük. zaten bir önceki sezon 100 puan aldık, sizi yendik asıl şampiyon biziz demeleri yeterliydi ama unutmuşuz demekki.

sen unutursun onlar unutmaz. adamların kuruluş, varoluş, yaşama amacı seni yenmek üzerine. seni yenip pislik yapmak üzere. onlardan daha az motive olduğun an kaybediyorsun. maçın daha 5. dakikasında penaltı ile alakası olmayan pozisyonda nasıl hakeme saldırdılar gördük. ulan ben futbolcu olsam o andan itibaren bunların anasını ağlatmazsam adam değilim derdim. hepiniz mi minnoştunuz lan yazıklar olsun.

karşında fethiyespor bile olsa önlem alıyor. fenerbahçe ya da tedesco ekstra 1-2 şey dışında ne yaptı ki bu kadar çaresiz kaldınız? hadi o da kabul diyelim bizi kitlediler, hiç mi ortadaki topu bile almak için çaba sarfedilmez.

yok abi kim ne derse desin, bu maça "nerden çıktı" gözüyle bakılmış. yazıklar olsun size ki şu sevimsizlere kaybettiniz.

bizim çok objektif kitleye de ders olmuştur inşallah. sen bunların herhangi bir durumuna acıyorsun, ama öyle böyle diyorsun o ise ilk fırsatta analı avratlı yapıştırıyor. bunların genlerinde var bu. iyi oldu iyi. hakedene hakettikleri gibi yazıp çiziyorlar sosyal medyada. "muhalif" başkanları iyi yapıyor size.

gs Vector Logo

inanılmaz motive olmuş,teknik ve taktik olarak iyi hazırlanmış ve mücadelesiyle kupayı ne kadar istediğini gösteren takım ile bunların tam tersi özelliklerine sahip iki takımın mücadelesinde hak edenin kazandığı bir maç oldu. şapkayı önümüze koymak lazım. karşı taraf çok önem verdi. bunu en basit tabirle dağıttıkları yağmurluklarla bile gösterdiler. iki yeni transferin bu maçta oynaması, afrika'dan özel uçakla futbolcu getirmeleri her şeyi ortaya koyuyor. tabii osimhen olsa farklı olur muydu ona da bakmak lazım. her şeye rağmen bir daha görmek istemeyeceğimiz bir galatasaray izledik. umarım bir daha bu kadar pasif kaldığımız bir maç oynamayız.

goooooooooooooooolllllll

genduuuuuziiiiiiiii

dün dışardaydım yazamadım, içimde kalmasın

bu maç %100 okan hocaya yazar. nedenini söyleyeyim: adamın olimpiyat stadıyla ilgili bir sorunu var ve kesinlikle orada maç yapmak istemiyor. ligin en basit takımlarıyla bile o stadta oynasak zorlanıyoruz. çünkü hocanın ruh hali futbolculara birebir yansıyor. zaten 3 yıldır her şeyi başarmış bir oyuncu grubu ile oynuyoruz. bunun yanı sıra her sezon bir dolu transfer yapsak da takımın iskeleti büyük oranda aynı isimler ve bu isimler her türlü fedakarlıkla sürekli olarak oynuyorlar. yeni transferlerden osimhen dışında bu iskelete dahil edebildiği isim olmadı maalesef hocanın. bunu da hocaya eksi olarak yazıyorum. aynı zamanda hocanın istediği oyuncuların alınmasını da anlamıyorum. bugün fabian ruiz için 40 milyon euro gibi rakamlar konuşulurken biz singo’ya 30 milyon euro verdik. ruiz’in bize gelip gelmemesi ayrı bir konu piyasa değerinden bahsediyorum. ben dünyada hiçbir takımın herhangi bir sağ beke gözü kapalı 30 milyon euro verebileceğini düşünmüyorum. bu nedenle kadroya takviye yapılacaksa her bakan gözün görebileceği eksiklerimiz üzerinden takviyeler yapılmasını temenni ediyorum. kaybettiğimiz derbinin ise ligin geri kalanına ya da bundan sonraki performansımıza etki edeceğini düşünmüyorum.

« / 94 »
Kayıt Ol