sonucuna çok anlam verilmemesi gereken karşılaşma. bir sene önce benzer maçta süper kupa'da beşiktaş'a van bronkhorst'a da kaybetmiştik. sonu noldu? van bronkhorst kovuldu. aynı şey todesco'ya da olacak. başarısız olup kovulacak. bu maçı çok dert edinip karamsarlığa kapılmamamız lazım bence.
sakinlediğimize göre yazabiliriz. bizim takım prensesler gibiydi baba evinde. saha ve hava koşullarına kimsenin uyum sağlamadığı bir maçtı. fenerbahçe sahaya uygun şekilde çıktı, açıkçası doğru düzgün bir top da oynamadan 1 uzaktan şut ve 1 duran top ile maçı aldı.
zaten bu kadar kötü koşullarda ancak böyle olurdu. geriye düşen takımın organize olmasının çok da mümkün olmadığı koşullarda bizim en büyük hatamız hala ayağa pas ile atak yapmaya çalışmaktı. kanada açılan barış ve sane ile ortadaki yunusun araları çok açıldı, zaten pas isabeti zor olan sahada sürekli verkaç yapmaya çalışırken top kaybı yapıp durduk. eveleyip gevelemenin bir anlamı yoktu ama biz hep eveledik. cezasahasına 2 tane düzgün havadan top attık birinde icardi indirdi davinson tıklayamadı, diğerinde kazımcan kaleağzına indirdi yine bizimkiler tıklayamadı. başka da pozisyonumuz yoktu. çünkü bu şartlar altında öyle verkaç yapayım çalım atayım futbolu yemezdi.
kaybettiğimize üzülmedim. ama bu saha şartlarına hiç bir şekilde adaptif bir oyun oynamaya çalışmamamıza inanılmaz sinirlendim. yoksa fenerbahçe yine top oynamadı. ama buradan alınan gaz ile zaten geniş olan kadrolarına ekleme olarak muhtemelen sağlam para verip iyi de bir forvet alacaklar, biz de şampiyonlar liginde yıprandıktan sonra dar kadromuzla ligde kayıp vermeyelim diye dua etmeye devam edeceğiz. adamlar ocak ayının başında yaptıkları 2 transferin biriyle yarıfinali, diğeriyle de finali aldılar. bugun gendouizi olmasa muhtemelen fener kilidi açamayacak, maç da böyle sonuçlanmayacaktı. aldıkları adamlar dünyanın en iyi oyuncuları değil, harcadıkları miktarın doğruluğu da tartışılır ancak her sene aynı aptalca senaryoyu izlemekten sıkıldım. adamlar ocağın ilk haftası 2 transfer bitiriyor, biz daha dönem başlamadan aralık içindeyken 28 ocağı bir mihenk olarak belirliyoruz. bu kelepir transfer işinden sıkıldım artık. paranın yettiği ölçüde adamı doğru zamanda getirmedikten sonra son gün geleni messi olsa ne yapayım ben? illa ocak içinde puan kaybedip feneri lider yapıp sonra rahatlayacağız. yıllardır aynı teraneden biz bıktık yönetim bıkmadı.
haa bir söz de okan hocaya. hocam aman kaan üzülmesin, günayın canı sıkılmasın diye diye bizim canımızı da kendininkini de sıkıyorsun. günayı çok seviyorsan düğününde oynat. uğurcan trabzon maçında 2 tane çok kritik top çıkardı. onlar olmasa belki o maç da öyle farklı bitmeyecekti. kritik anda takımı o tuttu. ama sen bunları ciddiye almayıp bugün zaten son maçında bizi şampiyonlar liginde de 3 puandan eden günayı sırf üzülmesin diye ilk 11 oynatıyorsun. o da saçma sapan bir gol yiyip takımın bütün ayarlarını bozuyor.
hangisi daha önemli? oyuncuların keyifleri mi yoksa galatasarayın hedefleri mi? bu seviyeler böyle maceraları kaldırmaz. herkes kendine gelsin, yeter artık.
yunus'u, sane'yi, eren'i ve sallai'yi hiç bu maçtaki kadar kötü görmedim. sakin kafayla yazıyorum bunları. hepsinin en kötü galatasaray maçıydı bence.
bunun yanında galatasaray fener'i hep milimleri hesap ederek, saniyeleri düşünerek yenmişti. bugün bunu biz değil rakip yaptı. her saniye bizden konsantre göründüler. bu can sıkıcı.
giden süt kupası oldu, fener'e yenilip onları mutsuz etmek de üzücü. bunlar geçer. ancak fener'e yeterince konsantre olamamak geleceğe dair düşündürücü. her şeyini kenetlenerek ve konsantre olarak kazanmış bir camia, kupa maçında fener'e karşı daha az motive görünüyorsa oturup düşünmek lazım.
yenilgiye mazeret bulmak gibi olmasın ancak o saha ve koşullarda kuzey takımları bile doğru düzgün top oynayamaz. teknik kapasitesi yüksek, ayağa, organize oynayan takımları doğrudan dezavantajlı kılan bir ortam oluşuyor ister istemez. bu durumda da istek, direnç, motivasyon, fizik kapasite, güç gibi diğer faktörler ön plana çıkıyor. bunlar da karşı takımda daha fazla vardı ve kazandılar. orada 10 maç yapsak muhtemelen 2-3'ünü anca kazanırız zaten. ha bu sadece fenerbahçe ile ilgili de değil. bizden sert olan her takım bizi orada harcar. bu ikinci ligden bir takım bile olsa fark etmez. dönersek bizim açımızdan bu tür vur, kır, parçala maçlarını kazanmayı sağlayacak daha diri ve güçlü oyunculara ihtiyaç var. özellikle de orta sahada. zaten en büyük fark da o bölgede oluştu. bu saha ve koşulllarda elde sane, yunus gibi dribblingçi ve inceci oyuncular, ileride icardi gibi yumuşak bir forvetiniz varken bu tür dövüş maçlarını kazanmanız zor oluyor. bize sertlik katacak lemina, barış ve sallai gibi oyuncular da maalesef performanslarının çok altında kalınca sonuç kaçınılmaz oluyor. zira karşıda ismail, levent, guendouzi, skriniar, oosterwolde gibi ayı boğan oyuncular vardı. örneğin onlarda da asensio gibi teknik bir oyuncu silindi gitti.
bu maç özelinde enseyi çok karartacak, rakibi ve oyuncularını göklere çıkaracak bir durum yok. ara transferi elimize yüzümüze bulaştırma ihtimalimiz beni daha çok ürkütüyor mesela.
herkes kabul etmeli ki bizler gibi takım da çok gevşekti. hoca takımı iyi hazırlayamamış ve oyuncular da olayın ciddiyetinde değildi.
rakip bize top oynatmadı mı, biz mi oynamadık?
ben rakibin bizi oynatmaması seçeneğini oylamak isterim iyimser olarak. eğer ki yok biz oynamadık dersek ben de ne oynamaya çalıştık ki derim.
zemin ağır, takım kısa, forvet hareketsiz.
ne yapmaya kalksak elimizde patladı.
görüldü ki yine icardi bu takımın 3. santraforu olacak durumda.
görüldü ki yine bize net sert orta saha lazım. çok yumuşağız. beğenmediğimiz ismail göbeği aldı.
sağ bek yok, 2 kanat forvetler ters ayak. adamlar göbeği kapadı, özellikle sane'yi üçlü sıkıştırdı ve barış'a alan tanımadı. 2 stoperi sabit kaldı ve yeni fransız ön liberosu 2 stoperin önüne gelerek komple pas yollarını tıkadı. yunus gezemedi, icardi alan açamadı ve sonucunda pres yedik.
yediğimiz iki gol de duran top sonucunda geldi. birinde hızlı başladılar ve uzaktan vurdular, diğerinde icardi ostervolde'yi savunamadı.
burada işte konsantrasyon eksiği ve maça hazırlanma süreci ortaya çıkıyor.
hele ki levet'in soldan alarak içeri girdiği pozisyonu izledikten sonra tamam biz olmuşuz dedim. herkes eve gitmiş çoktan.
ya hocam hala sağ beke kaan atıyorsun. ben utanıyorum, gözüme uyku girmiyor. sen nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun.
sallai-sanchez ikilisi kadar savunma uyumsuzluğu çeken takım tandemi görmedim ben. sallai bek değil dedikçe zorlanıyor orada oynamaya. alternatif yok ki. bu adam bana göre 2. forvet olmalı. oraları karıştıtmalı ve prese katılmalı. ben maçın adamı olur diye düşündüm çünkü çok formdaydı. ama defoları ortaya çıktı. savunma yetisi yok.
yani artık söyleyecek çok bir şey de yok. adamlar bizden daha iyiydi ve temiz bir galibiyet aldılar.
sezon başında orta sahaya “berkan” ve kaan ayhan var diyerek oyuncu almamayı tercih eden okan hoca’nın ezim ezim ezildiği maçtır. berkan konya’ya gitmiş, kaan ayhan ise evde yok. rakipte talisca falan yedek giriyor. bizde icardi sakatlansa santrfor yok. halen daha bir 10 numara, bir dripling yapan merkez oyuncusu ve yesek santrfor eksiğimiz var. bu kafayla 3-4 haftaya kamaz liderliği de veririz.
olusan bu gevsekligin sebebi nedir bilmemekle beraber olayin kisir dongusunden kaynakli olabilir diye dusunuyorum. sampiyonlar ligi asla bir hedef degil, azicik gercekci kimse buna inanmaz. lokal her seyi zaten defalarca kazanmissin, bir de ustelik bu donem 3 senedir her seyi kazanmissin. sanki biraz kacinilmaz.
fenerin gercek sampiyonluk adi altinda basarimiza laf ettigi sezon ismail kartal sezonuydu, o bitti, yenisi geldi, gecen sene onu da kazanip 5. yildizi takinca sanki herkes bir doydu. fener eskisi kadar rahatsiz etmiyor. bu bence tum camiada var.
burada onemli olan nasil kaybettigin. biz simdi bu sene yine boyle ciddiyetsiz devam etsek bile kadroyu kesinlikle guclendiriyor olmaliyiz, yoksa giden bu sene degil 5 sene 10 sene olur. herkes bunun farkinda olmali.
uyku tutturmayan maç. sinirim tavan yapmış durumda. kime nasıl kızacağımı şaşırdım. okan hocaya ayrı oyunculara ayrı ama en büyük sinirim yönetime.
yunus’un henüz zorlu şartlarda veya sert & gergin maçlarda 10 numara oynayamayacağı sanırım anlaşılmıştır. haftalardır zayıf anadolu takımlarına show yapınca youtuber galatasaraylılar hemen 10 numara yunus falan demeye başlamışlardı ama o iş öyle değil maalesef.
rüzgarlı ve fırtınalı havada önündeki 3 kişinin arasına dalan bir oyuncudan on numara falan olmaz. hagi, mertens, sneijder bir kere bile böyle saçmalamadılar.
santraforda icardi varken topun daha fazla ayakta kaldığı bir oyun oynamak gerekirdi. lemina ve torreira 3.bölgede, half space’lerde hayaletleşen oyuncular. neden sara gibi sürekli hareketli ve oyunu da kurabilen bir adamı kenarda oturttuk akıl alır gibi değil. oyunun açık ara en iyi bölümü torreira ve sara yan yanayken oynandı ancak hoca buna devam etmedi.
şu çok açık ki bu kupaya süt kupası muamelesi çekilmiş. oyuncuları hazır tutmak için belli süreler verildi. yunus berbatken sane’nin çıkmasını buna bağlıyorum.
ama doğru değil. mantıklı açıklaması olsa da değil. rakibine bu ivme ve özgüveni vermemelisin.
okan hoca durduk yere büyük bir eksi yedi.
bu takımda torreira-lemina birbirlerini, sara ve ilkay da birbirlerini yedekler. maça başlarken bu mantıkla başlanmalıdır. ekstra durumlar ya da maç gidişatı dışında bozulmamalıdır.
bu ciddiyetsizlik şampiyonluk kaybettirir. bu takıma acil bir kaptan lazım. korkutan, sarsan, ayıltan titreten cinsten.
we miss you muslera…