kötü oynamamıza rağmen 3.31 xg (gol beklentisi) istatistiği yakaladığımız karşılaşma. penaltısız ve bir golün kendi kalesine olduğunu unutmamak gerek. bugün 5 gol bulacak kadar üretim yaptık aslında. sadece atak şekillerimiz tatmin edici değildi ve takımda biraz isteksizlik (veya yorgunluk) vardı.
son 2 maçta saha kötü durumdaydı. sezon başlarında fizikli oyuncular fark yaratır, teknik oyuncular ise sönük görünür. bu takım, oyun kalitesini ekim sonuna doğru sahaya yansıtmaya başlar. o zaman, fizikli barış, lemina, osimhen, davidson, sallai, torreira gibi isimlerden çok; sara, yunus, sané, ıcardi gibi oyuncular hem seyir zevki hem de avrupa’da gerekli kaliteyi ve sonuçları verecektir. sakatlıklardan uzak kalıp, doğru zeminlerde daha çok oynayarak hafta hafta ilerleyeceğiz.
bir parantez de abdülkerim’e açalım: türk olması ve davidson gibi ekstra işler yapmaması yüzünden yerine stoper transferi düşünülmesi normal; bunu her türk oyuncu yaşar. ama strasbourg maçında yediğimiz gol dışında, yaz kampında ve 2 lig maçında, rastgele bir transferin vereceği katkıyı verdi. normalde sezona soru işaretleriyle ve gol yedirdiği bir durumla başlardı ama bu sefer öyle olmadı. biraz da lemina’nın, torreira ve davidson’un yükünü alması, abdülkerim’i öne çıkardı ve eksiklerini kapattı. ayrıca bu sene kampa iyi hazırlandık.
sonuç olarak galatasaray, güçlü bir fiziksel oyun ve özgüvenle 4. şampiyonluğun 1.adayı. şampiyonlar ligi son 16 hedefi içinse ederson transferi ve orta saha rotasyonu ile aralık ayında çok daha iddialı olacaktır. okan hocadan istediğim, oyunu biraz geliştirmesi. çünkü çok tahmin edilebilir olduğumuz için, karabük gibi düşük bütçeli ve düşük profilli bir takım bile young boys maçında oldugu gibi bizi ayni yolla kilitlemeyi başardı. o baski, hem gol hem kırmızı kartla bozuldu ama bu, avrupa’da fark yaratmamızı engeller. okan hocanın buna çare bulması bizi daha da ileri taşıyacaktır.
yine sezona kötü başladık, dün akşam lig maçı değil biraz eli ayağı düzgün avrupa takımı ile oynasak elenirdik mesela, elenmişliklerimiz de var.
tek bir oyun sistemi ile oynuyoruz, bu sistemi oynamakta gerçekten zor, üstün fizik, sisteme uygun isimler ve disiplin lazım.
dün hücum presi yapamadığımız gibi, pres altında topla hızlı da çıkamadık. hemde yunus, sane, barış gibi üç uçurtma varken yapamadık.
bazı şeyler işarettir, lig uzun maraton ama avrupa’da bu dönemleri affetmezler, valizi verir evine yollar seni.
bir sahil kenarında güzel insanlarla huzurlu bir akşam geçirirken arada oynanıp giden maç.
mauro icardi'nin 9 ay sonra sahalara dönüp biraz futbol tanrılarının biraz da torreira'nın jestiyle golünü bulduğu maç.
fenerbahçe'den karagümrük takımına kiralanan bir futbolcunun ilk golde hatalı olup bir de gereksiz kırmızı kart gördüğü maç.
aynı zamanda orta sahada kalabalık bir topa sahip olma mücadelesinde rakibin bacağına esnetecek kadar basma sonucu verilen kırmızı kart için tiyatro diye teneke çalınan maç.
(bkz: masaya çık tepin istersen)
bence kötü oynadığımız bir maçı geride bıraktık. ancak bunlar olacaktır. sezon öncesi, takımın alışması süresi falan derken bunları göreceğiz. her maç da zaten fullpower oynayacak değiliz. ne hikmetse maçın 3 kahramanı var. bunlar da yerlerine adam baktığımız oyuncular.
günay-abdülkerim-sallai. özellikle sallai'nin burada en zayıf halka olabileceğini düşünüyoruz hepimiz. ancak insan da bir riera örneği yaşanır mı diye düşünmekten kendini alamıyor.
hele 442 sistemine döndükten sonra daha proaktif gözüktü sallai. bir ara sol açıkta prese katı veriyordu.
günay benim için yedek kalecidir ve hep öyle kalacaktır. mükemmel bir profesyonel ve bence saha içinden tanıdığımız kadarıyla çok babacan. fakat daha iyisini getirmemiz şart. günay için artık şu bu demeye gerek yok herkes biliyor. yıllardır göz önünde duran bir adam sonuçta.
abdülkerim için ise söylenecek çok az şey var. kalitesini biliyoruz ama avrupa'da saman ederler. izledik, gördük bunları tecrübe ettik. bu bakımdan mutlaka kendisinden seri bir oyuncu katılmalı takıma.
gelelim maç içine. özellikle ilk yarı karagümrük nasıl bir kondisyon varsa 10 kişi kalmasına rağmen kendi yarı sahamızda 6-7 kişi ile bizi baskıladı. lemina-tor-sara bağlantısını birebir kapattı. bizde nokta santrafor olmadığı için baskıdan çıkamadık. osimhen olsa uzun vurup oyunu diğer yarı sahaya yıkabilirdik. yunus ve sane de özellikle ilk yarı etkisiz kalınca gümrük çok baskılı göründü. onlar da alacağı prim ne kadar fazlaysa canlarını dişlerine taktılar. sanki yıllar sonra ilk defa top oynuyormuş gibilerdi. takip edeceğiz bakalım bu takımı. madem bu kadar baskı yapabiliyorlar diğer maçlarda göreceğiz. orta hakemin 2 net hatası vardı. birincisi kırmızı kartı kendi göremedi, ikincisi gümrüklü oyuncunun eline gelen topa penaltı vermemesi. bence net penaltı. kol doğal pozisyonunda değil, çarpmış yön değiştirmiş, hiçbir şekilde kolu kaçırmak istememiş. daha ne olacak?
bir de son söz olarak burada bile yüksekten uçanlar vardı. 48 atarız, 69 yaparız gibi fantastik düşüncelerde olanlara bu maç ders olsun. maçın 3-0 bitmesi tamamen şans işiydi. gümrük beraberliği yakalasa kan kusacak dakikalara girecektik.
maçlar oynanmadan kazanılmaz. maç başında da dediğim gibi 1-0 olsun güzel oyunla olsun.
3 golle 3 puan aldığımız 2. maç