büyük futbol dehası okan buruk'un hediye ettiği bilmem kaçıncı maç. ya şu osimhen yokken bir tane maç kazanacaktın be, bir tane maç. onu bile beceremedin.
sağ ayaklı barış solda, sol ayaklı sane sağda oynadı her zamanki gibi. hadi kenardan girecek oyuncu yok, şunların kanadını bir değiştirmeyi bari akıl etseydin be adam. 2 oyuncuda ters kanatta oynadığı için bir türlü çizgiye inemiyor sürekli içeri kat ediyor. çizgiye inmek rakip defansların bütün dengesini bozar çoğu zaman.
barış alper golü de sağ kanatta sağ ayakla attı, anlayana.
kazımcan'ın girmesi bile ne kadar fark etti gördünüz. çünkü çocuk solak ve solda oynadı. bu kadar basit.

ligde oynanan son 5 maç performansına göre takımlar sıralandığında 17. sırada bulunan, ana kadrosundan 4-5 eksikli, hocası cezası sebebiyle kulübede olmayan gaziantep futbol kulübünün galibiyeti 20-30 santimle kaçırdığı maç.

bu takım bu maçı kazanmak için bile tribünlerin üst üste alt alta olmasına, havaların güneşli olmasına, fikstürün haftada bir maç yoğunluğunda olmasına, gezegenlerin hizalanmasına falan ihtiyaç duyuyorsa yaşanan yangın ve verilen tepkiler az bile...

yediğimiz gol, hem penaltı hem goldü. ciddi konsantrasyon eksikliği ile yedik golü.

şu uzun taç organizasyonundan sonunda gol bulduğumuz maç. uzun zamandır hatırlamıyordum ve artık sinirimi bozuyordu bu uzun taç merakı, en sonunda işe yaradı.

onun dışında geçen sezon da sezon başı oyunumuz ve sezon ortası dönüş oyunumuz kötü, tat vermiyor idi; bu sezon da öyle. kendimiz gibi oynamadığımız için de sürekli puan kaybediyoruz. sezon başını anlarım da sezon ortası millet futbolu mu unutuyor anlamadım gitti. pas hataları, birbiri ile anlaşamamalar vs.

örneğin geçen sezonun ocak ayında oynadığımız 7 maçtan 3 galibiyet çıkarabilmişiz. 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet var; tüm kulvarları göz önüne alırsak.

bu sezon da farklı değil. şu ana kadar 4 maçta 2 galibiyet 1 yenilgi 1 de beraberlik aldık. iki şampiyonlar ligi maçından da yenileceğiz gerçekçi olalım ki; süper lig'de ise kazanırız. 7 maçta 3 galibiyet 3 yenilgi 3 beraberlik olacak.

afrikalı oyuncu probleminden mi kaynaklanıyor, başka bir şey mi; irdelenmesi gerek artık. iki sezondur en çok yara aldığımız dönemlerin başında geliyor bu aylar. haliyle ben o kadar karamsar değilim. bizimkiler futbol oynamayı hatırladığında ve eksikler geldiğinde eskisi gibi baskılı oyuna geri döneriz. nazar boncuğu olsun, ne yapalım.

maç çok sıkıcı olduğundan kesit kesit seyrettim, doğru düzgün koordineli atağımız bile çok azdı. top kontrolü eksiklikleri, paslaşma yanlışları, rakibin pas opsiyonunu kapatamamalar vs. rezalet oynadık. şampiyonlar ligi seviyesinde bu oyun oynansa fark yerdik.

utanç verici bir oyun ortaya koyduğumuz müsabaka. bu kadar kötü oynayabilmek, hem de bir sürü eksiği olan bir takıma karşı, kabul edilebilecek bir durum değil ne yazık ki.

ipler 18 ocak 2026 tarihiyle birlikte, jesus’un lig başlangıcı hariç, tamamen fener’in eline geçmiş durumda.

liderliği vermiyoruz ancak hangi takımın fikstürünün zor olduğu da açık. içeride antep’i yenemeyen takım o yoğun maç takvimiyle deplasmanda trabzon’u beşiktaş’ı göztepe’yi yenemez. hakkımızda hayırlısı ancak fazlasıyla üzücü ve umut kırıcı bir maçı geride bıraktık.

kulübe bomboş, sahada güvendiğimiz isimler üretkenlik sağlayamıyor. oyun olarak sahada hiç bir şey yok, en üzücü kısmı da bu.

geldiğimiz noktayı fener yenilgisiyle açıklayamıyorum, öyle bir etkisi olduğunu da düşünmüyorum. ama pesimist modunu maalesef aşamıyorum ve ligin sonunda ipi göğüsleyeceğimize gün itibariyle inanmıyorum maalesef. gün yangın ve umutsuzluk günü.

« / 41
Kayıt Ol