iyi oynadığımız ilk yarıda 3-1 gerideyiz.
şampiyonlar ligi böyle bir şey, her saniyenin, her faulün, her pozisyonun değeri altın.
1-1 geçersek 2. yarı alırız diye düşünürken, 5 dakikada 2 gol daha yiyip havlu attık, futbol bu belli olmaz tabi ama, bu maçta forvetsiz fark yaratmamız zor,
alkmaar’dan yediğin 3 golle bu maç bir değil. iyi bir planımız vardı. o planı da doğru oynadık. anların tamamı aleyhimize gelişti. burası şampiyonlar ligi bunlar olacaktır.
dağılmadan oyunumuzu oynamaya devam edelim yeter ikinci yarı. ordan da ne çıkarsa bahtımıza.
eldeki kadroyla cikilabilecek en dogru sekilde ciktik. sayilmayan 1 golumuz var faul bile olmayan pozisyonda. barış'ın burak yilmaz, hakan şükür tarzi ucarak attigi gol güme gitti.
sane etkisiz gorunuyor ama, sane ve ilkay birbirlerine yaklastiklarinda 4 kisi birden basiyor bu ikiliye.
2. golde ekran basinda resmen anırdım. eren adama yanaş diye orta acmadan once. adam tertemiz orta yapti. halbuki arada 3 adimlik mesafe vardi.
bu mac nasil doner? abdulkerim oldugu yere, singo sag beke. sallai sag one. sane cikacak. yoksa sane patlayici kosu, hizli verkac yapmadigi surece etkisiz kalmaya devam edecek cunku etrafina hemen 2 tane adam yanasiyor.
ılk yedigimiz golde de, attigimiz golde nasil yunus icin olmuş bu, bu seviyenin adami dediysem, lafimi aynen geri almasini bildim. orada o sekilde pas verilmez.
bir de allah askina artik geride su ceza sahasi onunde sacma sapan riskli paslasma isini birakalim ya. yemiyorlar artik o isleri kimse. bir de rakibi kendi ustune cektin de ileriye top atacak adam var sanki.
bunlar 45 dakika adam akıllı top oynamak yerine şimdi sallayacaklar maçı. konsantrasyon ve moral sıfır olacak. gelsin 6-1!
ağır saçma ilk yarı. yunusun hatası ile saçma bir ilk gol. ondan daha saçma üçüncü gol. yemin ederim sinirden kafayı yiyecem. böyle yenilmek çok koyuyor.
gol beklentisi 0.41'e 0.50 ama 3-1 gerideyiz. burada frankfurtluk bir şey yok biz çok kolay gol yiyoruz. topun değerini bilmiyoruz. girdiğimiz pozisyonların kıymetini bilmiyoruz. kendi kalemizin önünde saçma sapan işlere girişiyoruz.
sen kalenin önüne kadar gidip gidip dönüyorsun, adam geliyor şutunu çekiyor atıyor. bıktım ya karşı kaleyi görüp topun singo'da bitmesinden. at en azından içeri bir görelim ne olacak.
avrupa'da yine kronik biz. biz bu senaryoyu hep mi yaşamak zorundayız? iyi başlarsın öne geçersin farkı alabilecekken amatörce pozisyon harcarsın sonra saçma bir hata yapar golü yersin ve dengen bozulur ve peşpeşe golleri yersin. biz buyuz ve kronikleşti bu huyumuz.
ulan yunus! savunmada ayağının ucuyla pas mı verilir! o hatadan sonra yunus oyundan düştü bir de.
sane ise bazı şeyleri bilerek yapıyor ya da yapmıyor gibi. barış da tuhaf. bir kontra fırsatımız doğdu maçta top buna geliyor bu mıy mıy topa gitti. o sırada öne koşu atan bir oyuncumuz var ona hızla tek pas atsa karşı karşıya kalacak.
galip bitireceğimiz, rahat giden maçın yine birkaç dakika içinde içine ettiler bizimkiler.
dejavu!
şanlı gs’min mükemmel oynayıp 3-1 geride olduğu maç. ben oynadığımız oyundan çok memnunum. 90 dakika aynı kadro ile devam edelim bu maçı çeviririz buna inanıyorum.
taktik doğru
mücadele var
ama bireysel hatalardan golü yedik
ilk yarıyı 0-2 kapatacakken, 3-1 geride giriyoruz. olacak iş değil.
bu akşam bir monaco böyle bomboş goller yedi bir de biz. onların da rakibi club brugge'dü ki adamlar gerçekten güzel oynuyorlardı. sorun 4.senemize girerken hala bu takımlara dahi diş geçiremeyen sistemsizliğimizde.