puan alman gereken maçta puan bıraktın işi daha ilk maçtan sıkıntıya soktun averaj için bile. tam galatasaray alışkanlığı. şimdi atletico dan puan almak için kendini yırtacaksın içeriden. en puan alamayacağın takımlardan. city ve liverpool zaten kafadan sıfır yazıyorsun şimdiden. 3 maçta alacağın maksimum puan 1. mutemelen 0 alacaksın üstelik. toplam 4 maç sıfır puan. allah yardımcımız olsun ne diyeyim.
avrupa kupasi maclarinda deplasmanda oynarken yeri geldiginde ya da belli bolumlerde defans yapmanin ayiplanacak ya da utanilacak bir sey olmadigini idrak edebilmemiz icin bize verilen derslerden bir digeri.
bu dersleri daha once sparta prag, alkmaar gibi takimlardan da almamiza ragmen israrla akillanmadigimiz bir diger maci oynadik.
mental olarak kırıldık. ben maçı tv den izlerken 1-1 olduğunda oyunculqrın moral olarak düştüğünü çok açık bir şekilde gördüm. kabul edemediğim bu. galatasaray takımında oynayan oyunculara tek tek bakarsak isim olarak, kariyerleri olarak böyle bir mental düşüş nasıl olur aklım almıyor. deplasmandasın, oyuna iyi başlamışsın, golü bulmuşsun. olabilir 1-1 olabilir. senin kadro kaliten daha iyi niye bu düşüş? bu kadar bireysel hata! ne desem bilemiyorum. o kadar üzgünüm ki!
yenilginin ana sebebi singo-sanchez çıkmışız gibi değerlendiriliyor. yenilen ilk gol sıfır ciddiyet ve konsantrasyonla oynayan yunus'un hediyesi. karşı karşıya kalınan pozisyonlarda kimse stopere/kaleciye tek laf edemez. yunus zaten genelde böyle bir çocuk. pozisyonların içindeyken farklı öndeymişiz gibi davranıyor. çocuğun genel beden dili ve ruh hali böyle malesef. ikinci yarı yenen goller oyunla falan alakası olmayan goller. üç tane bireysel hatadan yedin. hangi oyunla hangi taktikle bunu izah edebilirsin, eemezsin. 36.dakikada ben bu maçtan en kötü bireysel hatayla berabere çıkarız dedim. ama bireysel hatanın 'bir' futbolcudan gelmesi şartıyla.
en önemlisi şu ki, daha önce de yazmıştm, son dakikaya kadar tam konsantrasyon olmalı. karşındaki takım sivasspor değil, eyüpspor değil. cacık gibi defansı, helva gibi orta sahası olan takımlar değil. ilk yarıda bay kalenin ağzındaki pozisyonda konsantre olsa 'ulan top bana gelse şurdan ne plaselerim' dese iş bitmişti mesela.
maça çıkan kadro doğru takımdı. okan hocayı burdan eleştirmek abes. yanlış olsa 36.dakikaya kadar pozisyonlarının olması lazım. nerde hani frankfurt. sen topçularına şl ortamında kalene yakın yerde artistlik yapma diyemiyorsan at kurduğun kadroları. attığın goldeki eforuna saygı duyacaksın yahu. sen koştur koştur gol atıp, sonra al abi gol at diyemezsin. önce kendi emeğine saygın olacak. bu takım frankfurtu aynı skorla yenebilecek bir takım yoksa.
valla yazmışım da yazmışım ama içimden gelmiyor buraya koymak. büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. once bunu barış alper yaşattı simdi de okan hoca ve takım bu maç ile beni parçaladı. elimden bir sey gelse pzts konya maçında tüm tribünden sessizlik talep ederim. ıslık falan yok tamamen sessiz bir protesto. yazık vallahi çok yazık.
5 golün 5'inin de bireysel hatadan yendiği başka maç izledim mi, bir daha izler miyim bilmiyorum. anadolu takımlarına özellikle son 3 senedir büyük üstünlük kuruyoruz, onlar bile bu hale düşmüyor karşımızda, konstantrasyonla oynuyorlar çoğu zaman. ilk golü yiyene kadar ben de işlerin tam istediğimiz gibi gittiğini düşünüyordum, öndeydik, topa sahiptik, rakip gelemiyordu, hatta biz 2. gole yaklaştığımız bir kaç atak yapıyorduk. maç sonu dinlediğim birkaç analiz oraları doğru oynamadığımızı ve tuzağa düştüğümüzü söylüyor, yani ben hiç haketmeden frankfurtun devreyi 3-1 önde kapadığını düşünmüştüm ama muhtemelen bireysel hata dediğimiz şeyi kovalıyormuş herifler plan dahilinde, çünkü buna müsait olduğumuzu biliyorlardı.
üzücü kısım şu, yıllarca kısıtlı imkanlarla yarıştık avrupada, yabancı sınırı, ekonomik koşullar falan. yapılan basit hataları türk oyuncu olmaya yorduk, kalite farkını ekonomik koşullara yorduk. sonra yabancı sınırı kalkınca 11 yabancıyla çıktık avrupaya, görüntü gene aynı gibiydi. biz yaşlı yabancıları getiriyoruz genelde, adamlar genç enerjik tempolu, ona yetemiyoruz dedik. şmdi ekonomik olarak da adamlardan geride kalmıyoruz, genç oyuncu da basıp getiriyoruz, tecrübe de var, fizik de var, 3 senedir şampiyon oluyoruz zaten istikrar da var kadro ve hoca olarak, ama yok arkadaş görüntü değişmiyor. yine basit hatalar, yine moral olarak orayı kaldıramamalar, 19 yaşındaki rakip daha olgun durabiliyor. davinson bize rakip çıksa göz açtırmaz, sane rakip olsa yerlerde yatırır beklerimizi, bizim formamızı giyince olmuyor, servet çetin yasin öztekin de bu kadar oynuyordu... ülkenin havasında suyunda mı bir şey var dicem de, var tabi. biz futbolu futbol gibi yönetmiyoruz, işadamları, siyasi bağlantılar karar merci, başka gündemlerin, başka acendaların bir kolu futbol bizde. paralar ona göre harcanıyor, hamaset yapılıyor, sidik yarışı yapılıyor, konsantrasyonumuzun az bir dilimi saha içinde. ama frankfurt bir futbol kulübü, young boys gibi, a alkmaar gibi, kopenhag gibi. sadece saha içine odaklanıyorlar muhtemelen, öyle bir çevredeler, konsantrasyonlarını tamamen rakip analizine verebiliyorlar, böyle de bir sonuç çıkıyor ortaya sanırım. 5 yemek üzücü, ama naparsak yapalım, ne kadar umutlanırsak umutlanalım aynı negatif görüntünün devam ettiğini görmek daha kötü, daha şevk kırıcı...
ibret alınacak hale düştüğümüz maç.
galatasaray tarihine geçti bu maç. skor değil, sahadaki takım ve oyun tarihe geçti. gönül ister ki olumlu bir kırılma noktası olarak tarihte yerini alsın. irdelenmeli, gerekli dersler alınmalı.
ibret almazsak, yeniden ibret alınacak hale düşeriz.
ilk 45 dakika harika oynadığımız ama 45+ ve ikinci yarı köy takımından hallice oynadığımız, garip bir maç.