3 golü kendi kalemize attığımız maç oluyor. milyonda bir olacak şeyler yaşanıyor. geçen yıl neyse aynen devam.
süper lig seviyesi o kadar düşük ki tekrar bize bunu gösteren maç.
yaptığımız hatalar süper lig'de asla cezalandırılamadığı için ne zaman avrupa'ya gitsek sudan çıkmış balığa dönüyoruz.
bizim takımın, özellikle okan buruk'lu dönemimizin en büyük sorunu psikoloji. biz bu frankfurt'a yenilecek takım değiliz. bir maçı çevirecek psikolojiye sahip değiliz avrupa'da. çünkü avrupa'da kimse bizim gibi gol yeyince dağılmıyor kolayca.
5-6 olsun da bari radikal degisiklikler yapilsin. 4-1 radikal degisiklige goturmez kimseyi sanssizlik der gecerler.
şansızlıkla alakası olmayan futbolun 30 dakika değil 90 dakika olduğunun farkına varması gereken geçmiş travmaların devam ettiği maç. bu sezon da şampiyonlar ligi’nde istenilen elde edilemeyecek maalesef çünkü bu sahaya yansıtılan mentalite tıpkı az alkmaar, young boys maçları gibi…
patronun bize gelmeden önce sakarlıkları çoktu. bizde azalmıştı. bu maça nasipmiş. yerini yadırgamış da olabilir.
avrupa'daki üst düzey 3 organizyonda yani şampiyonlar ligi, avrupa ligi ve hatta konferans liginde bizim kadar kolay gol yiyen 3 takım daha yoktur. gerçekten inanılmaz bir kırılganlık. golün her türlüsünü yiyoruz, rakip fark etmiyor.
avrupa maçları eziyet haline döndü. ülkede genel olarak mevcut bu durum ama en çok bize yakışmıyor.
seneler sonra televizyon kapattırdı takım bana. yazık.
çok mu gerek vardı uğurcana bu kadar para vermeye, aşağı yukarı günay'da aynı performansı ,hatta daha fazlasını gösterirdi. o paraya güzel bir orta saha ve güzel bir defans bulamaz mıydık. gereksiz gereksiz işler yapıyoruz, ondan sonra başarı niye gelmiyor diye kendimizi yiyoruz. yazık gerçekten.