sezonu baktalayabilecek bir sonuç aldığımız maç. 30m sıktığımız kalecimiz oynadığı son üç maçın ikisinde 6 ve 5 yedi. psikolojisi dağıldıysa geçmiş olsun.

ikinci maç liverpool'a karşı da kötü bir sonuç alırsak kesin kazanmamız gereken 4 maça çıkıcaz. bu baskıyla muhtemelen daha üçüncü maçtan patlarız.

barış kafaca bitmiş, sane top oynamıyor, icardi şişmiş, çok yoğun bir fikstür, tüm bunlar şarampole yuvarlanmamıza sebep olabilir. okan hoca geçen iki yılda böyle durumlarda fener maçlarıyla kotarmıştı. bu sefer kurtaramayabilir.

bir söz de yönetime. ucuza iyi adam düşürecez diye son dakikaya adam bekleyeceğinize salladı gibi canavar adamları temmuz da alıp takımı kuracaksınız. 30m alıp defansa adam alıyorsunuz. ilk kez 11e şampiyonlar ligi ilk maçında çıkıyor. yıllardır aynı hatalar.

young boys, az, prag maçları gibi bir rezalete sahne olmamış maç. ilk yarı oyun planımız ve organizasyonumuz tıkır tıkır işledi. bir şampiyonlar ligi maçında 2 gol kendi kalene atıyor, 1.20 xg’den 5 gol yiyorsan, bu bireysel performansların rezaletliğindendir, doğru yaklaşımla oyuncular geri kazanılır ve önümüze bakılır.

toparlanacağız, toparlanmak zorundayız, sadece şanssız bir hezimet aldık ancak çok da büyük bir ders aldık. ben sonraki maçlar için “ hayırlı mağlubiyet” olduğunu düşünüyorum.

ilk 35 dakikasını iyi oynadığımız karşılaşma. sonra bir şey oldu maçta ama ilk defa olmadı yani dejavu oldu.

bu takımın oyun disiplini ve konsantrasyon seviyesi çok düşük. üstüne riskli ve tek düze taktiği travmatik sonuçlara yol açıyor.

gs Vector Logo

bir takım sadece “bireysel hata” dan 5 gol yemez. bomboş geçen antrenmanların, atakta organizasyonun olmayışının, takım savunmasının ise hiçbir bileşeniyle olmayışının yüzümüze tokat gibi çarptığı maçtır.

bakın bu sinir ya da mutsuzlukla yazılmış bir cümle değildir, 34 yıllık hayatımda izlediğim en kötü 3-4 maçtan biriydi bu. 8-0 biten liverpool maçında bile beşiktaş bu galatasaray’dan iyi mücadele etmişti.

bu sezon sadece bonservise 150 milyon euro harcamamıza rağmen yine bir avrupa hezimetinde şanssızdık, bireysel hata vs ile bahaneler aranan maç. rakip de frankfurt hani city, liverpool değil.

gs Vector Logo

bence okan buruk en doğru dizilişi bulmuştu. sadece apo- sanchez tandemini bozması ve yunus ile sane'nin aynı anda sahada olması hataydı. bu tip denemelerin yeri şampiyonlar ligi değildir. ilk 35 dakikası tamamen istediğimiz gibi giden maçtı. rakibimiz kalemize planlı bir atağı, bir tehdidi bile olmadı diyebilirim. hatta galatasaray 2. gole bir kaç defa çok yaklaştı. frankfurt üretemiyor, çare bulamıyordu. gerçekten çok rahat oynuyorduk. yunus'un basit bir hatası ile her şey tersine döndü. hâlâ bu maçı kaybetme şeklimize, kendi kendimize attığımız gollere inanamıyorum. yine de gole reaksiyon verememize, bu kadar çabuk vazgeçmemize çok sinirleniyorum.

yazacak hiç bir şey yok aslında. ama o kadar çok yazacak şey de var ki, inanılır gibi değil.

öncelikle plan:

1 - davinson sanchez'den sol stoper olmuyor. olmaz. olmayacak. adama mevkisi ters. tamamen ters. tüm iç güdüleri yanlış çıkıyor adamın ama biz onu sola alarak başladık.

2 - davinson ve singo daha önce tandem oynadılar mı? hayır. birbirlerini biliyorlar mı? hayır. oynama alışkanlıkları doğal olarak yok ve biz bu iki oyuncuyu tandem oynattık.

3 - uğurcan - davinson ve singo merkezde birlikte ilk defa maça çıktılar. uğurcan'ın davinson ile alışkanlığı yokken bir de singo'yu ekledik denkleme. oysa ki en azından milli takımdan bi aşinalıkları olan abdülkerim'i düşünmedik bile.

4 - 30 milyon euro para vererek aldığımız sağ bek yerine sağ açıktan devşirdiğimiz sallai ile oynadık. sallai kötü değildi ama madem o sağ bek oynayacaktı biz neden 30 milyon euro sağ beke para verdik de bu paraya gidip bir sol stoper almadık?

5 - as forvetimiz yok, sakat peki kabul. icardi kilolu şişman bilmem ne peki ona da kabul. e barış 2 hafta keyfi top oynamadı çok mu formda da bu maça onu forvet yazdık? çıksaydık icardi ile, en azından bi top tutar sırtı dönük oynardı. barış forvette oynadığında temel problemimiz bizim sırtı dönük oynayamaması değil mi? milli takımda da aynı şeyi konuştuk, döndük burada da aynı şeyi yaptık.

6 - yunus - ilkay - sane üçlüsünden hangisi sol kanattaydı hangisi merkezdeydi? hadi sane sarıldı sağ tarafa bırakmadı (zaten bir şey de yapamadı da o başka konu) ama yunus mu 10 oynayacaktı ilkay mı ilk plana göre? 4-2-3-1 dizilmedik mi? bana burada 3'teki sol kenarı söyler misiniz kim bu sol kenar?

-----

planlama yanlış. tamamen yanlış. yani transfer döneminden gelen yanlış, bugün bize bu yanlış 11'i çıkardı işte. kendimizi yırttık burada "sol stoper alın" diye, kimse dinlemedi. geldiğimiz noktada sol stoperde oynattığımız davinson'a çarpan 2 top kalemize girdi, iyi mi oldu?

her seferinde bunu yaşıyoruz, yanlış planlama dönüp içimizde patlıyor. ve ben bu işten sıkıldım.

ama esas sıkıldığım şeyi size göstereyim mi? bundan 13 gün önce katıldığı televizyon programında okan buruk'un sarf ettiği sözler:

x

--- alıntı ---

istediğimiz bütün oyuncular alındı. kadro yapmakta zorlanacağım. çok güçlü, çok kalabalık, çok değerli bir takım oluşturduk. artık top da bende. bundan sonrası bende.

--- alıntı ---

tam olarak bundan sıkıldım. "çok güçlü, çok kalabalık, çok değerli bir takım" diyor teknik direktörümüz, oyuna ahmet kutucu giriyor. kaan ayhan oyuna girmese orta saha çökmüş, savunmada sol stoperde bir tek abdülkerim var elinde.

şampiyonlar ligindeyiz yahu. transfer dönemi kapalı ve şampiyonlar ligindeyiz, senin orta sahaya direnç katması için sahaya atabildiğin oyuncu kaan, belki hücumda bi alan bulur bir iş yapar diye sahaya atabildiğin oyuncu ligde bile doğru düzgün iş yapamayan kutucu. demiyoruz ki yedeğinde kante - vini olsun ama bu işin bir dengesi, bir dayanak noktası, bir orta noktası olur ya.

birisi şampiyonlar ligindeki tüm oyuncular içerisinde taban, diğeri kadrondaki en değerli oyuncu olamaz yok böyle bir denge. böyle bir planlama yok. böyle bir kadro mühendisliği yok. mühendislik diyince atom parçalamak zannediyorsunuz, değil ya. a oyuncu ile b oyuncu arasında en fazla bir seviye fark olur, 8-9 seviye fark olduğu zaman böyle oluyor işte.

gelelim oyun planına:

pres oynadığını dünyada bilmeyen kalmadı zaten. ama pres yapmak için rakibin planını bi çalışmak gerekir değil mi? hangi alandan çıkıyorlar, nereden hareketleniyorlar, topu kimler daha çok çıkarmaya yatkın değil mi? hah, hangisine çalıştın? çalışsan bu maçta pres mi oynarsın?

adamlar kısa pasla en fazla 2 pas yapıp kaçan oyuncusuna uzun vuruyor, sen önde 5 kişi ile pres yapıyorsun, 6. oyuncun rakip yarı sahada, geride kalan 4'lün kime gideceğine şaşırmış. sonuç? uzun pasta eksiksin.

ne yaparsın?

a) rakibe topu indirtmezsin, karşılarsın ve çıkarsın.

b) rakip topu indirir, indirdiği yerde pres yaparsın.

c) rakibin o blokta oyunu kurmasına izin verir, geride kalabalık durur alan kapatırsın.

d) hiçbiri.

allah aşkına söyleyin, hepimiz izledik. hangisini yaptık? yukarıdaki 4 şıktan hangisi bu akşamki savunma kurgumuzu açıklıyor?

neye çalışmışsın ya sen? neye çalışmışsın sen? rakip çatır çatır istediği topu indirdi, istediği gibi kurguladı, sen de topa pres yapmak üzerine kurguladığın için deli gibi geri koşmak zorunda kaldın topun savunmadan uzun çıktığı anda.

ama zaten rakip topu sana bıraktı değil mi? haaa, işte burası daha kritik.

3 tane çilingir olabilecek oyuncun var sahada, ilkay - yunus ve sane. bana söyle senin asıl hücum planın hangisi? kim senin çilingirin, rakip açanın?

yunus dribbling ile oyun açar, ilkay kilit pas ile açar, sane çalımla açar (açamıyor gerçi ama genel stili bu)

tercihin hangisi? "o anda ne denk gelirse" diye bi plan olmaz, öyle bi takım da olmaz. bana söyle ya senin ana hücum planın hangisi? rakibi pasla mı deleceksin, dribbling ile mi deleceksin, çalım ile mi deleceksin? hangisini yapmaya çalıştın bugün?

geldik mi esas probleme?

sistem

---------

bana rakibe pres yapıp çıkarmamak ve ön bölgede kapacağımız toplar ile hızlı hücuma çıkmak dışında 2. bir plan söyleyebilir misiniz? bir tane hücum kurgusu istiyorum sizden ya, üçüncü dördüncü planları falan geçtim ya 1 tane ikinci plan istiyorum osimhen sahada olmadığında. var mı? yok.

barış önüne top attığında etkili birisi, yunus keza aynı, sane aynı olması lazım değil belki ama tarz aynı. geriye kaldı ilkay ki son gün getirdin onu da, üzerine plan kuracak zamanın yok.

sara nerede? birisi bana anlatsın ya sara nerede? senin ana planındaki bu topları atacak oyuncun sara değil mi? geçen sezon rekor bonservis ile 20 milyon euro karşılığında almadın mı bu adamı? nerede bu adam?

gerçi girdiğinde o da sağ olsun 3 kere topu dürtmeden bir şey yapamadığı için golü çok güzel yedirdi ama ondan bahsetmiyorum. bireysel hataya girersem zaten çıkamam bu yazının içinden. benim bahsettiğim sistem, oyun anlayışı, hücum planı, savunma kurgusu, taktiksel diziliş ve buna göre varyasyonlar. maç 3-1 olmuş devreye girmişiz, ikinci yarıya çıkıyoruz elde 4 tane forvet arkası hattı için uygun oyuncu varken lemina çıkarıp icardi alıyoruz, ilkay yerini değiştiriyor. yahu bu adam ne zaman regista oynadı da torreira yanında top çıkarmaya aldın ilkay'ı?

anlamazsın, ben anlatayım. pep guardiola'nın sisteminden geliyor ya bu adam, hah. onun arkasında oynayan bir regista vardı. rodri var ya rodri, tanıyor musun? hah, o adam işte ilkay'ın arkasındaki regista'sıydı. rodri oyunu kurardı, ilkay ona 8'de destek verir 10'a doğru devrilirdi. yeri gelir 10'a doğru bernardo devrilirse eğer ilkay bu sefer mezzala olur kanada destek verirdi oyunu öyle açardı ama buralar çok tekniğe giriyor zorlanırsın. kaleye yaklaştıkça verimi artan bi oyuncu ilkay hani onu anlatmaya çalışıyorum da sen de fark edip onu çıkarıp kaan'ı aldın orta sahada torreira'ya destek olması için. ne diyeyim, zaten 5 değişiklikten belki de tek doğrusu buydu en azından bi yanlıştan döndün.

velhasılı abi önce sen kendin bi kurgunu oluşturacaksın. rakip senin pres oyununu topu sana bırakarak çözüyor ya, hah işte çözemeyeceği bir oyun kurgulaman lazım önce. bunun yolu top sendeyken doğru işleri yapacak oyunculara doğru görevleri vermek mesela.

bu maç özelinde dediğim gibi yoksa söylenecek çok bir şey yok. 2 gol bireysel hatadan top kaptırma, 2 gol zaten davinson'un sol stoper oynaması ve 1 de duran top.

ama bu maç özelinden çıktın mı genele baktığımızda bu maçı da değerlendirerek söylenecek o kadar çok şey var ki şu yazı yarısı bile değil. işte artık bunları çözmüşüzdür dediğimiz, çözmediğimizi gördüğümüz ve böyle giderse daha da çözemeyeceğimiz bir problemler silsilesi var başımızda.

umarım sadece söylemekle kalmaz ve gerçekten ders çıkarıp bu sorunların üstesinden gelmek için de çok çalışırız. yoksa aynı tas aynı hamam ülkede kırmadık rekor bırakmayız ama avrupa'ya çıktığımızda şampiyonlar liginde olmasına hayret ettiğimiz avrupa ligi takımı bize 5 atar, avrupa liginde olmasına şaşırdığımız saçma takım bize 4 atar bu iş böyle devam eder gider.

hangisini seçeceksin, seç. seç ve ona göre hareket et.

çok büyük talihsizliklerin yaşandığı maç. 8-10 dakika içinde ikisi uzatma dakikalarında olmak üzere kendi kalemize attığımız 3 absürt gol takımı darmadağın etti. umarım bir daha böyle bir gün yaşamayız. frankfurt gerçekten asla gol atamayacakmış gibi oynuyordu oysaki ilk gole kadar.

bu maçın başında 3 gol atıp 3 farklı öne geçseydik de ilk golü yer yemez bu dejavuyu yine yaşayacaktık. geçen sezon avrupa ligi'nde rfs deplasmanında 2-0'dan, sahamızda kiev maçında puansız kiev ile 3-0'dan 3-3'e geldiğimiz gibi olacaktı. ki oldu. biz gol yiyince takım dağılıyor. teknik direktör bir şey yapamıyor. hatta değişikliklerle daha da kötü yapıyor.

bu sezon başka şampiyonlar ligi maçında da benzerini yaşayacağız. çünkü okan buruk sayesinde bu huyumuz kronikleşti. futbolcular bir maçta 6-0 önde bile olsak ilk yenilecek golden sonra oyuncularda bir panik başlayacak. yine mi aynı şeyler olacak diye oyuncular dağılacak. bunu düzeltmek için kenarda takımı toparlayacak bir teknik direktöre ihtiyaç var.

eskiden genetiğimizde avrupa'da başarı var, avrupa'da farklıyız diyorduk. çünkü o özelliğimiz kronikleşmişti. okan buruk sayesinde yeni bir kronik durum ortaya çıktı. bir maçta 6-0 öne geçsek o maçın 6-7 bitme ihtimali var artık.

maalesef çok kötü bir hastalık bulaştı bize. ve bunu çözmek için bu hastalığın var olduğunu kabullenmeliyiz. sonra çaresini düşünelim. şimdi okan buruk takımdan ayrılsa yerine gelecek olan isim de aynı şeyler yaşayacaktır. eğer iyi bir isimse en fazla bir sezonda çözer bunu. sonraki sezon aynı şeyleri yaşatıp saçma sapan açıklamalar yapmaz.

ama bu hastalığa sebep olan isim tedavi edemez.

frankfurt tribünlerini de tebrik etmek lazım. hepimiz, futbolcular dahil, önemli sayıda gs taraftarı olur diye gitti ama hiç susmadılar. bana göre frankfurt'un 1-0dan sonra ve gs'nin 1-1 öncesi bulduğu pozisyonlarda dağılmamasında, gs'nin ise 2. yarıda istediği baskıyı yaratamamasında önemli bir faktör oldular. almanya bize deplasman değil mentalitesinden çıkmak lazım artık demek ki.

« / 90 »
Kayıt Ol