maçı radyodan izliyor gibiyim. adam 2 saniye geriden geliyor gibi maç anlatıyor. bütün heyecanın ambiansın içine tek başına ediyor adam.
birkaç maçlık aranın ardından yine 3-4-2-1 oynuyoruz. hem çok iyi ön alan baskısı yapıyoruz hem de oyunun merkezini kalabalık tutup ele geçiriyoruz. niye vazgeçtik ki zaten bu dizilimden?
barış'ın yunus'a pas vermesi doğruydu o pozisyonda. eleştirmek için saçmalanıyor iyice.
dinamo kiev kendi kalitesi çerçevesinde çok güzel hücum ediyor, her yerde beraber olarak kalabalıklar. opsiyonlar her zaman mevcut.
levent özçelik'in şiir gibi anlattığı maç
keşke biz de şiir gibi oynasaydık. şu ana kadar rakibin kontrolüne bıraktık oyunu. geriden pres yapmak pek bize göre değil bence.
uzun zaman sonra ilk defa 11 kişi topu rakibe bırakıp boş alan bırakmayacak şekilde sahamızı savunduk. rakip atakları 20 saniyede şutla savuşturup aut ile topu kazansak daha mı iyi olurdu?
yine kötü oynadığımız bir maç. rakibe göre söylüyorum bunu. çok daha iyi pas yapıp, presten çıkıyorlar. okan hoca’nın kadro inadı pahalıya patlayacak. ayrıca hakem hiçbir şeye faul çalmıyor.