68’inci dakikada durumu 3-2 yapan gol geldikten sonra stadda ya da tv başında maçı izleyen ne kadar galatasaraylı varsa o üçüncü golün yenileceğini biliyordu ve sonraki 13 dakika boyunca yenilecek olan golün acısını çektik. bu iki kadar kötü bir durum ki hemen herkes anlamıştır bu dediğimi. çünkü hepimiz beraber çektik bunu. bana çok anlamsız geliyor gol yiyeceğimizin bu kadar belli olması. daha da kötüsü doğru düzgün pozisyona girebilen bir takım bile değil karşıdaki. bir tane aşırı iyi fizikli ihtiyarı maça soktular ve bu adam iki tane gol attı. çok saçma.

haftalardır oynanan kötü futbol, son 2 maçtır cezasını kesmeye başladı. bu gidişle kesmeye de devam eder. utanç verici bir savunma ve kaleci performansı var bu sene takımın.

gs Vector Logo

hatayspor deplasmanında galibiyetimiz yoktu, entry tarihi itibarıyle bir önceki cuma günü yine kazanamadık.

ukrayna takımlarına karşı galibiyetimiz yoktu, 21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçında yine kazanamadık.

kuzey takımlarıyla eşleşiyoruz çoğunlukla zorlanıyoruz, deplasmanlarda çoğunlukla kazanamıyoruz.

şu lanetlerden kurtulsak keşke, tesadüf denilemeyecek ölçüde benzer durumlar yaşanıyor.

1- sene başında yunus akgün ve barış alper kanat beklerine yardıma gelip adeta rakibin açık kanat oyuncuları ile kavga ediyorlardı. ancak hem biraz havaya girdiler hem de yoruldular maç trafiğinde, çoğu kez ya gelemiyorlar ya da yalandan geliyorlar savunmaya. böylece kanat savunmamız düştü. her iki oyuncumuz da ofansta çok etkili ancak kendilerini yedek bırakabilecek, forma rekabetine girebilecek kimse olmadığının da farkındalar. halbuki ilk yapmaları gereken kanatlarını korumaları. özellikle osimhen ve barış alper'in takımdan kopuk bir halde yaptıkları ön alan baskısı takım savunmasına coğu zaman zarar veriyor. ahmed kutucu ve sallai buraya bir kan getirebilir.

2- orta alanda torreira- sara- mertens üçlüsü ne fizik olarak ne de sertlik açısından rakibe zaten cevap veremiyordu, haftalar ilerledikçe mertens'in yaşının da etkisiyle orta alanımız çok rahat geçilir oldu. torreira, her tarafa yetişmeye çalışıyor ancak kendi bölgesi zayıf kalıyor. burayı dolduracak sert bir oyuncuya ihtiyaç şart. mario lemina burayı fazlasıyla ikame edebilir. bugün ( 22 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı ) bir kez daha görüldüki ne berkan ne demirbay orta düzey bir avrupa takımına karşı bu yeterliliğe sahip değil.

3- muslera : çok formsuz evet ama asıl sorun burada değil. bazı alışkanlıklarını terk etmiyor. zayıf yönlerini pek umursamıyor. mesela ayağı iyi değil ama ısrarla uzun menzilli toplar atıyor. zaten topu almakta zorlandığımız maçlarda topu rakibe teslim etmekte çok cömert davranıyor. ben olsam topu muslera'ya atacağıma taca atarım, oyun durur en azından. kaptan sayesinde bütün takım topun peşinden koştu maçın büyük bölümünde. konsantrasyonunda da ciddi bir düşüş var : "gol geliyorum" diyor ama kaptan takımı kendi getirmek için çok tepkisiz. çare günay diyenlere saygı duyuyorum ama avrupa'da kupa hedefi olan bir takımın kalecisi günay olamaz.

4- stoperlerimiz... davinson sanchez diyoruz, aslan, kaplan diyoruz. çok hayati hatalar yapıyor son maçlarda. bu takımın savunma hattını orta sahaya kadar çeken, cüretkar, orta sahaya tampon olan, kaleciye kolay kolay geri pas vermeyen sanchez gitti yerine tedirgin, hata yapmaktan korkan sanchez geldi. abdülkerim... iyice hantallaştı, hava toplarını net bir şekilde karşılayamaz hale geldi. o da hata yapmaktan korkar hale geldi. ancak yine de bu kadar kolay pozisyon verip, bu kadar çok gol yememizde bence en az günah kendilerinde. yine de nelsson'u kazanmak fena olmaz. bir süre oyuncuları dinlendirmek fena bir düşünce değil. mental olarak yenilenmeye ihtiyaç duyan oyuncularımızın başında davinson sanchez geliyor.

okan hocanın yemeyi içmeyi bırakıp savunma çalışması lazım. bu takım derli toplu, kutu gibi bir takım defansı yapabilmeli. özellikle bazı oyunculara aslî görevlerinin müdafaa olduğu bir kez daha hatırlatılmalı. 2022-23 sezonunda 36 maçın 18'ini gol yemeden tamamlayan takımın başında okan buruk, kalesinde muslera, stoperinde abdülkerim ve nelsson, orta sahasında torreira vardı. kime ait olduğunu bilmediğim şu meşhur sportif aforizmayı hatırlatarak sözlerime son veriyorum:
" hücum maç kazandırır ama savunma şampiyonluk ."

utanç verici maç. rigas ve young boys maçları gibi. rezalet, skandal. ne dersen. galatasaray’ın bütün profesyonelleri bu rezaletten sorumludur. yetti artık bu 5. sınıf avrupa takımlarına karşı düştüğümüz haller. herkes kendine gelsin.

ukrayna’da savaşamayacak durumda olduğu için futbol oynayan 11 adamdan 3 gol yiyoruz, berabere kalıyoruz ve ilk 8 yolunda yara alıyoruz. vay amk. utanın lan.

bu takımın acilen kağıt üzerinde kolay gözüken maçları sallamama durumunu bırakması gerek. yerel ligde de avrupa’da da tam da bunu yapıyor takım.

bu maçta da rakip puan dahi alamamış, iç sahada oynanıyor 5. dakikada gol gelmiş takım 2. viteste top oynuyor.

biz, bizden fersah fersah güçsüz olan takımlara ne zaman oyun üstünlüğümüzü kabul ettirip maçı kapatabileceğiz? yine 2 farklı öne geçip 1 puan aldık.

şu takıma, kendi sahanda 3 tane atıp nasıl 1 puan alabiliyorsun? karşı takım 1 gol atabilmiş sana deplasmanda 3 tane atıyor. bu ciddiyetsizlik, vurdumduymazlık, rahatlık beni artık çileden çıkartıyor.

her kolay gözüküp de hüsrana uğradığımız maç sonrası olur bunlar, devam edeceğiz laflarından sıkıldım.

biz ne zaman bu kalibredeki takımlara umut vermeden oyun oynayacağız.

molde, prag, riga, malmö, kiev hepsi mi tesadüf?

daha nereye kadar alışacağız, normal karşılayacağız?

tamam namağlubuz evet ama başka başka takımların maça ortak etmeden üzerinden geçtiği takımları biz niye ıkını ıkına 1 puanı zor kurtarıyoruz?

çok önemli birkaç istatistik maç sonucunu özetliyor:

- galatasaray 3.34 gol beklentisiyle 6 büyük şans yaratmış. 24 şut çekmiş. 3 gol bulmuş.
- kiev 0.98 xg, 3 büyük şans, 6 şut. 3 gol.

yani galatasaray daha fazla atabileceği kadar pozisyon bulup final yapmayı becerememiş. kiev handiyse her geldiğinde tehlikeli olup yarısından gol çıkarmış.

sonuç olarak galatasaray hücumda da ve savunmada hem konsantrasyon olarak, hem de beceri olarak kritik noktalarda majör hatalar yaptı. bundan dolayı genel oyunu domine etse de, sonuç olarak istediğini alamadı.

maçın özetine şimdi bakabildim de yani ne desem bilemiyorum. içerde oynadığımız 65. dakikasına 3-1'lik skorla girdiğimiz bir maç nasıl bu sonuçla bitebilir aklım mantığım almıyor.

gs Vector Logo

takımı hiç beğenmediğimi anlatmıştım. sorunun kaynağı, başarıların kaynağı olduğu gibi okan buruk gibi duruyor. transfer süreçlerinde yapılan fazla mesai belli ki kendisini yıpratıyor.

hatayspor gibi kırılgan bir takıma karşı 6 tane defansif oyuncuyla çıkmıştık maça. ilk yarı plan işlememişti. rezalet bir futbol oynanmıştı ve değişikliklerde kaan ayhan ve abdülkerim oyundan çıkarak oyun toparlanmıştı. sallai ve berkan atak sürekliliğini sağlayabilmişti.

bu kez kiev gibi kırılgan bir takıma karşı, her ne görüldüyse, yine 6 tane defansif karakterli oyuncuyla oynamak, hem de geri 4’lünün 2’sinin abdülkerim ve kaan gibi hantal oyuncularla defansı orta sahaya çıkarman gerekiyorken. yine atak sürekliliğini oluşturamadın.

ancak bu sefer şansın yaver gitti, hadi şans demeyelim, duran top kalitesiyle öne geçtin ve “bir şekilde” gelen 2.gol ile 2-0 öne geçtin.

önde basmaya devam ediyorsun ancak rakibi boğamadığın gibi mertens ve osimhen’i boşu boşuna topun peşinde koşturup yoruyorsun. ve atak sürekliliği yakalayamamak demek geçiş ya da geçiş ihtimallerini sürekli rakibe vermek demek ve nihayetinde maç 2-0’ken 44.dk’da 3’e 5 kişiyle yakalanıyorsun. yahu senin takımın 2-0 öndeyken savunmayı orta sahaya çekebilecek tarzda savunma futbolcularına sahip değil. muslera’yla abdülkerim bardakçı ve kaan ayhan ile oynanabilir bir oyun tarzı değil bu. bunu bilmeyecek bir hoca değil bizim hocamız fakat belli ki uykusuz kalıyor. verdiği kararlar sağlıklı değil.

kanatlarında barış alper yılmaz ve yunus akgün dışında seçeneğin yok iken sallai ile her ikisini de dinlendirmen gerekiyorken sen sallai’yi avrupa’da oynatamayacağını bile bile hatayspor maçında ilk 11’de oynatmadın, bunu da anlayamıyorum. büyük hataydı. maçın içinde bu oyuncuların yorgunluğu da geldi.

oynayamayacağı planla sahaya çıkan futbolcular, oyunu oynayamadıkça çok daha kötü bir görünüyorlar.

bu hayatta 2 şeyden zevk alırım. bir yemek yemek, diğeri malum galatasaray. yılbaşı tatilinde şiddetli bir grip geçirerek yaklaşık 2 hafta boyunca bir ilaç tedavisine maruz kaldım. 10 yılı aşkın bir zamandır aspirin dahi kullanmadığım için vücudum giren kimyasalı su orucu ile atmaya karar verdim ve geçtiğimiz cumartesi buna başladım. niyetim 6-7 gün gibi tutmaktı ancak 4. günün akşamında küfürler eşliğinde bu orucu bozdum. ulan zaten yemek yiyemiyoruz bir de üstüne bu “hayırlı” beraberlik eklendi şimdi diyerek mis gibi tarhana çorbamı içmek sureti ile bu orucu da sonlandırmış oldum.

kısacası, ulan gassaray..

« / 64
Kayıt Ol