3-4-1-2 oynayacağımız söyleniyor. bu durumda defans merkezinde nelsson, sağında sanchez solunda abdülkerim ile başlanabilir. kaan dinlendirilmeli.
merkezde torreira, sara ve yunus oynamalı.
sallai kadroda olmadığından sağ açık bek kısmında jelert, sol açık bekte ise barış değerlendirilebilir. yunus'u sok açık bek olarak düşünmek bence takıma da yunus'a da zarar verir.
mertens bu maçta dinlendirilmeli. hafta sonunda diri bir mertens lazım.
bizim yönetimi düşününce yunus kesin cezalı olacak bjk maçında. o nedenle yunus'u bu maçlığına mertens pozisyonuna çekmek en mantıklısı.
bu maçın artık herhangi bir toleransı veya açıklaması yok. çıkıp kazanmak zorundayız.
4 yaşındaki kızımı ilk kez stadyumda takımı izlemeye götüreceğim maç. bir aksilik olmazsa 409. blokta olacağız, küçük bir çocukla maç izlemeye dair tavsiyeleri olan varsa duymayı çok isterim.
rakibi tanımıyorum, sadece avrupa ligi'ndeki az alkmaar ve roma maçlarının özetlerine bakabildim. tek başına özet ne kadar fikir verir tartışılır elbet ancak görünen o ki fiziken diri ve hareketli bir takıma karşı mücadele edeceğiz. teknik direktörleri de verdiği maç demeci ile idealist genç biri izlenimini veriyor.
(bkz: oscar karl niclas hiljemark)
baştan belirtmek gerekir ki bu ligde herhangi bir takımı küçümseme lüksümüz yok. zira tam konsantrasyon sağlanmadığında başımıza neler geldiğine dair sonuçlar daha çok taze sayılır. bu nedenle ilk kural oyunun her anında tam konsantrasyon sağlamak olmalı.
maça gelince, rakibin maç özetlerinden gördüğüm çıkışlarının etkili ve hızlı olduğu, bu nedenle hızlı karşı hücumlar/kontralar yememek adına basit top kayıpları yapmadan hücumlarımızı sonunda taca bile gitse olabildiğince bitirmemiz gereken bir maç. belki de zaman zaman topu onlara bırakıp, biraz topla oynamalarına izin verip, yapacağımız ani baskılarla sonuca gitmemizin daha uygun olabileceği bir plan da cazip gelmiyor değil.
zaman zaman geçmişten gelen, sanki rakip 11 kişi ile topun arkasına geçmeden hücum etmek ayıp olurcasına yavaş oynama döngüsüne girmemeliyiz. paniklemeden hızlı oyun ana felsefemiz olmalı.
özellikle kapanan takımlara karşı akışta rakipten bir oyuncuyu dahi oyundan düşürmenin, bazen basit bir tacı dahi hızlı kullanmanın pozisyona ve gole dönebileceğinin farkında olmalıyız, zira çoğu zaman rakipten saliselik düşünme önceliği sonuca direk etki edebiliyor.
ve en önemlisi rakip malum iskandinav takımı, dolayısıyla fiziken maçın son anına kadar en az onlar kadar ayakta kalabilmeli, oyundan düşmemeliyiz. bu da oyuna müdahale dakikalarını kritik hale getiriyor. takımın oyun ve fizik kalitesini devam ettirecek müdahaleleri oyundan düşmeden ve gol yemeyi beklemeden zamanında yapmak çok önemli. zira süper ligde çok sık rastlamasak da bu arenada müdahalede birkaç dakika gecikmede dahi rakibin cezayı kesmesi çok uzun sürmüyor maalesef.
kadroyla ilgili eğer çift forvet oynanacaksa bunun mertensli olması riskli olabilir kanımca.
mertens + tek forvet (tercihen osimhen) ya da illa osimhen - icardi oynayacaksa, mertens'siz, ortada daha dinamik 4 lü (torreira - sara) + (barış - yunus - sallai'den ikisi) ile daha dinamik, ısıran bir kadro daha mantıklı olabilir.
özetle, zor ve özellikle fiziken yıpratıcı bir maç bizi bekliyor, 1-0 olsun bizim olsun...
saat beş buçukta avrupa maçı mı olur. değişik bir maç olacağı bu yüzden kesin. rakip çok koşan bir takım. roma maçında 120 km üstü koşmuşlar. allah şimdiden yardımcımız olsun. en sevmediğim takım tipi. bir de üçlü oynuyorlarmış. sparta prag maçlarında olduğu gibi kanat beklerini yine yıldız yapmak istemiyorsak biz de üçlü oynamalıyız. rakibe alan bırakmadan doğru karşılamak, oyunu olabildiğince daraltmak, top kayıplarını olabildiğince azaltmak maçın kilit faktörlerinden birkaçı. eğer koş koş futbolu oynanacaksa çok zorlanırız hatta maç kafa kafaya gelir. unutmayalım ki young boys maçları bizim rakiplerimizin analiz ve referans maçı. o maçın dinamiklerinden kaçtığımız sürece biz bu takımı yeneriz.
hatanın telafisi olmayan avrupa maçlarından. kalan maçlar içinde ismen en kolayı ama çok zor geçme ihtimali de rakibin yapısından dolayı var. başarılar galatasaray’ım.
sağda solda mertensli, ziyechli 3-5-2 falan görüyorum ama o kadarını da yapmaz okan hoca. klasik 4-4-2 oynayacağımızı düşünüyorum. bana kalırsa bu sistem ancak vasat takımlara işler.
rakip çok koşacak. umarım koş koş oyununa ayak uydurmayız yine. kalitemizi belli edeceğimiz bir kurguyla çıkalım. canımız sıkılmasın. allah yardımcımız olsun.
osimhen, icardi ve sanchez gibi oyuncularımız türkiye süper ligi için fazla oyuncular ve bu oyuncuların başını çektiği kadromuz ligimizde rehavete kapılmazsa şampiyon olmayı başarabilir rahatça. biz taraftarlar olarak bu isimler kadromuzdayken avrupa'da da başarı bekliyoruz doğal olarak. bu kadroda bu isimlere sahipken "haddimizi bilelim" ve "kendimizi dev aynasında görmeyelim" gibi söylemleri bizim çok azımız kadar bütçeye sahip takımlara karşı söylemekten ben utanıyorum. rigas ve elfsborg gibi takımlara karşı gücümüzü ispatlamaya yönelik oynamamız gerek. haddimizi bilerek oynamamız gereken takımlar daha üst kalite takımlardır. türkiye süper liginde kadro tek başına iş yapabilirken avrupa'da teknik ekibin değeri ortaya çıkıyor. ve yine elfsborg gibi bir takıma karşı her şey teknik ekibimize bağlı.
ve maalesef elfsborg'a karşı favori değiliz. bizden kalite ve bütçe olarak çok daha aşağıda bir takıma puan kaybedip sonra da "kendimizi dev aynasında görüyoruz" deyip bahane üretmeyelim bu sefer! böyle olacaksa kepengi kapatalım kulübün. çünkü kulübün kuruluşundan beri mottosu "türk olmayan takımları yenmek." ve bunu yapacak kadromuz var.
elfsborg kolayca yenebileceğimizi düşündüğümüz fikstürdeki son takım. buraya kadar 9 puan alıp rahatlamalıydık. 7 puan da kötü değil ama bu kadroya bakıldığında 9 puan cepte olmalıydı. bundan sonraki fikstürdeki takımlar eş değer ve üst kalite takımlardan oluşuyor. bu yüzden o maçlara 1'er puan yazmak mantıklı olur.
bir de geçen sezon sonlarında maçların ilk yarıları gündüz maçı gibi oynanıyordu malum. ve bizim takım spot ışıkları açılana kadar sahada uyuyordu ilk yarılarda. bu maç 17:30'da. hiç açılmayacak spot ışıkları. çok endişeliyim.
rakibin formalarına bakıldığında young boys'u andırıyorlar. hani okan buruk bir röportajda demişti ya şimdi oynasak yenerdik diye... al sana bir prova.
bu tarz maçlarda olabilecek puan kaybına bahane duymaktan ben utanıyorum onlar söylemekten utanmıyor.
bizim teknik kadro futbol dünyasına bu isimlerin olduğu kadronun avrupa ligi'nde ilk 8'de çıkamamasını nasıl açıklar bilemiyorum. bu maçta yaşanacak bir puan kaybı bizi bir üst tura da hiçbir şekilde çıkaramayabilir. dediğim gibi bu takımlara karşı puan kaybedince daha iyilerine karşı beklentiye giremiyor insan.
biz şampiyonlar ligi'nde devlerle oynarken diğer ülkemiz takımlarına hep köy takımlarıyla oynuyorlar o sayede ülke puanı kazanıyorlar diyorduk. biz köy takımlarından birine puan kaybettik şimdiden. diğeri de bu olacak mı göreceğiz.
geçen maçın bahanesi stadyumun kendisiydi. şimdi de gündüz maçı olması olmasın!
iki bekimizin de orijinal mevkisinde oynayan oyunculardan kurulu olmaması bence bu tip hız takimlari karşisinda oynarken büyük dezavantaj. umarım kanat ataklarını kesmede sorun yaşamayız. yoksa her türlü gol atabiliriz diye düşünüyorum...
3-4-1-2 formasyonu ile çıkabileceğimiz maç. olumlu bulmakla beraber ordaki bir mertens ise durum olumsuz olacaktır. oradaki birin en büyük adayı yunus, ligdeki maçlarda alternatifi salai’dir. aynı anda iki forvetin sahada olduğu bir formasyonda, ölümüne koşan bir kuzey takımına karşı umarım mertens ile başlamayız. içerideki young boys maçındakine benzer bir hata yapmış oluruz.
ama eminim ki hocanın kafasındaki o bir: mertens.