al maçı, bitir işi.
hiç bir şekilde aması, fakatı, lakini, mamafihi, binaenaleyhi, ancakı, halbukisi.........vs. herhangi bir mazereti olmayan maç...

artık bizim için tek ihtimali olan maçtır.
kazan, şampiyon ol...

kocaeli, gençler, konya, antep.....vs. falan hava civa ama o kadar tedbir alınabilir, yavaş ve üretemeyen bir oyunumuz var ki, asıl sıkıntı orada. duran toplar da aynı adamlar oynamasına rağmen buhar oldu nasıl olduysa, dolayısıyla bu durum rakipler değişse de her maçımızı zor kılan bir olumsuzluk bizim adımıza.
böyle bakınca yarın az üretip, ürettiklerimizi de cömertçe harcarsak kocaeli maçından farklı bir görüntü çıkmaz ortaya, umarım hoca bunun sadece farkında olmakla kalmaz gerekli çözümü de bulur, sadece becerikli oyuncuların ayaklarına bakmamalı koca galatasaray...

ilk maçta yaşananlar malum, lakin önceliğimiz intikam almak değil kazanmak olmalı. bunun da en güzel yolu iyi futbol ve net bir galibiyet olur.
demem o ki, hırslı olmak iyidir, hoştur, konsantrasyonu kuvvetlendirir, ancak hiçbir hırs aklın önüne geçmemelidir. oyunun gereksiz gerilmesi, tribünde küfürlerin, sahada kartların havada uçuşması sadece bize zarar verir, aksine saha içi ve dışındaki diğer rakiplerin ekmeğine yağ sürer.
kocaelispor bu sene var, hadi bir iki sene daha var, sonra ver elini alt ligler. bu nedenle temizce kazanıp yolumuza devam edelim, kazanırken ve son düzlüğe girerken birşeyleri feda etmeyelim, işimizi zorlaştırmayalım.
bu nedenle galatasaray taraftarına büyük görev düşüyor, tayfur bingol, serdar dursun, selçuk inan, kocaeli başkanı gibi piyonlarla uğraşmayıp, sadece saha içine, tek hedef olan 3 puana odaklanmalı...

kendim de dahil başlıktaki hazirunu ünlü düşünür mocuishle'nin "s.klemiyoruz" mottosuna davet ettiğim maçtır.
biz kendi maçlarımızı alalım yeterli...

bu sezon başlığı altında çokça kısır döngü yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz oyuncumuz;
- geçmiş günlere giderek umutlanma,
- paye yükleme,
- maçta performans alamama
- ve kendisine veryansın etme.

tamam, kendisi canımız ciğerimiz, lakin babamızın oğlu dahi olsa birinin oynayıp oynamamasındaki belirleyici tek bir unsur var, ya da olmalı; o da galatasaray'ın menfaati, galatasaray'ın kazanması.
hal böyle iken, birkaç kez olumsuz tecrübe etmemize rağmen halen bir beklenti içine girmek, bunu dile getirmek durumunda olanlarımız var, bu da bu adamın neler yaptığını bildiğimizden.
ama asıl tehlike ve bizi zora sokan kısmı, okan hoca da böyle düşünüyor olmalı ki, sonuç alamadığını ve kuvvetle muhtemel alamayacağını gördüğü halde kör göze parmak sokarcasına bu ısrarına devam ediyor.
umarım bedeli şampiyonluğu kaybetmek olmaz.
(bkz: 8 nisan 2026 göztepe galatasaray maçı)

bu sezon başlığı altında çokça kısır döngü yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz oyuncumuz;
- geçmiş günlere giderek umutlanma,
- paye yükleme,
- maçta performans alamama
- ve kendisine veryansın etme.

tamam, kendisi canımız ciğerimiz, lakin babamızın oğlu dahi olsa birinin oynayıp oynamamasındaki belirleyici tek bir unsur var, ya da olmalı; o da galatasaray'ın menfaati, galatasaray'ın kazanması.
hal böyle iken, birkaç kez olumsuz tecrübe etmemize rağmen halen bir beklenti içine girmek, bunu dile getirmek durumunda olanlarımız var, bu da bu adamın neler yaptığını bildiğimizden.
ama asıl tehlike ve bizi zora sokan kısmı, okan hoca da böyle düşünüyor olmalı ki, sonuç alamadığını ve kuvvetle muhtemel alamayacağını gördüğü halde kör göze parmak sokarcasına bu ısrarına devam ediyor.
umarım bedeli şampiyonluğu kaybetmek olmaz.
(bkz: 8 nisan 2026 göztepe galatasaray maçı)

şu çok net ortaya çıktı ki bu seviyelerde maç eğer içerdeyse atmosfer, taraftar, baskı falan bir şekilde kafa kafaya çarpışıyoruz. lakin maç dışarda ise rakipler kafamıza kafamıza vuruyor daha bu seviyelerin takımı olmadığımız gerçeğini. juve maçından ders alsan ne olacak, oyun farkı, trmğo farkı net ortada. bu nedenle ortada kızacak çok birşey yok, bizim oyun hızımız, atletizmimiz buralar için çok çok yetersiz.
tabi uefa'nın sakat hakemi maça atayıp, 4. hakemi buna göre belirlememesi işin içinde iş olduğunu da gösteriyor ya, neyse sağlık olsun.
ana amaç hep buralarda olmak olmalı.
şimdi bu maçı yaşanmamış varsayıp bir an önce lige dönmeli, kalan haftalarda tulum çıkararak şampiyon olmalıyız.

şu çok net ortaya çıktı ki bu seviyelerde maç eğer içerdeyse atmosfer, taraftar, baskı falan bir şekilde kafa kafaya çarpışıyoruz. lakin maç dışarda ise rakipler kafamıza kafamıza vuruyor daha bu seviyelerin takımı olmadığımız gerçeğini. juve maçından ders alsan ne olacak, oyun farkı, trmğo farkı net ortada. bu nedenle ortada kızacak çok birşey yok, bizim oyun hızımız, atletizmimiz buralar için çok çok yetersiz.
tabi uefa'nın sakat hakemi maça atayıp, 4. hakemi buna göre belirlememesi işin içinde iş olduğunu da gösteriyor ya, neyse sağlık olsun.
ana amaç hep buralarda olmak olmalı.
şimdi bu maçı yaşanmamış varsayıp bir an önce lige dönmeli, kalan haftalarda tulum çıkararak şampiyon olmalıyız.

şu çok net ortaya çıktı ki bu seviyelerde maç eğer içerdeyse atmosfer, taraftar, baskı falan bir şekilde kafa kafaya çarpışıyoruz. lakin maç dışarda ise rakipler kafamıza kafamıza vuruyor daha bu seviyelerin takımı olmadığımız gerçeğini. juve maçından ders alsan ne olacak, oyun farkı, trmğo farkı net ortada. bu nedenle ortada kızacak çok birşey yok, bizim oyun hızımız, atletizmimiz buralar için çok çok yetersiz.
tabi uefa'nın sakat hakemi maça atayıp, 4. hakemi buna göre belirlememesi işin içinde iş olduğunu da gösteriyor ya, neyse sağlık olsun.
ana amaç hep buralarda olmak olmalı.
şimdi bu maçı yaşanmamış varsayıp bir an önce lige dönmeli, kalan haftalarda tulum çıkararak şampiyon olmalıyız.

/ 15 »
Kayıt Ol