bu maçı 1 aralık 2025 fenerbahçe galatasaray maçının gerisine koyan taraftar varsa bence yanlış yapar.
para kazancını vs geçtim, ilk 8 hedefi için çok ama çok önemli bir maç bizim için.
bu maçı alırsak deplasmanda oynayacağımız 9 aralık 2025 monaco galatasaray maçı daha da önem kazanacak.
monaco gerçekten kötü durumda ve oradan çıkartabileceğimiz bir galibiyet bizi çok başka yerlere götürür.
o yüzden ben bu maçı çok ama çok önemsiyorum.
ayrıca lig daha çok uzun ve telafi edebileceğimiz 21 hafta daha var.
okan buruk döneminin en önemli maçı. avrupa başarımızı bu maç ile taçlandırmamız ve başka hayaller kurabilecek duruma gelmemiz lazım. şu anda tek gündem bu olmalı takım içinde. usg kötü takım değil, taraftar olarak maçın öneminin farkına varıp iç sahada boğuculuğumuzu tekrar göstermeliyiz. osimhen'den, singo'dan yoksun olacağımız durumda taraftarın etkisi çok önemli.
1 gün kalan maç.
konsantrasyon
hedef 3 puan
puanımızı 12 yapıp önümüze bakmamız gereken maç. kazanmasakta olur derbiyi düşünelim diyenleri görünce tüylerim diken diken oldu.
gayemiz türk olmayan takımları yenmek. değil miydi?
şampiyonlar liginde de henüz hiçbir şeyi cebimize koymuş değiliz. kalan maçlar icersinde evimizde en rahat puan/puanlar almamız gereken maç. ilk 8'de bitiremesek dahi sıralamada üstlerde olmamız gerek.
bugün öğretmenler günü bir gün gecikmeli de olsa sadece senden bir hediye bekliyorum galatasaray'ım.
futbol şansı yanımızda sakatlıklar ardımızda kalsın inşallah.
o kadar ters bir zamanda yakalandık ki bu maça neredeyse ilk 11'i tamamlamakta zorlanıyoruz. normalde şampiyonlar ligi performansımızla iç sahaya gömeceğimiz bir takımdan çekinmemizin sebebi bu. işin trajik yanı bu maçtan sonra oynayacağımız maçlar monaco-atletico ve city. tabi ki sonuna kadar mücadele edilecek ama o üç maçtan 0 puan almak imkansız değil. o sebeple ben usg maçını bu sezonun kırılma maçı olarak görüyorum. bana bu maçı kazanıp fener'e kaybedeceksiniz deseler tamam derim açıkcası. çünkü lig uzun bir maraton ve biz elbet fener'i yakalar sonra geçeriz ama usg'yi yenemezsek allah korusun trajik bir sonla elenip bütün momentumu aşağıya çekebiliriz. o sebeple bu maça katı bir defans anlayışı ile 1 puanı garantileyerek oynamalı ve fırsat bulursak da golü atıp maçı kırmalıyız. sakatların içinden oynayabilecek durumda kim varsa basıp iğneyi oynatmalıyız. sonra isterlerse 1 ay yatsınlar.
çok önemli bir karşılaşma. takımda eksiklerin oluşunu ekstra motivasyon haline getirebilirsek iç saha atmosferiyle birlikte yine rakibe cehennemi yaşatabiliriz. öncelikle taraftarımızın kafasındaki endişelerden ve sessizlikten sıyrılması gerekiyor. iki takım da sahaya 11 kişiyle çıkacak ve kimsenin şu dönemde 11'i eksiksiz veya kusursuz değil. avrupa macerası çok kısıtlı olan bir belçika ekibi için ali sami yen cehennemine gelmek oldukça zor olacaktır. daha yeni aldığımız liverpool ve bodo galibiyetlerimizi illaki izlemişlerdir. dışarıdan bakışla bu atmosferde oynamak hiç ama hiç kolay gözükmüyordur. ancak bu atmosferi yaratan taraftarımız ayakları yere sağlam basan bir inanç ve özgüvene sahip olmazsa rams park herhangi bir stat haline gelir. sahada olacak her bir oyuncumuz da daha önceki şampiyonlar ligi maçlarımızdaki gibi sonuna kadar mücadele etmeli ve 90 dakika boyunca taraftarla birlikte rakibe sahayı dar etmeli.
nedense bazı yorumlarda rakibin küçümsendiğini fark ettim. bu büyük hayal kırıklığı yaratır. bir ara şampiyonlar ligi maçlarımızla ilgili çıkarımlarda bulunurken "kimsede bir osimhen yok ve onu durdurabilecek stoperleri de yok" minvalinde yazı yazmıştım. ancak şu an bizde de yok. takımın oyun yapısı, pas kırıcı presleri, gole giden hırçın tutumu 1 adam olmadığı zaman kırılıyor. o adam da osimhen.
rakibimiz ise bize tam ters gelecek cinsten sert, blok olarak 4-4 duran, savunmada iyi konsantre olup geçiş için sol ön oyuncusunu kullanan bir takım. atletico madrid deplasmanında bile ev sahibi takımı çok kanırttılar. bence çantada keklik olarak görmemeliyiz.
daha nasıl bir kadro ile çıkacağımız belli değilken "liverpool'u yendik, bunlar ne ki?" kafası çok gerçekçi durmuyor.
burası şampiyonlar ligi. geçen sene en güçsüz kiev bile geldi burada 3-1 skor varken 1 puan alıp bizi rezil etti. konsantrasyon eksikliği, rakibi küçümseme, rakibe göre oynamama gibi etmenler bize puan kaybı getirir. takımın ismi aldatmasın sonuçta onlar da şampiyon.
en zor maçlarımızdan biri. rakip hiç hafife alınacak bir takım değil, öyle bir şey olursa üzerler bizi.
şampiyonlar liginde son üç maçını kaybetmiş, daha önce üstelik epeyce de istim üstündeyken fenere karşı pek varlık gösterememiş bir rakiple oynayacağız. takımdaki eksikler can sıkıyor ama galibiyeti hedeflemekten korkmamamız gereken bir maç. şampiyonlar liginde kalan maçlarımız içinde en rahat 3 puan alacağımız maç bu maç, o nedenle hedef maçı olmak zorunda. bu maçı alalım, derbiyi sonra düşünürüz. umarım eren elmalı'nın oynamasında bir sorun olmaz, böylede onu sol öne atıp, barış'ı forvete atarız. icardi de yedeklerde sonradan oyuna girecek bir kozumuz olur.
liverpool maçını örnek almalıyız. izlediğim en dengeli oyunu oynayan takımdı bizimkiler. basması gereken yerde bastı, yeri geldi sadece orta sahada güçlü durup mücadele verdiler. gerektiğinde de savunmada sert ve konsantre kaldılar.
bu maçta da aynısını yapmalıyız. allah ne verdiyse saldırmanın anlamı yok. sakin kalınmalı. haldır huldur gitme işini bırakıyoruz artık.
ben aynı oyun aklını kullanarak maçı kazanacağımızı düşünüyorum. maç maç gidip önümüzü açacağız.
bu maçı alsak ama fenerbahçe maçını kaybetsek galatasaray taraftarı razı gelmez. iki maça da beraberlik yazsak daha az üzülürüz, işte öyle garip bir durumdayız. gerek 9 puan oluşumuzun verdiği rehavet, gerek rakibimizin belçika takımı olsa da isimsiz oluşu, gerek uzun sakat ve cezalı listemiz, gerek kadıköy'deki maçın önemi derken bu maç çok tehlikeli hale gelmeye başladı. çok düşük konsantrasyon görüyorum bu maçla ilgili ve maalesef bu durum doğal. ama usg bu maça bizim baktığımız gibi bakmayacak. onlar için çok daha kritik maç ve bizden çok daha hazır olacaklar. yarına kadar silkelenip kendimize gelmemiz lazım. vallahi bize acımazlar.