şampiyonlar liginde bu sezon oynayacağımız 11. maç ve bunun adı son 16. öncelikle tüm takımı ve teknik ekibi tebrik ediyorum. artık kısa ve parlak başarılar yerine uzun ve istikrarlı başarıları kovalamak gerektiğini düşünüyorum. umarım bu maçların sonucu ne olursa olsun avrupa takımı hüviyetimizi kaybetmeden mücadele eder ve önümüzdeki yıllara tecrübe aktarabiliriz.
maça gelecek olursak; ben kontrollü oyun+aralıklı şok pres bekliyorum. liverpool ise oynadığımız ilk maça göre daha ciddiye alıp savunma öncelikli ama oyuna hakim bir oyun oynamak isteyecektir. ben bu maç özelinde bizim açımızdan kırılma noktalarının kanatlar olduğunu düşünüyorum. orta saha üçlüsü fizik olarak bizden üstün. ekitike savunmacılarımızın sevmeyeceği tipte mobil bir santrafor. ancak doğru kurguda kanatlarda üstünlük sağlayabiliriz. ben onların gomez-salah, kerkez-gakpo dörtlüsü ile çıkacağını düşünüyorum. bü dörtlüye bence boey-barış, jakobs-lang dörtlüsü ile cevap vermeliyiz. barış hem gakpo ile boey'in baş etmekte zorlandığı anlarda destekte bulunur, hem de kerkez'in ofansif katkısını düşürür. gomez'in ciddi bir hücum performansı vermesinin nispeten zor olduğu bir denklemde lang ile birebir beceri işine bırakmak ve fizik olarak geriye doğru giden salah'ı jakobs ile savunmaya çalışmak bana doğru geliyor. maçın favorisinin liverpool olduğunu düşünmekle birlikte biraz futbol şansı ile kazanma ihtimalini görüyorum. çok şey istemiş olur muyum bilmiyorum ama iyi bir skor alma durumunda kart temizleme konusuna da eğilmemiz gerektiğini düşünüyorum. uğurcan ve osimhen'in asla kart görmemesi gerekiyor. bunun dışında üçüncü asla diyebileceğim ise sanchez-abdülkerim tandeminin aynı anda kart cezalısı olması. bunun dışındaki kart sınırlarını iyi bir skor halinde kontrollü temizlemeliyiz. jakobs ve davinson'un cezalı duruma düşmesi singo ve eren ile ikame etme fırsatı verir ki berbat bir alternatif olmaz asla. ayrıca lang'ın kartlarını temizlemesi de deplasmanda sallai'nin savunmayı hücumdan başlatmamıza fayda edecektir. ne olursa olsun moral bozmadan mücadele etmeye devam etmeli ve son topa kadar şansımızı denemeliyiz.
maçın üzerinden biraz zaman geçtikten sonra yazmak istemiştim. sanırım artık doğru zaman. herkes gibi ben de maç içindeki lakayıtlığa ve diş gösteremememize çok kızdım. galatasaray'ın bu sezonki en büyük problemi ne denilse konsantrasyon derdim. konsantre olduğunda avrupa'nın en büyük takımlarını bile yenebilecek bir mücadele sergileyen takım yeri geliyor bir anda veteran organizasyonlarında gazozuna top oynayan eski topçulara dönüyor. bu duygu geçişini bir yere kadar anlayabiliyorum. şampiyonlar ligi'deki seviye ile lig seviyesi bambaşka. o yüksek seviyelerden sonra bu duygu geçişi olabilir. ama bu denli genele sirayet etmesi kabul edilemez. juventus maçı için sahaya çıkan oyunculara tek tek bakacak olursak;
uğurcan: muslera sonrası ne denli nokta atışı bir transfer olduğunu her gün gösteriyor. tek eksi yazılabilecek noktası gelen şutları iç havuza doğru çeliyor olması. onu da zamanla geliştirecektir. juventus maçında çok ön planda olmadı belki ama yine belli bir seviyede performans verdi.
sallai: devşirme bekler savunmada sakar olur tezini çöpe attı resmen. karşısında kenan yıldız gibi avrupa'nın en elit kanatlarından biri varken gayet güzel mücadele etti. sertlik düzeyi yüksek maçlarda takım adına pozitif fark yaratıyor. bence üst seviyede kalmak istiyorsa kanat olduğunu unutup bek olduğunu kabullenmeli.
davinson: yine laubali bir hareketle başımızı yaksa da savunma becerileri anlamında hala bize çok şey katıyor. dün okuduğum bir istatistikte dan burn ile birlikte en çok kafa topu alan savunmacı olduğu yazıyordu ki bilmeyenler için dan burn 2 metre boyunda. kendisinin performansı dalgalansa da odaklandığında daha iyi bir stoper bulmamız zor. sadece zorluk düzeyi yüksek maçlardan önce tahtaya yüz kere "laubali davranış yok" yazdırmamız gerekiyor.
abdülkerim: maç içinde olumlu-olumsuz çok fazla göze batan bir performans gözlemlemedim. klasik abdülkerim'i izletti. defansif farkındalığı en yüksek oyuncumuz. sınırlarını bilen ve ona göre davranan bir isim. savunma arkasına kaçan profilde bir santrafor olmadıkça bizi çok üzmez.
jakobs: beni hayal kırıklığına uğrattı bu maçta. ben odaklanmış bir jakobs'un en iyi defansif bek performansını verebileceğine inanıyordum fakat kendisi maç içinde conceiçao tarafından madara edildi. açıkcası ben jakobs-eren sol bek rotasyonunu beğenenlerdenim. birbirini dinlendirmeli şekilde oynamaları ve bu sayede sertliği yüksek maçlarda jakobs'un varlık göstermesi güzeldi. ama bu maçtaki gibi bir performansı bize daha sık izletecekse jakobs'un sakatlığıyla filan uğraşmaya değmez.
lemina: açıkcası maç içinde beğenenler olduğunu gördüm ve şaşırdım. maçı üçüncü stoper gibi tamamlayan, orta saha sertliğine cevap veremeyen bir isimdi bana göre. maç seçen tayfanın da başı olduğu düşünülünce yerine üst düzey bir isim düşünülmeye başlansa fena olmaz diye düşünüyorum.
torreira: galatasaray'a geldiği günden beri en kötü performansını gösterdi. sahada başı kopmuş tavuk gibi davrandı. kendisinin özverisine hayranım ama sanki yavaş yavaş hikayenin sonu yaklaşıyor. fiziksel dejavantaj yasatmayacak bir ikamesi ile değişikliğe gidilebilir diye düşünüyorum.
sara: sertlik düzeyi yüksek maçlarda doğal olarak çok ön plana çıkamasa da ben geldiği düzeyden memnunum. fizik olarak diri kalması, ön alan presine destek olması ve takıma teknik beceri getiriyor oluşu ile takımda muadili az olan oyunculardan. sadece 10 numaralı sistem yerine 4-3-3 ün sol içi olursa daha etkili olacağını düşünüyorum.
lang: ben maçta kendisini beğenmedim. maçın biraz daha bizim sağ kanadımızdan işlemesi de bunda etkili fakat top ayağına geldiğinde normalde yapabileceklerini yapamadı. kanat rotasyonuna teknik beceri kattığı aşikar fakat napoli 30 milyon euro'da diretirse ki muhtemelen öyle olacak. ben o paraları edebileceğinden şüpheliyim.
barış: geldik "vurun abalıya" kardeşime. açıkcası ben büyük haksızlığa uğradığını düşünüyorum. hadi taraftarı geçtim takım arkadaşları tarafından da haksızlığa uğruyor. barış juventus eşlemesinin x faktörü oldu bu açık. ilk maçta sol bek mevkilerini paramparça etti. adamlar korkusuna kostiç filan koyamadılar sertlik katsın diye mckennie'den medet umdular. adil bir hakem olsa onu bile sindirmişti. barış'ın ekran karartma muhabbetinden dolayı mimlenmesi doğal. fakat koyduğu efor ve rakibi eksik bırakan oyununa rağmen atmadığı bir pastan dolayı saha içinde takımın ağır topu tarafından el kol yapılması haksızlıktır. bugün son 16'daysak bunu 15-20 milyon alan yıldızlardan önce barış sayesindedir. yüksek efor içinde sağlıklı pas atmayı başaramıyor olabilir. ama bu kimsenin saha içinde el kol yapıp modunu düşürmesine hakkı yoktur.
osimhen: saha içinde verdiği eforla maçın en önemli isimlerindendi. orta sahaya kadar gelip top kapması, etrafına alan açması vs çok kıymetli. ama şu el kollarından bana gına geldi. maç önü, maç sonu juventus'a yanlayan açıklamaları vs beni oldukça rahatsız etti. bu takım sana tarihinde hiç vermediği ve belki de bu sebeple de ileride maddi sorun yaşayacağı paraları veriyor. italya'yı seviyor olabilirsin. galatasaray'ı kendi seviyende görmüyor olabilirsin. ama bu şekilde davranamazsın. bu takımı küçük görme tavırlarını daha önce de çok yaşadık. çok eleştirdim. bu sebeple çok eksilendim. hiç mühim değil. kazanma hırsına saygı gösteriyorum. ama sen de takım arkadaşlarına saygı göstermek zorundasın.
yedekler: eren, boey vasattı. hele eren'in zhergova'nın şutundaki halleri trajikomikti. ilkay bence fena değildi. girdikten sonra takımı yönlendirmesi ve sakinleştirmesini beğendim.
sane ve icardi berbattı. aldıkları maaşın onda birini vermediler sahaya.
singo ise yıldız gibi parladı. delik deşik olan orta sahaya girip bir anda takımın çehresini değiştirdi. bence orta sahada tekrar değerlendirilmeli.
takımımla gurur duyuyorum. bu kadar aleni şekilde kayrılan, defalarca kırmızı kart görmesi gereken bir takıma karşı bir sürü sakat oyuncumuza rağmen muazzam mücadele ettik. oyunun hakimiydik. maçın sonunu 11 kişi tamamlamaması gereken bir takım yedeklerinden aldığı katkıyla onca kayırılmaya rağmen 1 puanı zor kurtardı. biz bu ligde oyunumuzu oynarsak alayını yeneriz. yeter ki isteyelim. allah'ın adaleti şaşmaz. elbet bugünkü haksız puanların sonucunu yine layık oldukları alt sıraları boylayarak alacaklar.
bana göre maçın anahtarı ilk 20 dakikadaki fenerbahçe'nin yapacağı baskıya cevap verebilmek ve maçın son 15 dakikasında kulübe katkımızın olmadığı zamanda vereceğimiz reaksiyon. eğer maça golle başlamalarını engeller oyunun (topun değil) kontrolünü alabilirsek ve kondisyonumuzu iyi ayarlayıp geride olduğumuz kulube katkısı konusunda zorluk çıkarmalarına müsade etmezsek maçı istediğimiz gibi bitiririz. yine her derbide olduğu gibi bu derbide de kazanan orta sahalar olacak. lemina-torreira-ilkay (sara) orta sahasını kurup rakibin sertliğine cevap verebilmeli bek arkası koşuları iyi karşılayabilmeli ve en önemlisi rakibin tahrikine kapılmamalıyız. özellikle beklerin toyluğundan yararlanıp koşu atmayı, penaltı almayı deneyecekler. osimhen'i kart görmesi için tahrik edecekler. skriniar-osterwolde ikilisi ile her türlü kural dışı hareketi yapacaklar. tahrik olmak yok, muhatap olmak yok. kazanması gereken onlar biz değiliz. akıllı olduğumuz sürece bizi alt edemezler.
kendisinin son maçtaki performansı ile nur topu gibi bir sol açığımız olduğunu düşündüğüm futbolcu.
o kadar ters bir zamanda yakalandık ki bu maça neredeyse ilk 11'i tamamlamakta zorlanıyoruz. normalde şampiyonlar ligi performansımızla iç sahaya gömeceğimiz bir takımdan çekinmemizin sebebi bu. işin trajik yanı bu maçtan sonra oynayacağımız maçlar monaco-atletico ve city. tabi ki sonuna kadar mücadele edilecek ama o üç maçtan 0 puan almak imkansız değil. o sebeple ben usg maçını bu sezonun kırılma maçı olarak görüyorum. bana bu maçı kazanıp fener'e kaybedeceksiniz deseler tamam derim açıkcası. çünkü lig uzun bir maraton ve biz elbet fener'i yakalar sonra geçeriz ama usg'yi yenemezsek allah korusun trajik bir sonla elenip bütün momentumu aşağıya çekebiliriz. o sebeple bu maça katı bir defans anlayışı ile 1 puanı garantileyerek oynamalı ve fırsat bulursak da golü atıp maçı kırmalıyız. sakatların içinden oynayabilecek durumda kim varsa basıp iğneyi oynatmalıyız. sonra isterlerse 1 ay yatsınlar.
galatasaray futbol takımının herhangi bir oyuncusuna gereğinin çok üstünde bir misyon yükleyip onu göklere yükseltmenin ne kadar yanlış olduğunu bizlere gösteren bir zamanların elit santraforu.
frankfurt, az, prag, rangers sıkıyorsa şimdi gelin lan!
oynadığımız iştahlı baskı oyunu zaman zaman deplasmanlarda ritmimizi bozuyor. hele ateşli bir tribün varsa bazen elimiz ayağımız birbirine giriyor. bir kere kimsenin bu maçı çantada keklik görmemesi lazım. taraftar kültürü olan ve şampiyonlar liginde bir çıkış arayan ajax'ın yoğun bir çaba göstereceğini düşünüyorum. fakat akıllı ve sakin oynarsak arkada epey boşluk vereceklerdir. bu şekilde geçişi kullanarak goller bulabiliriz. zaten bulacağımız 1-2 gol rakibi tamamen oyundan düşürüp maçı kolaylaştırabilir. davinson, singo, jakobs'un geri dönmesini bekliyorum. keşke ilkay da bu maçta olabilseydi. tempoyu ayarlama konusunda muazzam bir lider.
bugünkü maçı kazanamamızın sebebi kulübedir. son yıllarda yapılan transferler ile ilk 11 kalitemiz çok yükseldi fakat yedek kulübesi hala berbat seviyede. ben anlamıyor kaan'dan hala ne bekliyoruz? ya da berkan'dan, kutucu'dan ne bekliyoruz? barış'ın muadili bir ismimiz yok kulübede. gidip mecburen eren'i öne atıyoruz. bu kulübe seviyesi yükselmedikçe daimi başarımız mümkün değil. kaan, berkan, kutucu, yusuf'tan hemen çıkıp ilk 11'i zorlayacak isimler transfer edilmeli.