tarihimizde ilk defa karşılaşacağımız bir rakiple oynayacağımız maç. real madrid, barcelona, bayern, juventus, liverpool, man.utd. gibi avrupa'nın dev takımlarının birçoğuyla defalarca karşılaşmış olmamıza rağmen city ile bugüne kadar hiç eşleşmemiş olmamız ilginç. içimde bir kıpırtı var, bu akşam tarihi bir maça tanıklık edecekmişiz gibi hissediyorum. allah utandırmasın.
erken gol yemeyelim. maçla ilgili en çok istediğim şey bu. o ilk 15 dakikayı atlattıktan sonra kafa kafaya oynarız. yeneriz yeniliriz ayrı, ama oynarız.
başarılar aslanlar. saneden asist osimhenden gol istiyorum. ikisi için. bizi tercih ettikleri için. kendi kariyerleri için.
manchester ..... kolla kendini
maçla ilgili söylenecek çok söz var. taktik ve futbolcu analizi yapan pek çok youtube yorumcusunu dinledim; üç aşağı beş yukarı herkes aynı şeyleri söylüyor. ama sade bir taraftar olarak, bir kış akşamı galatasaray’ın şampiyonlar liginde böylesine kaliteli bir takımla maç yapacak olmasının verdiği heyecanı çok seviyorum. çevremdeki tüm galatasaraylıların da benimle aynı fikirde olduğunu görüyorum. galatasaray sosyal medya platformlarının “şampiyonlar ligi” temalı paylaşımları, maçtan önceki gün yapılan basın toplantısı, iş yerinde geçmek bilmeyen saatler… deplasman maçı olması nedeniyle evde kurulacak sofranın alışverişi ya da dışarıda organizasyon yapılacaksa mekan arayışının verdiği keyif… bunların hepsi bu büyük gecenin bir parçası. bakın, fenerbahçe kulübü’nde koç ve saran aileleri bütün servetlerini bağışlasın, üstüne abramoviç de varını yoğunu bu camiaya yatırsın; yine de bu heyecanı satın alamazlar. galatasaray’ın mazisini iyi bilen herkes çok iyi bilir ki galatasaray bu maçı gerçekten yenebilir. kalpte ve gönülde yer alan bu bilgi var ya… işte bunu başka bir takımın taraftarı asla anlayamaz.
ne diyeceğimi bilemiyorum, karmaşık duygular içerisindeyim. ümitli olmak suç mu?
daha önce prime madrid ile oynadık, prime psg ile oynadık prime juve ile oynadık oynadıkça oynadık. bizde prime dönemine denk gelmeyen tek adam vardı o da pep. ne barça ile ne münih ile karşılaşmadık. ilk defa pep'e karşı savaş vereceğiz. dünyanın en büyük kulüplerinin bile çekindiği city'ye karşı inceldiği yerden kopar diyoruz. mağlubiyetten korkmuyor, sürpriz kovalarız diyoruz. bunu sadece biz değil ülkedeki şer odakları bile düşünüp kederleniyor. onların korkusu city'den daha büyük.
"ulan ya yaparlarsa" korkusu her şeye bedel.
belki ilk 5 dakika da ikilik olacağız, belki maç sonu 6 yiyeceğiz ama bu sahnede olmanın vermiş olduğu zevk bambaşka olacak.
kimin var böyle şanlı tarihi?
biz korkuyu psg deplasmanında, madrid deplasmanında bıraktık.
sonumuz hayrola.
konsantrasyon.
uğurcan
sallai sanchez abdülkerim jakops
lemina
sane torreira sara barış
osimhen
sarı kartlara dikkat.
uyandım ve uyandığımdan beri kafamda dönen tek bir şey var bu maça dair.
28 ocak 2026...uyanır uyanmaz milyonların aklında tek bir ses, tek bir beste...tüm gün kulaklarını çınlatacak bir ses.... uzaktan gelen uğultular şeklinde başlayıp sonra çoşkun bir çağlayan gibi devam ediyor....
"avrupa avrupa duy sesimizi
iste bu cimbomun ayak sesleri,
cimbomla kimse basa cikamaz
menchester ibnesi kolla kendini
lay lay lay, lay lay lay..."
sanırım tüm gün aklımda sadece bu beste dönecek....
instagram
oynanıp bitene kadar keyif alınması gereken maç.
bu tarz maçlar her zaman oynanmıyor. ve biraz gerçekçi gözle bakılınca, yapılan değişikliklere rağmen çeyrek final ve ötesinin 5 büyük lig dışı için mucize bir başarı olduğu günümüzde; şampiyonlar ligi'nde bizim seviyemizdeki takımlar için alınabilecek maksimum keyfi barındırıyor.
avrupa'nın en iyi takımlarından biriyle oynuyoruz. haftasonları kaçak göçek bile olsa "biraz futbol izleyelim" diye arandığmız premier lig'i yakın geçmişte bir süre domine etmiş bir takımla oynuyoruz. kulübesinde son 10 senedir futbola yön veren, trendi belirleyen teknik direktörlerden biri var.
üstelik en güzeli, kaybedecek bir şeyimiz yok.
bu maçta yenilirsek, hatta fark bile yersek manchester city'den fark yiyeceğiz. ne ligden düşmüş karagümrük'e karşı su kaynatmayla, ne 2 futbolcusu önceki gece ülkeye gelmiş antep'e karşı pozisyon üretememekle, ne de penaltı ya da kırmızı kart jokeri olmadan göztepe'ye bile diş geçirememekle denk tutulacak bir şey değil.
burası devler ligi. devler ligi cimbom'un evi.
biz böyle maçlar için yaşıyoruz.
normal bir maç ve sıradan bir rakip gibi yaklaşan taraftarı de eleştirmemek lazım. bizim ufuk çizgimizde "manchester city'i nasıl yeneriz" var. "manchester city deplasmanında böyle böyle yaptı" diye teknik direktör eleştirmek var.
bamşbaka bir yer arkadaşlar. kokain ticareti dönen limandan gelen paralarla hülle transferi yaparak ya da ligdeki takımların yarısına sponsorluk vererek falan çıkılabilecek yerler değil...
keyfini çıkaralım. umarım futbolcular ve teknik ekip de keyfini çıkarır.
son sözü de ufuk çizgimizi edirne'den alıp kopenhag'a taşıyan büyük imparator söylesin...
(bkz: sicilin parayla nüfuzla reklamla doldurulamadığı yerdeyiz)
tüm avrupa maçlarında olduğu gibi bu maçın da kırılma noktası ilk 20 dakikadır. bu dakikaya kadar gol yememişsek her 10 dakikada bir puan alma ihtimalimiz artar diye düşünüyorum. sosyal medyada inanılmaz bir hype var bu güzel fakat eksikleri var denilen city'nin doku haaland cherki arkalarında silva ve foden gibi inanılmaz oyuncuları var. iç sahada olsak biraz daha güvenli olabilirdim ama deplasman maalesef öyle değil. bize düşen takımımıza sonuna kadar destek olup bu maçdan keyif almak olacak. elenmediğimiz sürece bu maçın sonucu pek umrumda değil ama takım için bu bir meydan okuma maçı olacaktır. özellikle sane ve ilkay eski takımlarına karşı oynaması sebebiyle osimhen ve barış ise kendilerini daha fazla gösterme fırsatını değerlendirmek isteyeceklerdir. maçın x faktörü bence barış olacaktır çok akıllı olması gerekiyor. oyunun defans yönüne gelirsek beklerimiz inanılaz bir konsantrasyon ve özveri ile oynamak zorunda tabi hücum oyuncularımızın desteği şart iki tane 1v1 canavarına karşı oynayacaklar.
bizim için herhangi bir önemi olmayan maç. yenilsek de hiç problem değil. en azından okan hoca için "aaabe yaaa heç bir hedef maçını kazanamıyor yaa" denmez heralde.
takımıma başarılar diliyorum.
skandal bir fark veya sakatlıksız, keyifli bir maç olmasını temenni ediyorum.
skoru erkenden bulup singo'yu sahaya sürmeli ve maç ritmi kazandırmalıyız. böyle maçlar bu tür kazanımlar için bulunmaz nimet. umarım okan hoca da bunu düşünüyordur.
bence ayağımızı sağlam yere basmalıyız. yani adamların sadece defansta problemi var; onun dışında orta saha ve hücumda bizden çok üstünler. 1 puan almak bile çok zor.