ali koçun olduğu her sene daha kötü ne olabilir ki diyerek kapanır.
bir sonraki sene daha kötüsünü yapar.
gecen sezon ligden cekilme mevzusunda suna benzer bir soz soyledi. tam olarak hatirlamiyorum.
"ligden cekildigimizde sayet bizi dusururlerse kesinlikle birakmam. sampiyon yapip lige cikarmadan bir yere gitmeyiz"
adamin en buyuk hayali bu iste.
bırakaydıkta kulübü ele mi geçirselerdi. son kale ele mi geçseydi. aziz erdoğan ın adayıydı apaçık. helal olsun kongre üyelerimize..
bazı şeyler şampiyonlukta önemlidir. dip yaşanacaksa yaşanır.burası fb!
bu adam 6-0 igs mağlubiyeti veya daha kötüsünü yapmadan gitmeyecek, aksini düşünen var mı?
ahmet konanç gibi şampiyonluğu kazanmamız için gerekli olan gücü ve enerjiyi hissedecek, bunu rakibde hissettirerek sindirecek, rakibi döverek tribünleri coşturacak bir kadro mühendisliğine kafası basmayan kanaat önderleri sayesinde taraftar profilimiz de değişmeye başladı maalesef. 5 metre kare içinde harikalara yaratan, ama süratli mesafe kat etmeyeni statik oyuncular ile ancak boyurları 40 metreye 20 metre halı sahalarda oynanacak cocal-cola kupalarını kazanabiriz. bu gerçekle yüzleşmemiz, bu modern futbol gerçeğini sindirerek kamuoyunu bu yönde oluşturmamız gerekiyor.
sonunda söyleyeceğimi baştan yazayım; bu seneyi de heba ettiğimizi düşünüyorum. müneccim değili, tarot falı açmıyorum,vahi falan da gelmiyor, sadece modern futbol prensipleri ve bizdeki kadro planlamasına bakarak gerçekçi bir analiz yaptığımda bu gerçeklerle yüzleşmek durumunda kalıyorum. yıllardır dejavu yaşamaktan gına geldi artık. mourinho'nun bizde yaratacağı travmanın daha önce yaşadıklarımızın da önüne geçeceğinden endişeliyim. bu çapta bir hocanın bizim gördüğümüz,tesbit edilmesi çok basit hususları göremiyor olmasının rasyonel bir açıklamasını bulamıyorum. kendi söylediğini kendi yalanlar şekilde hareket edip çözümsüzlüğü daha fazla arttırmasını da hazmedemiyorum. dünya çapında kariyer sahibi olduğu için teknik direktörlüğünü eleştirmeye cüret etmek haddim olmaz ama bu kadar tutarsız ve üstünkörü bir tutum takınmasını çok talihsiz bir durum olarak görüyorum.
işin teknik analizi gayet basit:
türkiye liginde tipik 6 numara ile rakibi boğan, çabuk sonuca giden,hamle üstünlüğü olan,skor tehdidi yaratan bir oyun oynayamazsın. olmaz. nokta.
amrabad ile en zayıf rakiplere karşı bile takım boyunu uzatan,defans ile ön bölge arasındaki alanda rakibe kolay geçit verip atak olgunlaştırmasına müsaade eden, düşmeye oynayan takımlara bile mahkum oynayan bir kurgudan fazlası olmaz.
tipik 6 numara ile bir kurgu yaratmak istiyorsan bu sefer onun yanındaki diğer oyuncuların çok süratli mesafe kazanan,ikili mücadele kaybetmeyen, rakibe fizik üstünlüğü sağlayıp sindiren ve takım boyunun uzamasından fiziksel olarak etkilenmeyecek nitelikte olmaları gerekir. mourinho eğer bu modern futbol gerçeğine uygun olarak bir dönüşüm sağlama çabasında olsa bu kurguyu oturtmak için zamana ihtiyacı olduğunu düşünür ve umutla beklerdim. ama kadro planlaması inanılmaz şekilde uygunsuz ve kötü. zaten takım boyunun uzamasından olumsuz etkilenen tadic,dzeko,irfan can,fred,symanski,mert gibi oyuncuların yanına kadro planlamasında talisca ile destek olacağını düşünüyorsan bu halı saha profesörü zevzek ahmet konanç'tan daha ileri bir seviye olmaz. teknik oyuncular becerilerini sergileyebilmeleri için kendilerini fiziksel anlamda destekleyecek takım arkadaşlarına ihtiyaçları vardır. bunların etrafındakiler ne kadar dinamiz ve atltik ise teknik oyuncular da o oranda parlar. bir savaş sadece komutanlar ile kazanılmaz. komutanların idare ettiği güç ile kazanılır. bu gücü de askerler oluşturur. komutansız güç de işe yaramaz. ama hedefe ulaşmak için ne kadar az komutan, ne kadar çok savaşçı olurda rakibe karşı o kadar avantajlı olursunuz. ordunun dinamiğini artıranlar statik duran komutanlar değil, dinamik askerlerdir. askerlerin dinamizm de ordunun genel direnci için çok önemlidir. fazla statik,az dinamik kurgu ile maç savaş kazanılmaz. işte bu paradigma da modern futbolun vazgeçilmezidir. nu şekilde baktığımızda içimizde umut ışığı oluşturacak bir gelişme göremiyoruz. mou efendi amrabad gerçeğini anca 6 ayda anlayabildi. !
takım boyunu kısaltmaya yönelik arayışlar içine girdi. şimdi bir 6 ay da bu arayışlarla geçip bize kurdeşen döktürecek. ama kadro planlaması yanlış. biz bunun aynı örneğini jesus ile yaşadık zaten. takımı öne çıkararak rakibi boğan,göze hoş gelen oyun oynatmasına rağmen kadro içinde yer alan oyuncuların atletizm ve sürat eksiklikleri sebebiyle çok güzel bir oyun oynana sezonu kaybettik. önümüzde daha yakın örnekler ve pratikler olmasa yine de bu arayışı makul karşılayabilirim ama geçen seneki kadromuz ve 2 senedir cincon kadrosu orada kabak gibi duruyor. insan tenezzül edip bir göz atmaz mı? geçen senenin kadrosunun ve cincon kadrosunun bize yegane üstünlüğü takım dizamizmi ve enerjilerinin yüksek olmasıdır. yoksa kadroları bireysel olarak incelediğimizde bizdeki kadar yıldız yok hiç bir takımda. ancak rakipler atletik ve dirençli olduğunda bu teknik sadece parlaması beklenen yıldız gibi saklı kalmak durumunda kalıyor.teknik ouuncularımız ancak rakibin izin verdiği ölçüde parlayabiliyorlar. tekniğin eksik kaldığı yerde rakibi döverek yenmen gerekir. tekniğini kabul ettirmen bazen mümkün olmayabiliri ancak senin kadrondaki oyuncuların gücü,atletizmi yüksek ise her zaman işe yarar. takım süratle geçen seneki ikili mücadele canavarı,önde baskı uygulayan,kısa sürede gole giden enerjik,süratli yapısından uzaklaşıyor. bunun tek suçlusunun mourinho olması ise inanılmaz gerçekten. geçen sene ilk geldiğinde "takımın yegane eksikliği hücum süratimizin yeterli olmaması" diyen adamın geçen 6 aylık süre içinde takımın atletizmini arttırmayı bir kenara bırakıp statik tipte oyuncular ile kadro yapılanmasına gitmesininin rasyonel bir açıklaması yok bende.
geçen sene bize genel takım enerjisi ve üstünlüğü sağlayan oyunculara bakalım; osterwolde, dziku, becao, osayi, ferd, ismail. bu dinamiz içinde sivrilip ayak uyduranlar ise fred,symanski,irfan can,dzeko,tadic. şimdi bakaıyoruz;osterwolde ve becao sakatlıktan dolayı, ferdi de mourinho'nun durumunu fark edip transferin son günü apar topar kaçmasından dolayı kadroda yoklar. düz mantık ne der? başarılı bir kurgu bozulmamaya çalışılır. elde olmayan nedenler bozulursa da eşdeğer özellikte futbolcular ile takviye edilmeye çalışılır. osterwolde,beção eksik bizim mou'nun birinci alternatifi samet akaydın. ferdi eksik yerine mert müldür ya da kostic alternatif. bu saçmalıklar yetmiyor, osayi ve ismail'i futboldan küstürüp takımdan uzaklaştırıyor. sonra spor yorumcusu gezçinen yetrsizlerden fred,symanski,irfan can geçen seneki kadar formda değiller. bakmıyorlar kendilerine. akılları futbolda değil" şeklinde yüksek zeka?!? ürünü yorumlar dinliyoruz. birşey değil, bunlara inananların oluşturduğu bir de ciddi kamuoyu var maalesef. kimse ismail-fred iklisindeki uyumun anahtarını çözemedi bu "yüksek kalite spor yazarlar" arasında. amrabad'ın takımın kimyasının nasıl içine ettiğine ayamadı bir türlü.yeni transferler içerisinde bizim derdimize ilaç olacak tipte oyuncu yok maalesef. orta özürlü olarak nitelendirdiğimiz osayi'nin çabukluk eksikliğini kapatabilecğimiz bir adamımız yok. orta özürlüymüş?? lanet gelsin ortasına. sanki yaptığı ortalarda ön arka direk, penaltı noktası,ceza sahası yayı paylaşımı yapabilecek kapasite,atletizm ve akılda futbolcumuz var.en nasyri'ye ön arka direk paylaşımını öğretemezsin bu saatten sonra. dzeko ve tadiç'in bu konudaki futbol zekaları yeterlidir ama düşündükleri bölgeye gidecek atletizmleri yoktur. iyi orta açar diye koyduğun mert müldürü karşısına alan her zenci forvet yürüye yürüye geçer. ama bunu ahmet konanç gibi zevzekler görmez. neymiş efendim? "iyi orta açamıyor" . elinin körü artık. defans hattımıza bakıyoruz; rize maçına mourinho'nun öngördüğü takım kurgusuna en yakın kadro ile çıktık. ne oldu? karşı takımdaki 3 siyahi futbol her aldıkları top ile içimizden geçtiler.ne direnç gösterbildik, ne de ayaklarından tek top alabildik. mou efendinin beğenmediği evdönüştürmeye çalıştığı geçen senin kadro yapısındaki osayi,dziku,osterwolde,ismai,becao,ferdi önünde bu kadar rahat dans edebilirler miydi? düşünüp dürüstçe bir cevap verin. rakibimize bu hamlede geç kalma ile, rakibi sinirmek içim gerekli kuvvetteki eksiklik ile,bu yavaşlık ve düşük enerji ile nasıl üstünlük sağlayacağımızı düşünüyorsunuz? geçen sene evlerinde 10 kişi ile yendiğimiz maçı teknih oyuncularımızın becerisi ile mi aldı? icardi ve barış alperi yerlerde süründüren,yıkıp geçen osterwolde,osayi,ferdi ortada mertens'i sindiren ismail'in enerjisi ve kuvvet üstünlüğü ile aldık. 10 kişi oynamamıza rağmen maç 2 gün daha sürse maçı gene biz kazanırdık. bu kadar keskin vekesin örnekler gözümüzün içine bakarken hala ders alamamış olmak gerçekten çok acı veriyor. bunu bir de mourinho gibi bir hocanın yapıyor olması bütün umutların yok olmasına neden oluyor. yürürlükteki modern futbol ilkelerinin başında gelen atletizm,süratli mesafe kat etme,ikili mücadelede fiziki üstünlük sağlayıp rakibi sindirme,takım boyunu kısaltarak takımın genel direnci ve enerjisini yukarıda tutma gibi unsurlardan vaz geçip tekniği iyi,atletizmi zayır,statik oyuncuların tercih edildiği bir kadro mühendisliğinden şampiyonluk çıkarmanın mümkün olamayacağı gerçeği ile yüzleşmemiz gerekiyor. mourinho'nun ne yapmak istediğini geröekten anlayabilmiş değilim. hatada ısrar bu kadar olmaz.mantıklı değil.
çok güzel tespitler ve maalesef hemen hiç birimiz şampiyonluğa inan(a)mıyoruz. halbuki sezon başında güzel (hızlı, sert, sağlam, skorer) bir kadro kurulabilse ve mou saçma sapan oyuncu ve taktik tercihlerine devam etmeseydi, bu rezil yapıya rağmen çatır çatır şampiyon olabilirdik. bu yönetimle bu kadar. seneye inşallah.