galatasaray maçlarını çok takip etmeyen ve derbilerde gören bi beşiktaş, fener taraftarı olsam bu mu lan övdükleri ligin en iyi stoperi dedikleri davinson derim. emirhan topçu bile her derbide taş gibi duruyor, konsantrasyonla oynuyor, yerden havadan osimhene karşı aciz durumda asla gözükmüyor, bu arkadaş ne hikmetse ayarsız takılıyor. gerçekten overrated tabirinin kelime karşılığı bence. büyük fark yaratan özellikleri var, ama aksadığı çok temel noktalar da var ve bu öyle 1-2 maçlık falan da değil.

bu arada bugün gerçekten itiraz etmeden çıkmasına da ayrı sinirlendim, gerçekten en ufak bir çekme yok, itme yok, ayakla topa doğru yönelme de yok, sadece koşuyor ve rafa tamamen kaleye gitmekten çok müdahale almaya odaklanmış halde. faulü ben göremiyorum şahsen, başka bi ton salak saçma şeye hakemin başına yığılırken buna itiraz etmeden çıkmayı anlamış değilim. birebir aynısı bizde olsa rakiplerin tweetlerini şimdiden tahmin edebiliyorsunuz...

5 golün 5'inin de bireysel hatadan yendiği başka maç izledim mi, bir daha izler miyim bilmiyorum. anadolu takımlarına özellikle son 3 senedir büyük üstünlük kuruyoruz, onlar bile bu hale düşmüyor karşımızda, konstantrasyonla oynuyorlar çoğu zaman. ilk golü yiyene kadar ben de işlerin tam istediğimiz gibi gittiğini düşünüyordum, öndeydik, topa sahiptik, rakip gelemiyordu, hatta biz 2. gole yaklaştığımız bir kaç atak yapıyorduk. maç sonu dinlediğim birkaç analiz oraları doğru oynamadığımızı ve tuzağa düştüğümüzü söylüyor, yani ben hiç haketmeden frankfurtun devreyi 3-1 önde kapadığını düşünmüştüm ama muhtemelen bireysel hata dediğimiz şeyi kovalıyormuş herifler plan dahilinde, çünkü buna müsait olduğumuzu biliyorlardı.

üzücü kısım şu, yıllarca kısıtlı imkanlarla yarıştık avrupada, yabancı sınırı, ekonomik koşullar falan. yapılan basit hataları türk oyuncu olmaya yorduk, kalite farkını ekonomik koşullara yorduk. sonra yabancı sınırı kalkınca 11 yabancıyla çıktık avrupaya, görüntü gene aynı gibiydi. biz yaşlı yabancıları getiriyoruz genelde, adamlar genç enerjik tempolu, ona yetemiyoruz dedik. şmdi ekonomik olarak da adamlardan geride kalmıyoruz, genç oyuncu da basıp getiriyoruz, tecrübe de var, fizik de var, 3 senedir şampiyon oluyoruz zaten istikrar da var kadro ve hoca olarak, ama yok arkadaş görüntü değişmiyor. yine basit hatalar, yine moral olarak orayı kaldıramamalar, 19 yaşındaki rakip daha olgun durabiliyor. davinson bize rakip çıksa göz açtırmaz, sane rakip olsa yerlerde yatırır beklerimizi, bizim formamızı giyince olmuyor, servet çetin yasin öztekin de bu kadar oynuyordu... ülkenin havasında suyunda mı bir şey var dicem de, var tabi. biz futbolu futbol gibi yönetmiyoruz, işadamları, siyasi bağlantılar karar merci, başka gündemlerin, başka acendaların bir kolu futbol bizde. paralar ona göre harcanıyor, hamaset yapılıyor, sidik yarışı yapılıyor, konsantrasyonumuzun az bir dilimi saha içinde. ama frankfurt bir futbol kulübü, young boys gibi, a alkmaar gibi, kopenhag gibi. sadece saha içine odaklanıyorlar muhtemelen, öyle bir çevredeler, konsantrasyonlarını tamamen rakip analizine verebiliyorlar, böyle de bir sonuç çıkıyor ortaya sanırım. 5 yemek üzücü, ama naparsak yapalım, ne kadar umutlanırsak umutlanalım aynı negatif görüntünün devam ettiğini görmek daha kötü, daha şevk kırıcı...

geçen sezon az alkmaar maçlarından sonra, hatta young boys turundan sonra da taraftarın tepkileriyle morali bozulmuştu, sitem de etti zaman zaman. kendi bakış açısından haklıdır, dibi görmüş bir galatasarayı aldı ligde dominasyonla 3 şampiyonluk kazandırdı, avrupadaki yenilgilerden sonra nankörlük yapıldığını düşünebilir. benim uefa grup performansı ve peşine az alkmaar elenmesinden sonra beklentim, sezonu yine fenerin önünde şampiyon bitirmesi, ve bu kalp kırıklığının da etkisiyle kendisinin görev bırakmasıydı. zira kalkıp 3 yıl şampiyon olan hocayı kovacak halin yok. şu an için demiyorum ama kötü ayrılmamak lazım şu kadar emeğin yılın sonrasında, o yüzden doğru bir zaman olabilirdi mayıs 2025. lakin hiç öyle bir düşüncesi olmadığını gördük ve avrupa için de farkında olduğunu söyleyerek, bu yıl farklı olacağının sözünü verdi ve devam ettik. malesef tepkilerin boyutu çok daha farklı olacaktır bu sene, çünkü tarihte görülmemiş paralar da harcandı bu yıl. camiamızda kimse bu kadar yatırımın çürümüş türkiye liginde şampiyonluk kovalamasıyla yetinmez, hele hele daha ilk maçtan hezimet yaşayınca, görüntü olarak aynı şeyleri verince, kredi çok azaldı. ligin çok üstünde bir yerdeyiz kabul, ama avrupada da hangi seviye olursa olsun bir türlü kendimizi bulamıyoruz, oraya çıkamıyoruz. araya sıkıştırdı galatasaray'ı malesef. başka takımlarda bu yeterli görülebilir ama bizde görülemez. bu kulübün kuruluş amacı belli, en büyük başarıları belli, kendisi de bunu en iyi bilenlerden zaten. galatasaray kazanmaya oynar, galatasaray şöyle basar, böyle saldırır tarzı konuşmalar ve gazlamalar güzel, ama sevgili hocam galatasaray avrupada önüne gelenden 4-5 yemez sürekli. 1-2 kaza olsa eyvallah futbolda var der geçeriz ama artık yetti. elenmenin de yenilmenin de bir adabı olur, çek takımından 4 yedik, az alkmaardan 4 yedik, isviçre takımından 180 dk boyunca hiç kontrolü alamadan elendik ki herifler sonra 0 çekti. üçüncü avrupa sezonuna da frankfurttan 5 yiyip başlıyorsun. galatasaray pısırık oynasın gerekirse ama şu hallere de düşmesin. tüm avrupa maçlarında gol yedik, istinasız, içerde dışarda rakip farketmeden. bunlar normal şeyler değil, ligde altına aldığın ezeli rakibin bile avrupada senden oturaklı oynuyor, yenebileceğini yeniyor, gücü yetmediğine de normalce eleniyor 4 senedir, rezil olarak değil. senin başarına zaten kulp takmaya yer arıyorlar, ekstra dikkat etmen lazımken malzeme verip duruyorsun. youtubeda mesleği olmamasına rağmen maç izleyip analiz yapan insanlar bas bas bağırırken, sen sanki hiç analiz etmemiş gibi işler yapıp 5 tane bireysel hatadan gol yiyorsun. ben kendi adıma doldum, beklentim de inancım da kalmadı, zaten ülke gündemi, ülke futbolu, seviyemi belli. kalkıp yarı finaller kupalar beklemiyoruz çocuk gibi, tek isteğimiz takımımızı şampiyonlar ligi müziğiyle o arenada devlerle çarpışırken heyecanla izlemek, o maçları heyecanla umutla beklemek. ama ligi en domine ettiğin, en çok parayı harcadığın halinle bile bu maçları eziyete dönüştürüyorsan, daha ilk maçtan sonraki maçların heyecanını bitiriyorsan bir zahmet gereğini yap, istifa tezahuratları, kovulma gibi şeyleri yaşatma kendine de bize de...

hayal kırıklığı tabirini tam olarak dolduran oyuncumuz. transferini zamanlaması itibariyle de övmüştük ama içini dolduramayınca da negatif yanları ağır bastı. elbette sezonun daha çok başındayız, gerçek değerlendirmeyi sezon sonunda yapmak daha sağlıklı olacak ama şu ana kadar olanları değerlendirmek de gerekiyor, zira ilk şampiyonlar ligi maçı hüsranla geçti ve kendisi bana göre sahadaki en kötü oyuncumuzdu.

böyle bir isimde ve maaşta oyuncu alınca, iki ucu keskin bıçağı eline almış oluyorsun. kadro planlamasını ben yapsam, geçen seneyi çok başarılı geçirmiş yunus ve barış varken ana planda onları düşünmeye devam ederdim. zira bu çocuklar uluslararası seviyede de galatasarayın hedefleri için as kanatları olabilecek kapasitede olduklarını ispatlamışlardı. hani ligde seni şampiyon yapar ama avrupa için de kalitesi sınırlıdır, orası için daha iyisini ararsın anlarım, misal abdulkerim için bu kesinlikle geçerliydi, ama yunus ve barış bence daha iyisini aramaya gerek bırakmıyordu, eğer satılmayacaklarsa. bu noktada bizim düşük profilde ve makul maaşta ekleme yapmamız lazımdı, yedek kalmayı sorun etmeyecek, ama belli bir kalite seviyesini de oynayabilecek tipte. beşiktaşa giden cerny misal, bana göre yunus için harika bir ikame olurdu. sen oraya astronomik maaşlı sane alarak ortalığı kızıştırdın. saneyi yedek bırakma lüksün zaten yok, hatta oyundan bile çıkarman risk teşkil ediyor, keza örneğini eyüpte yaşadık. 0-0 giderken hiçbir varlık gösteremeyen saneyi kenara aldın, yürüye yürüye 5 karış suratla geldi kenara. işler kızıştığında veya kötüye gittiğinde daha da dozu artacaktır bunun. elindeki yunus ve barışı da bu adama kaç katı maaş verdiğin için mutsuz ettin, savunmuyorum gösterdikleri tepki şeklini ama sebebi biz vermiş olduk adamlara. yani hem maddi olarak yüke girdik, hem saha içinde katkı alamıyoruz, hem de eldeki adamlarımıza zarar verdik. şu ana kadar özeti bu sane transferinin. bir umut almanya deplasmanında farklı motivasyonla oynar dedik, lincoln bile çok beklentileri karşılamadığı gs kariyerinde hertha berlin ve hamburg deplasmanlarını muazzam oynamıştı, schalkede izlediğimiz lincolnu göstermişti misal. ama tamamen rezalet bir performansla o umutlarımızı da bitirdi sane. açıkçası her zaman savruk bir adamdı, ama en azından son vuruşlarda yapardı savrukluğunu, oraya kadar acaip getirirdi topla, bizde henüz çalım attığını göremiyoruz.

biz malesef birebir aynı haltı 2 yaz önce de yaptık. asıl geliştirmemiz gereken bölgeler varken, işleyen parçalara çomak soktuk zaha tete ziyech transferleriyle. gram akıllanmadan aynı şeyleri yine yapıyoruz, çünkü amaç saha içi değil aslında. şov peşindeyiz, rakiple sidik yarıştırma, hamaset derdindeyiz. öyle olunca da herhangi bir avrupa takımına karşı aynı sorunlar gün yüzüne çıkıyor, çünkü onların tek gündemi futbol, biz bir kolu futbol takımı olan başka bir oluşumuz, ülkedeki diğer takımlar gibi...

fenerbahçe başkanı ali koç tarafından açıklandığı üzere, sportif direktörleri devin özek ligde şampiyon olan son 5 takımı çalışmış, analiz etmişti. burada en önemli faktörün, şampiyon hocaların fatih terim hayranı olması gerektiğini tespit ettikleri için de tedesco'da karar kılmışlar belli ki * şaka bir yana gerçekten ilginç bir tercih oldu, konuşulan diğer adaylar spaletti, conceicao, terzic, zidane vs büyük takım tecrübesi olan, şampiyonluk yarışları vermiş, bazıları da olmuş, finaller görmüş isimlerdi, ismail kartal da kulübü ve ligi bilmesiyle artı yazıyordu, naptı etti bunların hiçbirine sahip olmayan, en yanlış görünen tercihi yaptı gibi. lig yarışı başlamışken, kulüp acail bir stres altındayken, başkanlık seçimi varken, milli ara fırsatı bile olmadan direk maçlara başlayacak adam, böyle bir ortamda en azından başlarda bocalama ihtimali yüksek görünüyor. özellikle ligde 1-2 maçta takılmaları, bizim de hata yapmadan devam etmemiz büyük avantaj getirir sezonun sonları için.

resmi açıklamayı dört gözle beklediğim yıldız kanat. bence muazzam bir transfer, heyecan uyandıran, seviye yükselten, vizyon koyan, rakiplere de mesaj veren bir transfer. son 25 yılı net hatırlayan, fotomaçlardan fanatiklerden yazın transfer gündemi kovalayan biri olarak haziran ayında galatasarayın bu ayarda bir transfer yaptığını hatırlamıyorum ben. üstelik adamın peşinde arap kulüpleri, arsenal, malum takım var ve denilene göre bayern de kalması için teklif yapmış haldeyken. evet astronomik bir maaş veriyoruz, ama bu maaşa rağmen de alamazsın normalde bu adamı bu zamanda. bence harika bir başarı, muhtemelen gardhi faktörü yine.

schalke, city ve bayern oynamış(10 numara giyiyor), alman milli oyuncu, 29 yaşında, herhangi bir fiziksel düşüşte değil. kıyaslamayı kimlerle yaptığımızı tekrar bir düşünelim lütfen. ayrıca bir de transfer mantığını tekrar değerlendirelim, bir oyuncu ya mevcut kulübünde mutsuz başarısız olduğu için ayrılır/gönderilir, ya da çok başarılı olduğu için başkaları talip olur, seviye atlamak ister. bu ikinci kategoriyi uluslararası alanda ve belli seviye üstü yapmak için zengin ve büyük bir kulüp olmak gerekir, biz öyle miyiz? hayır, bu yüzden saneyi schalkeden veya cityden alacak halimiz yok, mecburen bayernde biraz gözden düşmüşken, sorun yaşamışken fırsat çıkınca alabiliyorsun, ben burada garip bir şey görmüyorum.

ciddi manada avrupada başarı istediğimizi, hep dilimizde olan türkiyenin bayerni olmak istediğimizi, dominasyon kurma hedefimizi, buna uygun takım kurarak osimhene'de kalabileceği bir seviyeyi gösteriyoruz bana göre. şampiyonlar liginin de ne derece önemli olduğu ortada, oynayacak olmak zaten büyük bir avantaj transferde. ama orada görünmek, saygı uyandıracak bir performans vermek bambaşka kapılar açıyor. ozan kabak'ı 6 ayda satıyorsun, sacha boeyi satıyorsun, veya bayernli topçuyu atmosferine hayran bırakıp 2 sene sonra gelmesine kapı açıyorsun. bu işin önemini yeteri kadar kavramıyoruz bence, young boys maçlarına tekrar hayıflandım resmen. neyse, olumsuz duyguların düşüncelerin zamanı değil, sane umarım resmileşir ve hoşgelir, müthiş bir transfer olacak.

ilk maç sonunda o kadar sinirliydim, o kadar hayal kırıklığı içindeydim ki nasıl devam edeceğimizi sorguluyordum sezonun kalanına. ama işte öyle bir şey ki bu galatasaray sevgisi, öyle şeyler de yaşattı ki bize, maça saatler kala cidden içimde kıpırtılar var ulan olur aslında ya diye. erken bir gol, veya bir penaltı kırmızı kart, devreye 2-0 girmek vs türlü senaryolar geliyor aklıma. diyoruz ya hani galatasaray bir his takımıdır diye, bazı anlarda yoğun hissediyorsun bunu, ben şahsen o moddayım şu an. bugün enteresan şeyler olacak, maç sonu görüşürüz kısmetse.

avrupa liginde 6 maçta puanı olmayan, 1 gol atabilmiş, ligi tatilde olan, en son resmi maçına 1 ay önce çıkmış olan bir rakibe iç sahada 2 farktan puan verdiğimiz maç. malesef ayda yılda 1 kez olan olay da değil, rfs ve malmö maçları da benzer klasmandaydı ve kazanamadık. burada genel bir sıkıntı var, herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor, takımdan yöneticilere ve taraftara kadar. avrupadaki en başarılı türk takımı söylemleri manalı değil, oynadığımız fikstür diğer takımlardan çok daha rahattı, ona rağmen onlardan daha kötü süprizli sonuçlar aldık bolca, oyuncularımızda şımarıklıklar, tripler görüyoruz, yönetici ve bazı taraftarlar uefa finali hayali kuruyor, dillendiriyor, ama çok büyük yanılgı bu. bu saçmalıkların kesildiği maç olur umarım, hiç bir şey kazanmış değiliz, osimhen ve davinson dahil hiç bir oyuncumuz da top class değil. yunus ve barış da hala 10 pas/şut/çalım denemelerinin 5-6sında fecaat işler yapıyorlar, yani pişmiş olmuş falan değiller. ciddiyet modunu açmak lazım.

son sözüm de musleraya olsun, ıslıklanmasını görmek kalp kırıcı tabi, ama malesef haketmedi diyemiyorum. her daim garip hataları oldu her oyuncu gibi, ama bunları telafi eden çok ekstraları da oluyordu. uzun süredir sadece hata yapıyor, kale sahası içinde kornerde rakiple itişeceğine topa çıkamıyor, kaçıncıya bu golü yedi, insanlar artık sabredemiyor. bu düşmelere rağmen hala daha top class maaş talebi falan olunca da durum buraya geliyor. keşke bu noktaya gelinmeden vedalaşsaydık.

mac oncesi ya super kupadaki skorun bir intikami, ya da immobile'nin yumrugunun bir intikamini almayi bekledigim derbiydi, ikincisi bir nebze gerceklesti ama hepsinden once de 3 puan cok iyi oldu elbette. net bir oyun ustunlugu kurdugumuzu dusunmuyorum, sut sayisi ve xg istatistigi biraz yaniltici. topa sahip olma ve pas sayimiz da acikcasi 3 senedir gordugumuz takimimiza oldukca uzak bir yerde kaldi, bunu bilerek taktik icabi yaptigimiz konusunda emin degilim. zira okan hoca bundan bir kac istisna mac haricinde, misal bayern maclari, hic vazgecmedi. topun bizde kalmasini hep istedik, bizim icin kotu biten maclarda dahi hep daha fazla topa sahip olmus pas yapmistik, gerci hatamiz oydu belki de. 4-4-2 bana gore iyi bir tercih olmadi bu mac icin, besiktas'in bize ustunluk kurabilecegi tek bolge merkez ortasahayken, burayi kalabalik tutmak gerekiyordu. torreira ve sara kalite olarak rakipten geride degiller ama ne olursa olsun sayica eksik kalmak dert. icardi-osimhen oynamak icin de tek secenek haftaici de denedigimiz 3lu savunmaydi. bana kalsa nelsson-davinson-apo 3lusuyle cikip kaan-torreira-sara ile ortasahayi tutmak, kanatlarda yunus ve baris/sallaiyle baslamak daha mantikli olabilirdi. rakibin en etkili adami olan rafa silva'ya top aldiginda ilk mudahale eden adamimiz baris oldu mesela, bu bana buyuk risk geldi.

osimhen de geldiginden beri en etkisiz macini oynadi bana gore. besiktas stoperleri ve ozellikle emirhan'in iyi bir mac cikardigini dusunuyorum. yerden de havadan da gecilmedi osimhen'e, ilk topu alsa bile devaminda engelledi osimhen'i. neyse ki bu etkisizlik gol atmasina engel degil, cikti duran topta asti yine osimhen. bizim adimiza macin en iyileri kesinlikle davinson ve saraydi tabi. ciktigimiz seviyeyi gostermesi ve rakiplere verdigi mesaj acisindan onemli, icardi osimhen en buyuk psikolojik guc elbette ama onlarin etkisiz oldugu derbide saha icinin en iyisiyim mesajini veren davinson cikabiliyor yine de. 10 mac sonunda iki sampiyonluk rakibimizi de yenerek, 28 puanda lider olmak muazzam bir is oldu. kasimpasa macina keske deniliyor belki ama acikcasi enerji bosalmasi acisindan ben kotu gormuyorum oyle yol kazalarini, ha keske 3-0dan sonra olacagina 1-1 biten bir kaza olsaydi tabi. benim asil keskem riga maci bu surecte, su an tottenham macini da 36 takimli ligde lider olarak bekliyor olabilirdik, hayalim buydu, saglik olsun. belki de orayi kazanip cikariz liderlige :)

kagit ustunde oldukca avantajli cikacagimiz bir derbi olacak. cok dar bir kadrolari var, kalecileri sakat ve 3.kalecinin oynayabilecegi soyleniyor, cok yogun bir mac programindan ve muhtemel agir bir yenilgili lyon deplasmanindan gelecekler. biz ic sahadayiz, moralliyiz, eksigimiz jacobs harici yok gibi. ben kendi adima immobile'nin super kupa macindaki yumrugunu unutmadim, o yumruk uzerinden sebeklik pesinde kosmalarini da unutmadim. ucan kustan magdur olan bu serefli(!) camiaya iyi bir ders vermek gerekiyor. takimimizin hem alinacak bir intikami, hem de taraftarina bir borcu var bu konuda. bundan guzel firsat da olamaz. uzun suredir hayalimdeki tablo, 28 ekim gecesi hem ligde iki sampiyonluk rakibini yenmis halde lider, hem de 36 takimli avrupa liginde lider bir galatasaray gormekti. riga maci malesef bu ikincisine sekte ugratti, ama ilki icin muthis bir firsat sadece 4 gun onumuzde, hirsla bekliyoruz...

/ 2 »
Kayıt Ol