hissiyatım takıma katılmasının an meselesi olduğu yönünde. bu başlık daha çok su götürmeden içimdekini yazayım ben.
kariyerinden şüphe duyanlar olacaktır. metz dışında net performansı olmadığını düşünenler olacaktır. fransa dışında sorun yaşayabileceğini düşünenler olacaktır. bu lyon’da bile düzenli oynamamış diye şerh düşenler olacaktır. 20 milyon çok ciddi para diyen olacaktır. yıllık ücreti yüksek diyen olacaktır. hepsi de tartışılabilir fikirler belirli açıdan.
ancak benim düşüncem, sara’dan sonra ikinci cuk sesine çok yakın olduğumuz. okan buruk’un galatasarayına çok yakışacak mika. kritik golleri, hareketliliği, tekniği, hırsı, çift ayaklı olması bizi bir adım daha ileri götürecek. geliyor gelmekte olan.
özellikle iç sahada cesaretin sınırlarını zorlayan bir oyun anlayışımız var. maçı bir orda bir burda geniş alanda oynamaktan hiç çekinmiyoruz. fiziksel seviyemizle birlikte özgüvenimiz her zaman yüksek böyle bir oyun için.
ancak bu cesareti göstermek için en az 80 dakika kaybetmememiz gereken yoğunluğa ihtiyacımız var. biz bu yoğunluğu en az 25-30 dakika kaybediyoruz. eksikler, cezalılar , bireysel hatalar derken de bu 30 dakikalık yoğunluk kaybı malı rulete dönüştürüyor sık sık. hele bitiriciliğimizin sorunlu olduğu gün olduğunda işler terse dönebiliyor. kasımpaşa, eyüp hatta kazanmamıza rağmen trabzon maçı hepinizin gözünün önüne gelmiştir.
bu şekilde bile kaybetmemizin nedeni ise rakibin söz konusu oyunda adeta sarhoş olması. çünkü türkiye liginde böyle bir tempoya bizim gibi maç boyu zorlayan kimse yok.
işte bugün o tempoya yanıt verebilecek bence tek takımla oynayacağız ligde. hata yapabilirler ama sarhoş olmayacaklardır. çünkü onlar da bizim yaptığımız tempoya yakın bir seviyeyi kalitesi görece düşük isimlerle test ediyorlar. tabi ki bunu bizim sahamızda yapabilmek başka yerlere benzemez.
sonuç olarak, ligin en zor sınavına çıkıyoruz. isteyip alamayacağımız sonuç yok. allah yardımcımız olsun.
bu galatasaray’a karşı iyi oynuyoruz baskılıyız da derken 4’lük oluyorsun. barış-osimhen-yunus ön tarafına alanı verdiğin anda top kalenden çıkıyor.
umudumu yitirmek üzere ellerim başımın arasında maçı takip ediyordum. bats’ın direkten dönen topunda yerlere attım kendimi neden osimhen’i görmüyorsun diye. tam o anda pozisyonun tekrarında ofsayt olduğunu fark ettim. umut doğdu içime. gol olmamasına sevindim anlık. sonrası malum.
konuşulacak çok şey var. son 4 maçta 9 gol yedik. sahada hem bireysel hatalar hem de bizim seviyemizde olmadığını düşündüğüm isimler var. sakinleşelim önce. sonra galatasaraylılığımızın gereği olarak en mutlu günümüzde en sert eleştirileri getiririz hep birlikte.
daha kaç sakat vereceğiz bilmiyorum. maç ne olur bilmiyorum.
ama ben bu takımdan sonuna kadar razıyım. özgüvenlerinden, karakterlerinden, birbirlerine tutunuşlarından razıyım.
bu kadar eksik oynayan takım varken hala o da orda oynar mı bu da şurda durur mu diyenleri allaha havale ediyorum.üstelik dakika 20’de yapan var bunu. tamam sizsiniz beyler en iyi siz görüyorsunuz.
sakin kalmalıyız. tam saha presten vazgeçiimeliyiz. kaybedilen pozisyonları telafi etmemiz zorlaştı.
istifa etmesini istemiyorum.
rezil kepaze olup yapılarını yalılarını önlerini arkaları taslarını taraklarını toplayıp gitmelerini istiyorum.
gol bizi kandırmaz umarım. nelsson felaket durumda. hem geri kaçıyor, hem yanlış oyuncuları karşılıyor hem de ağır kalıyor. üstelik mental olarak hiç iyi durumda değil. berkan’la, dinamik rakibe karşı da bir artı kazanmış oluruz.
bats, çift forvetli sistemde yapması gereken işlerin hiçbirini yapmıyor. böyle bir farkındalığı da yetenek seti de yok. 10 metre geriye gelse +1 yaratacak ama nafile bekliyoruz. ziyech’le üçüncü bölgede daha rahat yerleşebiliriz.
sonuç olarak, bu maç özelinde 4-2-3-1 bizim ilacımız diye düşünüyorum. barış-davinson-abdülkerim-berkan
torreira-sara
ziyech-mertens-yunus
osimhen
nellson-berkan yapıp barış-davinson-abdülkerim-berkan dörtlüsüne dönmemiz lazım gibi görünüyor