ilkay “futbolu bulan adam” rolünden “futbolu unutan adam” a doğru hızla evriliyor.

sürekli koşu yapan osimhen yerine yan pas geri pas zorlayıp, atak bulduğumuzda da sane ile adamların içinden geçmeye çalıştığımız maç oluyor.

adamlar doğru dürüst top oynamadan iki tehlikeli şut attı bile.

allahım bu nasıl mutluluk allaahhım gooooooooooooolllllllll

köpüğümüzün alındığı maç, uçuyorduk kaçıyorduk ya hani…

çok ciddi bir ses monitörü/kulaklığı sorunu yaşanan kutlamamız. alan çok büyük olunca sesin yayılımı da kontrol edilemiyor. şarkıcılar büyük mücadele veriyor ezberinden söylemeye. eskiden yarışma programları vardı, kulağına başka sesler verirken şarkı söyletmeye çalışılıyordu insanlara. aynısı sahnede gerçekleşiyor, öyle anlatayım.

o kadar barizdi ki kağnı’nın ikinci kartı yiyeceği… ilk yarıdan veriyordu zaten sinyali. uyudu bizim avrupa’nın npc’si hocamız.

kağıttan kaplanlar yaratıp kupa ile poz verecek kibirde olursak, turnuvanın en iyi kurasında ilk 8 e kalamayıp ortalama bir avrupa kulübüne karşı rezil oluruz.

galatasaray’ım koşmuyor, mücadele etmiyor, alan açmıyor, doğru yere koşmuyor, basit olan pası atmıyor ve saçma yerlerde top tutmak için ya kart ya gol yiyor. bu hiç değişmiyor avrupa’ya çıkınca. bizim mücadele etmemiz gereken şey bu, ama asla akıllanmıyoruz.

60 a kadar havalara uçarak izlediğimiz takımımız yine 37 dakikalık nefes tutma terapisi yaptırdı.

5-6 gol atabilecekken 1 tane yemeyelim diye öldük öldük dirildik. nedir bu işin sırrı bilemiyorum ama öne geçtikten sonra daha katı bir plan uygulamak gerekiyor. hemen şımarıp şu da atsın bu da denesin bu da bi zorlasın bakalım moduna geçiyoruz.

/ 2 »
Kayıt Ol