havasına giremediğimiz maç. konsantrasyon dağıldı çoktan. kalpler galatasarayımızla. bir sen varsın, güldür yüzümüzü cim bom.
pirimiz imparator fatih terim'in de "yakaladın mı 5 de atacaksın 10 da atacaksın" dediği maçlardan biri daha.
rakip takımın -gizli mi demeli stockholm benzeri bir psikolojik sorunla mı demeli bilemiyorum ama- bir fener sempatizanlığı malum. biz kupanın (hangisi olduğu malum) gerçek sahipleri onlar derken onların bütün değerlerimize küfür etmesi de malumunuz.
acınacak bir camia değiller. hocalarının farklı takımlardaki tutumundan doğan bir sempati varsa da yuvasına dönünce apır sapır konuşmuşluğu da var. unutulmamalı.
umarım gollü bir galibiyetle ayrılırız müsabakadan.
selçuk inan formayı çıkarıp attığında benim için bitmişti. bu arkadaşa duyduğum sempati de o instagram hikayesinin karanlığında kayboldu. bize en az zararı vererek kozmosta kaybolması dileğiyle...
kura çekildiğinde küçüklerin rekorunu kırmasak derken, sabahına umutla, inançla uyandığımız maç.
bu umudun adı galatasaraydır.
tereddütsüz gereğini yapıp golcülerimizin yüzünü güldürmemiz gereken maç.
sivas kasabından da, 50 kupalı hocasından da alınacak en büyük intikam onları yok saymaktır.
enerjimizi oyuna ve galibiyete kanalize edersek karşımızda dağ duramaz.
#konsantrasyon
tabii ki 1-0 olsun bizim olsun denebilecek bir maç. mamafih sakin kalarak, fiziksel ve mental zarar görmeden ezebildiğimiz kadar ezmemiz hatta rencide etmemiz gereken yandaş bir takımla oynayacağımız maç. ne diyordu fatih terim; "yeri gelince 5 de atacaksınız, 10 da atacaksınız". acımaya ne hacet. bu çarpık futbol düzenine bir çomak daha sokmalıyız.
musa'lar istiklal'den röportaj vere vere nevizadeye akacaktır! keyifli bir gün bizi bekler.
yalı'da hakem karar kurulu toplanmasını sağlamış olduğunu da düşündüğüm kupa maçı.
küçük musa'ların sevineceği maçtır.
tek korkum koparılan suni fırtına ve ahlaksız yapılanmalar sonucu gelişebilecek tatsızlıklar.
onun dışında kibire düşmedikçe bizi zorlayacak bir futbol oynayan takım türkiye liginde yok. hele suyun karşı yakasında hiç yok.
25.şampiyonluğumuzu ilan etmişiz. bu zat (eğer hala koltukta ve cesaret edebilmişse) stadımıza gelmiş. asy yine bayram yeri. stad girişinde bekletiliyor ve listeden adı kontrol ediliyor. tam mızırdayacak hop içeri buyur ediliyor. tff başkanı sıfatıyla protokolde en önde oturacağım diye geliyor, bir bakıyor ki en önde bütün eski başkanlar ve şimdiki yönetim oturuyor. hepsi yakmış puroları kahkaha atıyorlar ve gs tv'ye röportaj veriyorlar. bu gelince kimse hareketlenmiyor. kimse hoşgeldin demeyi bırakın selam bile vermiyor. bir görevli kendisini yönlendiriyor. bir bakıyor ki 2.ve 3. sıra dahi eski yöneticiler ve eski futbolcularla dolu. arka sıralarda gösterdikleri koltuklara oturuyorlar yanındakilerle. bütün kutlama izletttiriliyor kendisine.
sıra kupa törenine geliyor. sahaya yönetimden kimse inmiyor. bu yanında birkaç kişiyle görevliler ve stad müdürüyle iniyor sahaya. muslera ve icardi kupayı bu uzatamadan elinden çekiyorlar ve icardi ayhan akman'ın tüpçüyü ittiği gibi bunu itiyor. kupayı kaldırıp eğlenmeye başlıyor futbolcular. taraftar coşuyor. staddan çıkan o ses, o ışık oyunları. gözler kör, kulaklar sağır... o karambolde aralarda kayboluyor bu zat ve yanındakiler. karanlıkta kayboluyorlar. gören de olmuyor sonra. kimi erenlere karıştığını yazıyor twitterda kimi gizlice ambulansın yanında yürüyüp gittiğini.
gören, duyan olmuyor bir süre. unutulup gidiyor. yıllar sonra antalya'da işlettiği bir kafenin kasasında otururken farkediyor iki renktaş. o mu bu mu derken kafenin önüne park eden bir motorcuyu uyarmak için kalktığında emin oluyorlar o olduğundan. "motorunu buraya bırakırsan bunun sonuçları olur!" diyor motorcuya. delikanlı bir motoruna bakıyor bir de bu değnekçi kılıklı kafe işletmecisine. "değmez," diyor içinden, "kim bilir arkasında kim var bu değnekçinin? bugün değmez..." iki adım yaklaşıyor kafeciye doğru, "abi senin makiyaton çok iyi dediler. denemeye geldim. bak bu da kameram youtube'a koyacağım." kafecinin yüzünde belli belirsiz bir gülümseme "aman efendim buyursunlar, buyursunlar! makiyatomuz çok meşhur. bak bir dene, başka yerde içemeyeceksin bir daha." diyerek motorcuyu içeri davet ediyor. "motor da heybetliymiş" diyor kafeci, "uzun yola mı çıkıyorsun kahveyi içtikten sonra yoksa?" motorcunun yüzü aydınlanıyor, "sayılır," diyor "önce yandaki gsstore'dan bayrak alacağım. ardından eskişehir üzerinden istanbul. yarınki 38.şampiyonluk kutlamalarına katılacağım."
gözleri büyüyor kafecinin. titremeye başlıyor. " defol!" diyor "defoool, burda da buldular beni. defol, defol git burdan. yeter, yeter. bayrağını motorunu da al git. dükkanın önü kapandı. defol, buldular, defol, geldiler, burdalar, defol, defol..."
çıldırıyor kafeci. mutfağa doğru kaçıyor. iki renktaşımız kendi hesaplarını ödeyip genç motorcuya anlatıyor kim olduğunu kafecinin. gülerek çıkıyorlar kafeden. yolcu ediyorlar genç renktaşlarını.
kendisi hakkında bir hayalimiz olan mevcut tff başkanı.