bayılıyorum böyle soğuk havanın hafiften kendisini hissettirdiği, ortalama 35-40 bin kişinin geldiği maçlara. seneler içerisinde özellikle bu mevsimlerde böyle çok maç oynanıyor. bu tip maçlara da gelebilecek en olumlu, en hisseden taraftarlar geliyor diye düşünüyorum. maç öncesi otoparkta, sanayide yapılan sohbetler, makaralar, yemeler-içmeler... zaten bu yerlerde genellikle ortamın havası da yüksek ve olumlu olduğundan stada direkt yansıyor. takımın zaten kazanıyor olması mı bu havayı olumlu yapıyor yoksa insanların inancı ve moralinin yüksek oluşu mu sahaya yansıyor bence ikisi de birbirini tetikleyen unsurlar.
sosyal medya, forumlar veya sözlüklerde yazılan olumsuzlukların, düşüren yorumların neredeyse hiçbirinin bu maç öncelerinde veya statlarda yeri yok. çok nadir çatlak sesler çıkıyor ama o sesler de taraftarın coşkusu ve sevgisi karşısında silinip gidiyor. hani hep denir ya galatasaray bir his takımıdır diye. işte o stada giden, maç öncesi eşiyle dostuyla güzel vakit geçiren taraftarlar o hissi yaşıyor ve yaşatıyor. 3 senedir şampiyon olan, dördüncü için en büyük aday olan ve şampiyonlar ligi'nde bir aksilik yaşanmazsa da üst tura çıkacak bir takım var. ben ve benim gibi bir çok insan da öncelikle bunun tadını çıkarmaya bakıyor. hocayı da seviyoruz, oyuncuları da. ve evet, icardi'yi biraz daha fazla seviyoruz.
günümüzde sosyal medyada yazılan olumsuzlukların yine sosyal medyada ve sanal alemde galatasaray'ı yaşayan ve çoğunlukla olumsuz taraflara teşne olan bir güruh azımsanmayacak seviyede fazla. fakat nasıl siyasi seçimlerde bu sanal alemin etkisinin sokağa o denli tesir etmediğini çok defa gördüysek galatasaray'da da bu benzerlik devam etmekte. bu tip arkadaşlara tavsiyem eğer maçlara gelebiliyorlarsa eğer direkt maça değil maç önceleri bu tip sosyalleşilebilen ortamlara daha çok girmeleridir. maça gidecek eşiniz dostunuz yoksa bile yine gidin. alın yiyeceğinizi, içeceğinizi karışın insanların içine. galatasaray'ın kazanması en önemli unsur fakat bir maç günü yaşamanın da galatasaray'ı güzelleştiren unsurlardan biri olduğunu da unutmayın. galatasaray'ı sadece galibiyetiyle değil, her yönüyle hissedin. emin olun, kesinlikle çok daha mutlu bir birey olacaksınız.
galatasaray'a kızabilirsiniz de galatasaray'dan nasıl vazgeçebiliyorsunuz gerçekten? dün hayatımın en rahat ve keyifli maçlarından birini izledim. galatasaray sayesinde son defa da izlemeyeceğim. bunun vermiş olduğu özgüven ve gururu hiçbir şeye değişmem.
geçtiğimiz 2 sezondaki avrupa maçlarındaki yapılan bütün hataların toplamını neredeyse tek maçta gördük. günlerdir abdülkerim kesilsin, singo oynasın diye her yerde ortalığı ayağa kaldıran taraftarın tekrar dinlenilmemesi gerektiğini bir kere daha görmüş olduk. nelsson formdayken sanchez'i bile yedek bırakacak kadar defans hattının uyumuna dikkat eden okan buruk, böyle bir hatayı yapmamalıydı. sanchez'in ligde bile sol stoperde oynadığı zaman nasıl alarm verdiğini de kaç defa görmüştük.
ilk golü de bulmuşken ve üstüne maça geçen seneki kadıköy'de fenerbahçe ile oynanan türkiye kupası maçı mantalitesi ile yani topun arkasına geçip uzun toplarla kanatlarımıza ve forvete ani çıkışlara da bir müddet devam etmişken frankfurt'un bir anda topun arkasına geçip bizim topla oynamamıza müsaade ettikleri anda sonumuzun başlangıcı oldu resmen. ilk golü yiyene kadar top bizdeydi ama verimliliğimiz çok düşüktü. bu da okan hoca'nın büyük ikinci büyük hatası oldu. okan hoca maçtan sonra %60'tan fazla topla oynadık, şanssızdık diyorsa bir an önce bu hatadan dönmesi gerekiyor. bu, çok büyük bir yanılgı olur.
okan hoca'nın üçüncü hatası ise takım yalpalarken liderlik gösterememesi oldu. ilk golü şanssız bir şekilde yedik. sonrasında da golümüz verilmedi. bunlar futbolda olabiliyor. ama o andan itibaren başta hocanın sonra da takımın dik duramaması oldu. takım ve hoca 4.senesine girerken hala anlarda takılıp kalmamalı. büyük oyuncular, büyük deneyimler diye konuşulan bir ortamda bir anda 3-1'e skorun gelmesi izah edilemez. artık galatasaray'ın şu maçta 30 dk iyi oynadık, şu maçta 60 dk iyi oynadık diye takılıp kalmaması gerekiyor.
okan hoca'nın dördüncü hatası ise bir müddettir görmediğimiz orta saha çıkarıp forvet almalı, bir anda çoklu değişikliklerle yapılan çorba durumu. bu durum, okan hoca'nın da takım kadar dağıldığını, yani yine liderlik yapamadığı kısıma giriyor. yani hocam artık bunları aşalım. kadromuz, önceki senelere göre daha geniş ama gerekirse sadece 3 oyuncu değişikliği yapalım ama seviye olarak hala burada oynamayı hak edecek oyuncularla devam edelim. ahmed falan artık ne olur...
frankfurt bu arada kötü takım değil fakat 5 yenilecek bir takım da değil. kendi oyunlarını oynadılar, sakin kaldılar, erken yedikleri gole takılmadılar. şanssızdık ama 5 gol de yiyorsan bir yerden sonra şans faktörü ile de bazı şeyleri açıklayamayacak duruma geliyorsun. en kötü berabere kalacağımız bir maçın taktiksel ve bireysel hatalardan buraya gelmesi hepimizi doğal olarak çok üzüyor.
bir takımın mantalitesinin, oyun ezberinin olması tabiki de iyi bir şeydir. lakin bir iki oyuncu değişikliği yaptım, bunlar takımı etkilemez veya rakip kim olursa olsun fark etmez düşüncesi avrupa'da hep canımızı sıktı. okan hoca ders aldım demişti fakat ilk maçtan maalesef en ağır yenilgiyi aldı. açıkçası hocanın basın toplantısını ve açıklamalarını da beğenmedim. umarım bugün doğru teşhisler konulur ve analizler sonrası gerekli dersler alınır. herkesin herkesle oynadığı bir ligde şimdiden ahlar vahlar çekmek için erken olduğu kanısındayım. bu lig, ocak ayının sonuna kadar devam edecek. oynayacağımız 7 maç daha var. o hafta kiminle oynayacağımıza bağlı olarak bizim ve rakip takımın o anlık form durumu, oyuncu tercihleri, ruh hali belirleyici olacak. o yüzden bütün camianın, teknik ekibin, oyuncunun ve taraftarların dünkü gibi anlarda takılı kalmaması gerekiyor. bazı yapılan yanlışlar ve sonuçlar işi kabak tadı vermeye doğru götürse de ben hala okan hoca'ya güvenmek isteyen taraftayım. artık önceki gibi grup mantalitesi olarak değil maç maç bakmamız gereken lig usulü bir turnuva bu. dersler alınmalı, kafalar kalkmalı ve her maçta her saniye netice ne olursa olsun mücadele bırakılmamalı.