paralel evrende bu sezon zaniolo yerine kendisini udinese’ye göndermiş olsaydık union sg maçında en az 1 puan alıp şl’yi garantilemiş, ligte de en az 7 puan önde olurduk.
kendisini görmeye, sahada izlemeye tahammülüm kalmadı. skor alındıktan sonra, attığı nispeten değersiz gollerden sonra çalan “aşkın olayım” midemi bulandırıyor . devre arasında yolları ayırırsak şampiyonluk için bir şansımız olur, aksi takdirde geçmiş olsun.
bruma’ya acayip benziyor. en fazla bruma katkısı verir. fenerbahçe için kesinlikle temel ihtiyaç değil.
cueata’ya çocukluk aşkımsın çaldılar. amk gülsem mi ağlasam mı.
bokunu çıkardılar ya. gerçekten çıkardılar. ben ekran başında izlerken sıkıldım.
sözlükte büyüklerimiz var, küçüklerimiz var. ben 36 yaşındayım. babası sayesinde galatasaraylı olmuş, 90’larda galatasaray’ı yaşamış bir çocuğum. çok yazan, çok konuşan, çok yorum yapan bi’ adam değilim ama sarı-kırmızı’nın hissettirdiği, galatasaray’ın hissettirdiği duygularla ilgili sabaha kadar konuşup, sayfalarca yazabilirim.
98’ aralık’ta atletic bilbao deplasmanında çamura saplandığımızda da çok sevdik, bir sene sonra chelsea’den 5 yediğimizde de çok sevdik, 99’kasım’da milan maçında geri döndüğümüzde de çok sevdik, 2000’de uefa kupası’nı kazandığımızda da. bir nesil bir telefon melodisine aşık olur mu? olduk. bir de üzerine bu ülkeye rağmen galatasaray’dan dolayı ülke geneline göre nispeten pozitif insanlar olduk. ümidini hiç kaybetmeyen, savaşan insanlar olduk. düşünün ki ben torrent ile uefa da yarı final oynayabileceğimize bile inanmıştım. :) benim hayalperest biri olmamdan değil bu, konu galatasaray.
bugün üzme bizi. bugün bu takımı elememiz gerek. ne gerekiyorsa yap, mutlu et. lütfen.
muhtemelen çok zeki bi’ adam olduğunu, algı yarattığını, işleri terse çevirebileceğini düşünüyor. çıktı galatasaray bir maç kazandı yine türlü şeytanlığı boşa düştü. arkadaşın aynı zamanda zamanlama problemi de devam ediyor. umarım azalarak yok olur.
eğri oturalım, doğru konuşalım. trabzon’dan bir halt olmaz. maç da fenerbahçe’nin hakkıydı.