futbolun bugün geçerli töresin de yüze gelen darbe fauldur. masum du değildi, silah olarak kullandı kullanmadı kuralları bilmeyen, bilipte gelmezden gelip rating almaya çalışan, algi yaratıp kendini mazlum gösterme çabaları bunlar. adalet mekanizmasi ve kanunları işletecek hukuk sisteminin olmadığı bir ülkede artarak gidecek bunlar. sonunda yine kan dökülecek noktaya gelecek ve bunları yapıp destekleyen, fitili çekenler ise timsah gozyasi dökecek. birkaç pankartla maçlara çıkılacak ve gerisi bildik senaryo devam edecek. bunları yapanlara bas okkalı para ve men cezasını ve gerekiyorsa at hapse bak bakalım hizaya geliyorlar mı gelmiyorlar mı. daha şimdiden bu algı yaratma operasyonu ile fb futbolun dışına çekilmeye çalışılacak. bu yemi yemeyeceksin. demagojiye girmeyeceksen. ver mahkemeye. suç duyurusunda bulun. sonuç almıyorsan, uefa ya tasi ve uluslararası platformda ses getir.

kulüp başkanı ve belediye başkanı demeclerinden sonra ben fb nin yerinde olsam rövanş maçını can güvenliğini baz alarak trabzon da oynatmam. bunun için eldeki geçmiş verilerle uefa ya kadar da giderim.

kolun silah olarak kullanımı ya da kullanılmaması kabul edilebilir bir arguman.

boyu 2.01metre olan bir adamın kollarını açarak sıçrarken, boyu 1.81 metre olan bir adamın defans yapma hakkını engellemek de kabul edilebilir bir argumandir. sonuçta bu fauldur.

silah olarak kullaniyorsan, sarı kartdan kırmızıya giden ceza ve fauldur. ikili mücadele sonunda ise yüze gelen darbeler faul argumanindan faul verilir ancak sarı kart gösterilmemelidir. ancak kural dirsek ve faul diyorsa da sarı kart kaçınılmaz olarak gösteriliyor. ancak burada kaçan nokta var. okay a gösterilen kırmızı dogrudur. var in gol iptali ve kırmızı sonucu fb nin nizami golünü es geçmesi nasıl aciklanir?

türkiye enteresan ülke. başka politically correct bir açıklama bulamadım. bu ülkede kimseye en ufak fırsat teşkil edecek olanak tanimayacaksin. kural bilen, bilmeyen, işin ehli ya da değil, konu uzmanı ya da değil farketmez. isin boyutu öyle bir noktaya çekilir ki, haklıyken haksız, haksızken haklı olabilirsin. kafalar değişmeden istediğini değiştir farketmez.

bu arada trabzon başkanı çıkmış hala 2010-2011 şampiyonu trabzon diyor. anayasa mahkemesi kararina karşı çıkarak. hukukun verdiği ve federasyonun onayladığı kararları hiçe sayarak. neden bu adam dava edilmiyor. en az 10-15 sebepten bu camia ve kişi hakkında dava açılabilir. sonuçta kupanın nerede olduğu ve sapinin da nereden ses getirdiği belli. bu da benim değişmez gerçeğim.

imza töreninde stutgart alt yapısında dörtlü sistem ile geliştiğini ancak sezon içinde gittigi takimlar uçlu sistem olarak kuruldugu için ve mac kazanma onceligi olduğundan üçlü oynattigini söyledi. fb nin ise dörtlüye daha yakın olduğunu söyledi.

şampiyonluk kaçıncı 8 al santrafor al. al bir tarafına …….

yaş la neden orantılı bu işler. yetenek, gorus ve edinilmis yeterli tecrübe ile orantılı. isini iyi yapıp yapmamakla. o zaman tecrübe edinsin diye 50-55 yaş altını ise almayalım. en azından biatci olmadan, emir kulu olmadan fikrini söyleyip bir aksiyon içine girebiliyor. şu ana kadar iyi kötü işte bitiriyor. neden hemen sonuç gormeden yargısız infaza giriyoruz. defalarca dediğim gibi kimsenin savunucusu değilim. sadece bir kişiye zaman verilmeden ve aldığı kararların sonucunu degerlendirmeden, bundan olmaz demeye karşıyım.

tadic ve dzeko sayesinde o da kendini kaf dağının zirvesine koydu. madem bu kadar iyi, alsın bir takımın sorumluluğunu ispatlasın kendini. bu ikisi kibar adam. mesut direk girip ne olduğunu söyledi. adama kendisine kufur ettirdi. bu kadroya gelenler mou ile çalisacagim diye geldi. al sana ismail demek kufur etmek gibi. ben her koşulda anti ismail im. denenmiş ve olmamış. mou cu da degildim. bekledim gördüm. gs maçı ile bitti. tedesco cu da değilim. ancak yargısız infaz yapmam. bekleyip göreceğiz. dar pencereden bakmak yapılacak en büyük yanlış. ali koç gitmediği sürece değişim zor.

mou ne demişti. jokey olmak için önce at olmak mı gerekiyor? yargilamadan önce bırakın zaman neyin doğru ya da yanlış olduğunu size göstersin. ancak türkiye garip bir iklim. herkesin her konuda fikri vardır. burnumuzdan kıl aldırmayız. elimizi taşın altına sokup gayret göstermek yerine, oturdugumuz yerden ahkam kesip, eleştirmeyi severiz. herseye en kısa yoldan ulaşmak ve sahip olmak onceligimizdir. cuvaldizi, hasa, kendimize batırmayız. sabir, plan ve program, sistem bizim kitabımızda yoktur. anlık hareketleri severiz. kızmak, öfke dna ya kazınmıştır. bir anda karşımızdakinin cinsel tercihlerini değiştirebiliriz, bu durumun bize vereceği etiketi bile düşünmeden. daha çok şey yazabilirim. ancak gerek yok.

biraz zaman verin ve sonuca göre yargilayin. hani devin i, tedesco yu, ya da ali koç u sevdigimden degil. ali koç zaten gitmeli, ancak gitmeyecek. artık gün gibi açık. bana göre bu seçimi kaybetmesi imkansız. çok büyük mucize olmazsa. bu da evren de her gezegenin, aylarinin, güneşin aynı hizaya gelmesi gibi.

yargisiz infaza karşı biri olarak.

galiba 12 eylül de 40 oluyor. birisi öyle dedi.

ali koç varken, neden beklentiler yüksek tutuluyor? 6 yıl da öğrenmedik mi?

« / 39 »
Kayıt Ol