söyleyecek fazla söz yok. galatasaray çıkıp bu maçı alacak. alamıyorsa moraller daha da düşer, destek ve güven hepten azalır. kasımpaşa normal şartlar altında bizim rakibimiz değil. o normal şartları oluşturmak teknik ekibin ve oyuncuların görevi.

ligde namağlup ilerleyen, son iki yılın şampiyonu olan, parasını zamanında alan, taraftar tarafından sevilen sayılan, dünya çapında bir kulüpte forma giyen oyuncuların formsuz olmaya iki üç maç hakkı vardir. daha fazla değil.

avrupa gitti, kupa sıkıntılı, elimizde bir tek lig kaldı. onu da yitirmemek için elimizden geleni yapmaliyiz.

şu mactan en azından bir beraberlik çıkartmamız lazım. ha normalde bu namussuzları susturmak için direkt galibiyet lazım ama takımda o ışığı göremiyorum. güçlü bir oyunumuz yok. fenerbahçe sezon başında çok kötü ve dağınık oynarken son dönemde biraz daha toparladı. biz ise sezon başından ortasına kadar fena olmayan bir ivmeyle gelmemize rağmen nefesimizi çabuk tükettik ve maalesef oynadığımız son üç resmi maçta rezillik üstüne rezillik yaşadık.

bu maçın anahtarı sakin kalmak, her ihtimale açık olmak, geriye düşebileceğimiz gerçeğinin farkında olup 0-1'e göre de bir oyun planı ve psikoloji hazırlamak, her şeyden önemlisi çok koşup çok mücadele etmek. fenerbahçe'nin en etkili olduğu noktalar kanatlardan kesilen ortalar ve nesri'nin kafaları. nesri'yi sürekli durduramayız o yüzden ortaları durdurmalıyız, bu da ancak boş alan bırakmamakla olur. boş alan birakmamak için hem çok koşmalı hem de akıllı oynamalısınız. tadic aklıyla oynasa da fiziksel olarak çok geride. ona fizik olarak üstünlük kurup yormamız lazim. dzeko bağlantı kurmak için çok koşmaya çabalıyor o yüzden yaşı itibariyle 30. dakikadan sonra çok net pozisyonlar hariç topa vuracak gücü kalmıyor. alanları kapatırsak daha çok yorulacaktır. şimanski geçen senki formundan uzak. defansları tam da değil formda da değil. ancak fenerbahçe 0-0'ı da, 1-0'ı da 0-1'i de bizden iyi oynuyor. biz her durumda aynı oyun planını sahnelemeye devam ediyoruz. akıllı oynamaya ve biraz şansa ihtiyacımız var. eğer bir şekilde ilk yarım saat gol yemeden gol bulabilirsek maçı alma şansımız var. ama biz bu maçı 1-0 bitiremeyiz bunun bilincinde olmamız lazım. karşımızda anadolu takımı yok, özellikle yan toplardan her an gol atabilecek bir takım var. sezonun ilk yarısı gibi 2 farkı bulabilirsek oyun rahatlayacaktır.

bunca konuşmadan sonra ben bu maçın bu anlattıklarımızdan ziyade başka şeylere gebe oldugunu düşünüyorum. olaysız geçme ihtimali çok düşük. ayrıca kırmızı kart göreceğimizi de tahmin ediyorum, gelen hakem maçın tansiyonunu yükseltmemek için sarı kartlarina erken basvuracaktir. bizimkilerden biri de ilk sarı sonrasında yapacağı sarıya yakın bir harekette ikinci sarıdan atılacaktır. gelen hakem muhakkak bu namussuzların iftiralarını duymuştur, haliyle hiçbir şey olmasa bile "bakın ben türk hakemlerine benzemem, galatasaray'ın evinde derbide galatasaray'a kırmızı kart verebilecek bir hakemim" diyebilmek için bize kart göstermeye daha istekli olacaktır.

umarım yeneriz, biraz da olsa çenelerini kapatırız ancak az alkmaar maçlarıyla bıçağı kendimize biz sapladik, olası bir derbi mağlubiyeti taraftarın da camianın da psikolojisini çok bozacaktır. yenemiyorsak yenilmememiz lazım.

sakatlık yaşamayalım, derbiyi etkileyecek kadar aşırı efor sarf etmeyelim, tek farklı da olsa galip gelelim benim için yeterli.

biz bu turu gecemeyiz, en azından derbi öncesi kendimizi hırpalamayalım.

başarılar aslanlar.

sabaha kadar oynansa da gol atamayacağız gibi duruyor. gerçekten inanılmaz keyifsiz bir galatasaray var sahada.

şu maçı derbi öncesi çıkıp öyle ya da böyle alamazsak bırakıp gidelim. hiç uzatmayalım.

birkaç gündür öyle yoğun geçiyor ki elim ayağım tutmuyor yorgunluktan. dün akşam dersim geç saatte bitti, eve geç geldim, yemek yiyip fener maçının ikinci yarısına bakayım diye elimde telefon koltuğa uzandım, uzanmak o uzanmak. şimdi gözümü açtım, maçı kaçırdım diye küfür küfür ede ede sözlüğe girip sonuca baktım, böyle bir rezillik olamaz. ayıp denen bir şey var. tamam eksiktik, tamam yenilebiliriz de 4-1 yenilmek ne be kardeşim? ne oldu bizimkileri sniperla mı vurdular? mafyayla mi tehdit ettiler? maç öncesinde kafalarına mı vurdular bizimkilerin? hayırdır?

parasıydı puluydu çok takılmam böyle şeylere ama adamların kadro değeri 78 milyon, senin kadro değerin aşağı yukarı 278 milyon. bu ne rezilliktir yahu? 1-0 yenil, 2-1 yenil ama bu ne?

gerçekten yazıklar olsun.

maalesef eksiklerin elimizi kolumuzu bağladığı maç. osimhen yok ki bu hücum gücümüzün neredeyse yarı yarıya düşmesi demek. torreira yok ki bu da orta saha direncimizin epey düşmesi demek. üstüne sanchez de yok ki hem hava hakimiyeti hem de defanstaki hızlı müdahalelerin neredeyse tamamen yok olması demek. bundan dolayı çok bir 'yeneceğiz' havasına giremiyorum.

ancak bu maçın götürüsü çok fazla. orta halli yani ümitvar bir skorla ayrılmak için çok mücadele etmemiz gerekiyor. böyle bir skorla ayrılırsak çok efor sarf etmiş olacağımız için ligde oynanacak rize maçına da çok yorgun çıkacağız. rize maçından hemen sonra o ortadaki skoru avantaja çevirmek için içerde varımızı yoğumuzu ortaya koyup tekrar az ile oynayacağız, bu maçtan hemen sonra da içerde fenerbahçe derbisi var ki dananın kuyruğu muhtemelen o derbide kopacak.

bu maçta 5-0 falan gibi bir farklı bir galibiyet almadığımız sürece yukarıda yazdığım senaryo neredeyse eksiksiz gercekleşecek. her halükarda çıkıp elimizden geleni yapalım ama zaten dar olan kadromuza şu fikstürde birkaç sakat daha vermek çok büyük bir darbe olur. rezil olmadan, sakat vermeden iyi bir beraberlikle evimize döneceğimizi ümit ediyorum.

20 takımlı ptt 1. ligin 10. sırasında bulunan boluspor'a abdülkerim, torreira, berkan, ahmet, moratalı kadromuzla üstünlük kuramadığımız, geriye düştüğümüz, bir sürü pozisyon verdiğimiz maç.

utanması gerekenler utanır mi bilmem.

bu rezil yönetimin bir an önce defolup gitmesi, giderken de bazı oyuncuları yanında götürmesi gerekiyor.

çok zor maç olacak. savunma arkasına atılan toplarda çok kötüyüz. bunun iki sebebi var: birincisi abdülkerim'in yavaşlığı, ikincisi oyunumuzdaki genel gamsızlık havası. takımda saranın eksikliginden, kaan'ın yavasligindan falan daha tehlikeli olan şey konsantrasyon eksikliği. süregelen galibiyet serileri, süregelen namağlup ünvanı oyuncularimizda ligdeki her maça "nasılsa yeneriz" kibiriyle başlama hastalığına sebep oluyor. farkında değiliz ama bu korkunç bir rahatsizlik. konsantre olmayan her takım aradaki güç eşitsizliğinden bağımsız olarak diğerine yenilebilir ya da puan kaybedebilir. haftalardır defansımızın kötü olmasinin sebebi de bu. davinson normalde çiğ çiğ yiyeceği oyunculara top kaybediyor ve gol attiriyor çünkü kafada biz her şekilde bu maçı alırız düşüncesi var. tottenham karşısında ya da fenerbahçe karşısında oynanan oyunlara bakın, bir de basahsehir - kasımpaşa - bodrum - rigas - malmö maçlarına bakın. ne zaman biz bu maçı alırız diye çıksak deli gibi gol yiyoruz. sonra onları çıkaracağız diye ekstra efor sarfedip bazen de o golleri telafi edemiyoruz. hatay ligin dibine demirlemiş durumda. yine de bize her zaman sorun çıkaran bir takım. yönetim ve teknik direktörleri yeni değişti. tam değişiklik havasindalar. çok koşup çok efor sarf edecekleri bir maç oynayacaklar. ciddiye alırsak koyar geçeriz, ciddiye almazsak bu akşam puan kaybı yaşayabiliriz.

üst üste üç defa atılan uzun topa laubalilikten kafa vuramayan stoperlerimiz sayesinde başakşehir'in beraberliği yakaladığı maç. yazık çok yazık.

« / 6 »
Kayıt Ol