öncelikle .
2 sene önce manchester united, bayern munih maçlarına çıktığımız kadrodan daha iyi bir kadroyla çıkıyoruz. bu noktada çok eksik var diye galatasaray taraftarının bu kadar heyecansız ve beklentisiz olmasını anlamlandıramıyorum.
çoğunluğun aksine benim beklentilerimin ve umutlarımın yüksek olduğu bir maç. bunun birkaç nedeni var.
1) diğer şampiyonlar ligi maçlarının aksine tam icardi’lik maç. rakip bizi çoğunlukla geride karşılayacak ve ceza sahasında kalabalık olacaklar. icardi gibi bir tilki için ideal rakip.
2) sane ve ilkay birbirlerine yakın oynadıklarında çok etkililer. sağ kanattan üretkenliğimizin yüksek olmasını bekliyorum. sallai de sağ bekte oynarsa bu üretkinliği arttıracaktır. sol bekte oynarsa da oradaki kısırlığı çözer.
3) kanatları savunmakta zorlandıkları söyleniyor. barış ve sane fiziksel olarak çok formdalar.
4) diğer şampiyonlar ligi maçlarına nazaran topun daha çok bizde kalabağı bir maç olacağı için lemina yerine sara olması bile pozitif etki yaratabilir. (ne olursa olsun lemina büyük kayıp)
kendisini alırken de söylemiştim, bize çok uyacak çok iyi bir oyuncu ancak bir sağ beke bu kadar para gömmek mantıklı değil. bu paraya iyi bir defansif sağ bek ve baby lemina alabilmen gerekiyor senin. şimdi sakatlıklar, afrika kupası falan derken hem 30 milyon gömdüğün sağ beki şampiyonlar ligi maçlarının çoğunda kullanamayacaksın, hem de lemina'yı hiç dinlendiremediğin için muhtemelen onda da sakatlık problemleri yaşayacaksın. en basitinden çok büyük ihtimalle bizi şampiyonlar ligi'nde ilk 24'ü garantileyip ilk 16 potasına sokabilecek olan usg maçına hem lemina hem de singo olmadan çıkacağız. doğru kadro planlaması yapamadığın için bu kadar kritik bir maça 30 milyon ödeyip böyle bir yoklukla çıkıyoruz.
eğer tek transferle hem sağ stoper hem de sağ bek aldım demek istiyorsan da bu adamı ekonomik kullanmak gerek. avrupa ve ligde favori olduğumuz maçlarda davinson'la rotasyona sokup sağ bekte sallai ile çıkmak hem çok daha ekonomik hem de toplu oyunun kalitesini yükseltmek adına çok daha mantıklı olurdu mesela. senede en fazla 3-5 kez karşılaşacağın liverpool ayarındaki takımlara karşı da sağ bekte singo ile çıkarsın. 3-5 maç çok sprint attı diye de bu kadar sakatlanmaz herhalde adam. açıkçası okan hoca'dan bu tarz taktiksel esneklikleri daha fazla beklerdim bu sezon.
sara kendini göstermek için fazla uğraşıyor. yalnız eski çevikliğine ve çabukluğuna ulaşmış gerçekten, bu sevindirici. ancak bizim ikna olmamız yetmiyor belli ki, kendisinin de bizim ikna olduğumuza ikna olması lazım. *
okan hoca’nın icardi-osimhen ikilisiyle başlayacağını düşünüyorum ve öyle yaparsa neden yaptı demem de. torreira ve ilkay yok, yunus’un da zaten kondisyonu düşük ve bodo maçında çok yıprandı. maalesef orta saha rotasyonumuz çok yetersiz.
her zaman yaptığımız gibi adam adama önde pres beklediğimiz sonucu vermeyebilir. çünkü bu presi yaparken orta sahayı boş bırakıyoruz, davinson'u libero olarak kullanıp önde baskıya gönderiyoruz. yerden oynayan takımlara karşı bu işe yarıyor ancak rakip uzun vurduğunda topu biz karşılasak bile orta sahada boş bıraktığımız alana düşüyor genelde ve beşiktaş bu topları toplarsa bizi kontralardan rahatsız edebilir.
öte yandan beşiktaş zaten topla oynamayı pek beceremeyen bir takım. liverpool'a karşı zaman zaman yaptığımız gibi beşiktaş'ı orta blokta karşılarsak kompakt kalırız, alan vermeyiz ve topu hızlı hücum edebileceğimiz bölgelerde kazanma şansımız da artar. aynı seviyede olmasalar da bodo/glimt maçının provası olarak da görmemizi dilerim bu maçı.
önde baskı, orta blok, derin savunma, ne kadar savunma ve pres çeşidi varsa hepsini dört dörtlük yaptırdı bugün. bayern, tottenham, manchester maçlarında da iyiydik ancak bu maçta 90 dakikanın tamamını çok konsantre ve doğru oynadık. alın size okan buruk idmanı dedirtecek kadar çok koşup mücadele etti takım. hocalık döneminin masterpiece'ydi resmen bu maç.
(bkz: 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı)
maça sallai gibi bir enerji deposu girmesi lazım.
yazarken giriyor oyuna aslan parçası.
4-1-4-1 şeklinde orta blok presi yaptığımızda kompakt duruyoruz, ancak adam adama pres yaptığımızda ciddi boşluklar veriyoruz. buldukları pozisyonları da çoğunlukla bundan buldular. skoru da almışken şu adam adama baskı işinde neden hala ısrar ediyoruz anlamış değilim.
sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim. okan buruk avrupa arenasında başarılı olabilmesi için gerekli gelişime açık gibi gözükmüyor açıkçası. ancak bu yönetimin liyakatı baz alan, sağlıklı bir futbol yönetimi olmadığı için okan hoca'nın yerine iyi bir hoca getirebileceğini hiç sanmıyorum. dolayısıyla gidecekse okan hoca'dan önce bu yönetimin gitmesi gerekiyor.
maçı sakin kafayla değerlendirince gerçekten iyi bir oyun planıyla çıkmış ve belli bir noktaya kadar da bu plan işlemiş de. ancak şampiyonlar ligi her anı iyi oynama, hata yapma lüksünün olmadığı bir arena. okan hoca'nın sıkıntısı da burada başlıyor zaten. oyunun geneline bakıyor ve maçın kaderini belirleyen kısa anlarda yapılan hataların üzerine yeteri kadar durmuyor ve çalışmıyor. örneğin yediğimiz 2. ve 4. gol tamamen savunmada yaptığımız pozisyon alma ve eşleşme hataları üzerine. 1. ve 3. gol çıkarken fazla risk alıp topu kaybederek yediğimiz goller. bu lig bizi yeteri kadar challenge etmiyor diyoruz da, e biz bu hataları zaten ligde de yapıyoruz. ancak bunlar üzerine gerçekten çalışıyor muyuz? bu hataların cezalandırılmıyor olması senin bunların üzerine çalışmamanı gerektirmez. şampiyonlar ligi'nde başarı yakalayabilmen için ligde sonuca etki etmeyen bu basit hataları da dikkate alman, hepsinin üzerine çalışman, oyununu kusursuzlaştırman gerekiyor. biz bunları ne kadar yapıyoruz mesela? sadece oyunun bütününe bakarak bu işi kusursuzlaştıramazsın. mesele koşu mesafesi, doğru taktik falan da değil. bak sen frankfurt'u sahadan sildin resmen. ama ilk yarıda bir tane basit top kaybı, bir tane kötü pozisyon alma ve eşleşme, birde duran topla adamlar fişi çekti resmen.
birde oyunu okuma konusunda çok kötü hoca. mesela lemina sahada tel tel dökülüyor, sen ikinci yarıya değişiklik yapmadan başlıyorsun. ikinci yarı topla oynaman gerekirken ve duran toplardan tehdit yaratmaya bu kadar ihtiyacın varken neden lemina-sara değişikliği ile başlamazsın mesela? birde hala her geriye düştüğümüz avrupa maçında orta sahamızı boşaltıp her defasında farklı sonuç bekliyoruz. gerçekten gına geldi bu meseleden.
bir başka mevzu da transfer planlaması. ya senin eylül ortasında şampiyonlar ligi maçlarının başlayacağı belli işte. neden ısrarla ağustos sonuna kadar singo zorluyorsun ki? yahu singo fiyatına temmuz sonu-ağustos başı gibi bir sağ bek, birde sol stoper çeksen hem çok daha eksiksiz, hem de birbirine uyum sağlamış bir defans hattıyla çıkacaktın işte. hep söylüyoruz, senin transferleri ağustos sonuna bırakma lüksün yok. bu adamların form tutması, takıma uyum sağlaması vs. için zamana ihtiyacın var. e ne oldu şimdi? singo ilk defa takımla maça çıkıyor, davinson hiç yapamadığı sol stopere kayıyor, sağ bek'inde yine sallai ile çıkıyorsun ve tüm bunlar şampiyonlar ligi'ndeki ilk maçında oluyor.
(bkz: 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı)