katılıyorum ve ekliyorum:
uyuşturucu operasyonu kapsamında "ünlüler" ön planda, sansasyonel magazinsel manşetleri bir birini kovalıyor.
peki uyuşturucu ticareti yapı, üreten, ülke getirip satanlar nerede? yok.
sadece ünlü kullanıcılarla kısıtlı bir operasyon bir uyuşturucu ile mücadele operasyonu olarak adlandırılamaz.
fenerbahçe'yi ss üzerinden yıpratma girişimine yönelik yazdıklarına tümüyle katılıyorum, ancak bunun da ötesinde yeni bir gündem değiştirme ve kamu oyunu oyalama (ve unutturma) girişimi yürütüldüğüne dair kuşkularım var.
bir yanda ekonomik çöküş. diğer yandan insanların ulusal duygularıyla, hatta sinir uçlarıyla oynayan bir sonuç. toplum barut fıçısı halinde, bursa'da başlayan sloganlar bir yanda yayılırken diğer yanda tersine sloganlar yükselmeye başladı.
ne yapmalı? 20 küsur yıldan beri yöntem aynı: "cambaza bak!".
dizi ve magazin müptelası ahalinin önüne at ünlüleri, partiler, uyuşturucular, kim kiminle düşte falan filan ahalinin ağzında sakız olsun, alışverişte market kasasında yaşadığı şok ve malum sürecin yürütülme şeklinden ötürü geçirdiği cinneti unutsun.
araya bir de fenerbahçe başkanını da sıkıştırabilirsen, oh ne ala, dangalaklar yine futbol üzerinden bölünsün, ülke hayrına birleşemesinler, ne güzel...
takım stuttgart'a karşı 1-0 öne geçmiş, gol sevinci yaşamak, takım arkadaşları ile beraber golü kutlamak, penaltıyı gole çeviren kerem'i alkışlamak yerine kulübede su içen adam bu hal ve tavırla çare değil, sorun olur...
dün akşam sınıfta kaldı, doğru.
öte yandan devre arası daha iyi bir td bulabilecek miyiz?
diyelim ki bulduk, gelip oyuncuları ve takımı tanıması süre alacak.
tedesco en azından devre arası kimin gitmesinin gerektiğini, nereye hangi transfer gerektiğini biliyor. yeni bir td ise tam bir gereksiz serüven olur.
aynen.
elbette en önemli maçları. seversiniz sevmezsiniz, nihat genç durumu net bir şekilde dile getirmişti.
ikinci yarıda üstüne sen git beleştepe'de çinçonu yen hele, bak sana nasıl sevgimizi gösteriyoruz, oturup izleyemezsin, omuzlardan inmezsin, sevgimizden ötürü boğulmak tehlikesi geçirirsin, paran bu memlekette geçmez olur...
"bireysel" diyerek kişi başına yargılamayla geçiştirilme olasılığı yüksek.
son haberlere göre oyuncular ve yöneticiler yurt dışından türkiye'deki maçlara bahis oynamışlar.
bu soruşturma kişiler arasında bağlantı kurulmadan, örgütsel faaliyet olarak nitelendirilip yürütülmeden kulüplere ceza verilmesine kadar gitmez.
aksi halde "maç sonuçlarına herhangi bir etki tespit edilmedi" diyerek malum kulüp ve kulüpler kurtulur, kurtarılır.
savcıların yüreği buna yeter mi? normalde yetmelidir, bunun için bu görevdeler. tersine talimat gelince ise...
fred ve talisca brezilya'nın neresindenler? bolivya sınırından herhalde?
topu kaybettikten sonra prese gidip golü attı.
"hırs yok, yatmaya geldi" gibi söylemleri taca çıkaran hareket, top kaybından sonra hırslanıp rakibe basmak için depar atıyor. golün çok güzel olması bir yana, top kaybı üzerine bu şekilde hırs yapması daha da değerli.
golden sonra da kendinden geçmesi de bir göstergedir.
aynen devamını bekliyoruz. emirhan ne ise, abdülkerim da aynısı... 😉