ilk yarıda en-nesyri bir ara sağ açık, talisca ortada forvet oynadı, gözlerime inanamadım, tedesco neden böyle fantezi işlere giriyor?

dün gece izlemiş olduğumuz hakem skandalın adı koyalım, hakem şikesi.

yıllardır hem içeride hem dışarıda sineye çekiyoruz bu tür skandalları, ss ve ekibinden farklı bir tavır ve hareket planı beklemek hakkımızdır:

bir: uefa'dan bariz şike kuşkusu nedeniyle bu hakemin soruşturulmasını talep etmeliyiz. bunu güçlendirmek için ve uluslararası kamu oyunun ilgisini çekmek adına kural hatasi nedeniyle maçın tekrarının istemeliyiz.
var görüntüleri son derece net, hakem açık ve net kanıta ve var uyarısına rağmen penaltı + kırmızı kart vermemiştir, kuralları kasıtlı olarak uygulamamıştır.
bahis şikesi kuşkusu araştırılıp soruşturulmalıdır.

elbette bu başvuru büyük olasılıkla geri çevrilir, ancak soruşturma yapılmasına yol açabilir.

iki: uefa'ya tatmin edici soruşturma yürütülüp tatmin edici bir sonuç elde edilene kadar hiçbir knvb hakeminin atanmaması gerektiğini, fenerbahçe tarafından knvb hakemlerinin atanması kabul edilmeyeceği bildirilmelidir.

üç: hollandalı hakemin bu skandal ve buram buram şike kokan kararından tam 24 saat önce bir türk takımı hollandalı bir takımı amsterdam'da 3-0 mağlup etmiştir.
tff harekete geçirilip, fenerbahçe'nin başvurularına katılması sağlanmalıdır, ayrıca tff ırkçılık nedeniyle hakem şikesi yapıldığına ilişkin kuşku nedeniyle uefa'ya tatmin edici bir soruşturmanın tatmin edici bir sonuca ulaştırılıncaya kadar tff'nin hiçbir knvb hakeminin herhangi bir türk takımının maçlarına ve ayrıca türk ulusal takımının maçlarına atanmasının kabul edilmeyeceğini bildirmelidir.

bu girişimlerin sonuçsuz kalma olasılığı yüksek olsa dahi, uluslararası kamu oyunu harekete geçirmeliyiz, özellikle son konu alp dağlarının güneyinde bulunan ülkelerin ilgisini çeker, ara sıra benzer sitemlerde bulundukları olmuştur.

aksi halde yine kendi kendimize gelin-güvey olup, sinirlerimizi yıpratmaya devam ederiz. ivan bebek ve bu "geert wilders çocuğu" gibiler kendiliğinden bitmez, harekete geçip yaygarayı kopartmak gerek, üstüne gitmek elzem.

efendilikle, ağır başlılıkla, suskun kalarak olmuyor bu işler.

insan gerçekten aklını yitirebilir bu ülkede...

kumpas 3 temmuz davasına bir bak, var olmayan örgüt, var olmayan kanıtlar vd.

bir de bu yana bak.

eski antrenörleri ve oyuncuları ponzi işine girer, adları geçmez, olay gündemden düşürülür.

yasa dışı bahis reklamı, karaborsa bilet organizasyonu vd., gündemden düşürülür, savcılık "takipsizlik" verir.

asbaşkanları tutuklanır, bunların adı geçmez.

genel sekreterleri tutuklanır, ucundan azcık adları geçer.

ama örgüt soruşturması yok hala...

devrim biraz fazla, "fabrika ayarlarına geri dönüş sinyali" derim şimdilik.

daha derli toplu oyun yanı sıra, takım üzerindeki kara bulutları dağıtmaya başlamış gibi görünüyor.

son maçta oyundan keyif alan bir takım vardı sanki sahada. teknik-taktik dokunuşlar kadar psikolojik toparlanma önemlidir. psikolojik açıdan toparlanma olmadan teknik-taktik havada kalır.

daha gitmesi gereken çok yol var, umarım, başarılı olur.

son opsiyon olarak geldi, kendisi için de fenerbahçe son şans. belki de bu karşılıklı çaresizlik ve zorunluluk durumundan bir aşk öyküsü çıkar?

asıl sorun td değişikliği için eylül ortasını beklemek oldu. mourinho ile tedesco arasında oyun anlayışı nerdeyse birbirine 180 derece zıt.

ulusal maç arasının sonuna ermesine yakın tedesco'nun gelmesi de olumsuz etki yaptı.

ayrıca koskoca yaz dönemin genel kurul ve olası yönetim değişikliği gölgesi ve belirsizliği altında geçmesinin olumsuz etkileri de belli.

buradan takımı toparlamak kolay değil. tedesco'yu beğenmesem de bu konularda suçu yok. bir şeyler yapmaya çalışıyor, ancak bazı eski hatalı alışkanlıkları düzeltmek kolay değil, zaman alır.
daha tecrübeli ve genel olarak daha yetkin bir td bu süreci hızlandırabilirdi, bu da doğru. tedesco'nun bu konuda başarıya ulaşması dahi kuşkulu olduğu yerde, zaman açısından bir öngörüde bulunmak olanaksızdır.
adamın çapı ve yeteneği belli, nitekim...

genel kurul haziran ayında yapılıp, td değişikliği ve transferler yeni yöreim tarafından yapılması gerekirdi.

eski yönetim haziran'da seçimi kazansaydı bile, en azından yaz dönemi belirsizlikle geçmezdi. yeni yönetim gelmesi durumunda td aday sayısı çok daha geniş olurdu.

ali koç yüzyılın kötülüğünü yaptı bu kulübe. işgalcilerin kulübü kapatması bile bu kadar zarar vermemiştir.

almanların özellikle futbolda kullandıkları bir sözleri vardır: "neue besen kehren gut."

"yeni süpürgeler iyi süpürür" şeklinde çevrilebilir.

saran henüz süpürgeyi eline almadı bile...

"taş yerinde ağrıdır."

ekonomi uzmanı ekonomi dalında kalsın, anlamadığı futboldan uzak dursun, ismail kartal falan diyerek rezil olmasın.

bir zamanlar eski sitede bir başlık vardı: "şu dünyada selçuk şahin olmak vardı..."

selçuk'un alex, anelka gibi dünya yıldızları ile antrenman yapma şansı, türkiye ve avrupa'yı beleşe gezmek ve üstüne tonla para alması, ara sıra çinçona gol çakıp yeni sözleşme kapması anlatıyordu.

bugün bakılınca o başlık ve altında yazanlar, dalga geçenler (ben de dahil olmak üzere) halt etmişiz, selçuk'a ayıp etmişiz.

bu durumu çözüp düzeltecek iki kişi var.

tedesco.ss.

görev bu ikiliye düşer bu saatten sonra.

« / 17 »
Kayıt Ol