ondan sonra soruyoruz, "şebekenin eski oyuncuları neden şöyle bizim eski oyuncularımız neden böyle" diye...
adam geçen hafta söyledi, "geri kalan maçlarımızı kazansak da, kaybetsek de ligi 2nci bitireceğiz."
ertuğrul'u kaleye koydu, talisca-nesyri-dzeko-tadic ile başladı, arkalarında amrabat, yani orta sahasız çıktı maça.
hata bizde, neden izledim, anlamıyorum.
gitmiyorsa, bir zahmet futboldan çekilsin, hesap ve para yönetimi, sponsorluklara ilgilensin.
aylar sonrası 16 yaşındaki oğlumu beraber maç izlemeye ikna edebildim. etmez olsaydım...
bu çocuk son şampiyonluğumuzda henüz 5 yasındaydı, 6ncı yaşına girmemişti, anaokuldaydı, haliyle anımsamıyor.
kazık kadar adam oldu, boyu beni geçti, yıllarca benim üzülmemi izledi, soğudu, uzaklaştı.
dün akşam aylar sonrası beraber maç izlemeye ikna edebildim. etmez olsaydım...
söylenecek o kadar çok şey var, lakin ne desek boş...
cuma gününe kadar, "yok, yetti artık, daha fazla sinirlenmeyi kaldıramam, izlemeyeceğim".
cumartesi öğlen, "neyse, birinci yarıya şöyle bir göz atarım".
cumartesi saat 19:00 pür dikkat, heyecan ve hevesle ekran başındayım.
cumartesi saat 19:10, ilk sövgü sözcükleri ağızımdan kaçmaya başlar.
cumartesi saat 19:45, devrede tansiyon ilacı içilir.
cumartesi saat 21:00, eşim "neyin var, suratın çok kötü, iyi misin, n'oldu?" diye sorar.
pazar sabahı, "yok, yetti artık, daha fazla sinirlenmeyi kaldıramam, bir sonraki maçı izlemeyeceğim".
ve sil baştan...