şampiyonlar ligi maçlarında, özellikle de böyle juventus vb. takımlara karşı sürekli uyanık ve sağlam duracaksın sahada.
yoksa en basit bir hatada ya gol pozisyonu oluyor, ya da direkt gol oluyor. ah be takım ah.
ilk 11'imizin belli olduğu maç.
osimhen
lang - yunus - barış
sara - torreira
jakobs - abdülkerim - sanchez - sallai
uğurcan
yedekler: günay, batuhan, icardi, sane, eren, ilkay, ahmed, asprilla, kaan, singo, boey
3-0 gibi net bir skorla kazanıp geçmemiz gereken maç. bunu yapabilecek gücümüz var.
fizik kondisyon farkı bariz belli olan maç.
sadece osimhen ve sane city seviyesinde. diğer oyuncularımız maalesef ki çok çok uzağında bu seviyenin.
okan hocanın ekibine ciddi takviyeler şart ama nerde...
artık bahane de kalmadı. bu gidişle "hala lideriz" dayanağını da elinden gidecek futbolcuların ve teknik ekibin.
olası bir puan kaybında söylenecekleri şimdiden sıralayayım:
- taraftarlarımızdan çok özür dileriz.
- sorumluluğu üstleniyorum.
- taraftarımız merak etmesin sezon sonunda şampiyon yine biz olacağız.
- toparlanmalıyız, kendimize gelmeliyiz.
- önümüzde çok önemli bir city maçı var.
offfff içim sıkıldı ya...
antrenmana bile çıkmayan yeni transferleri direkt sahaya sürme kararının; kendisine ait olmadığını düşündüğüm teknik direktör.
bu arada benim görüşüm de yeni transferlerin direkt sahaya sürülmesi yönünde, okan buruk'u da bundan dolayı daha önce eleştirmiştim. ancak yerli veya yabancı hiçbir teknik direktör, bu düşüncede değiller maalesef.
tedesco'nun; bu kadar maliyetli yapılmış transferleri, bu kadar önemli bir maçta yedek bırakabilecek kadar karar yetkisi olduğunu mu düşünüyorsunuz ya gerçekten?
ya aslında olayın "yetki" ile de alakası yok. yani 30 milyona transfer yapıyorlar, sırf galatasaray maçına yetişsin diye. ne yapacaktı yani? yedek mi bekletecekti?
mourinho olsa mesela, "hayır, benim dediğim olacak" kafalarına girerdi ve yedek bekletirdi belki de yani transferleri. ikinci yarı atardı oyuna.
ama tedesco da şunu biliyor, "yönetim bana, 'bu oyuncuları direkt sahaya sür' diye transfer etti. kötü bir sonuç gelirse, sorumluluk yönetime ait".
kusura bakmayın ama siz de gelmişsin yok şöyle efsane hoca, böyle efsane hoca...
ne guendouzi'si allah aşkına ya.
biz kötü olduğumuz için olimpiyat'ın rüzgarı bile iyi gözüküyor. maçın özeti budur.
bu süper kupa'ya katılım hakkı sağlayan 2 kupayı da bizim kazanmış olmamızdan dolayı fener daha istekli görünüyor tabii normal.
rahat olun, kazanacağız.
kırk yılın başı galatasaray lehine tartışmalı bir karar verildiği için "takipçisi olacağız şenlikleri"ni başlatmış olan maç.
ee diğer türlüsü iyiydi değil mi, her hatalı kararın galatasaray aleyhine olması? durum bizim aleyhimize olunca her şey mükemmel tabii.
eğer karar hatalıysa bile, bu sezon şu ana kadar aleyhimize yapılan hatalara sayarsınız artık.
ikinci yarısında, takımımızın aşırı derecede uyanık olmasını gerektiren maç.
çünkü neden; fenerin -gayet de doğru bir şekilde- golü iptal edildi. bu ne demek? bundan sonra artık tüm kararlar fener lehine olacak demek. haklı veya haksız hiç fark etmez. tüm kararlar. gol iptal kararı, bu kilidi açtı.
fenerin iptal edilen golü = maçın geri kalanında tüm kararların fener lehine verilmesi demek. bizim futbolcular nefes alsa bile fener lehine faul sayılacak demek.
haydi son 45 dakika. konsantrasyon!