değil mourinho, yüce teknik direktörler kurulu olsa bu yönetim zihniyetiyle başarılı olması mümkün değil. ya ali koç yerine başkan gibi başkan ve yönetim gelmeli ya da bir sihirli değnek değmiş gibi ali koç kafayı değiştirmeli. ülkenin futbola ait her türlü mecrasında pasif durumdayız. laf çok icraat neredeyse yok. şike, bahis, hülle, siyasi ve bürokrasi yozlaşma konularında milim ilerleme yok. seneye muhteşem takım kurup mükemmel top oynasak kafa kafaya sezon sonu gol averajıyla kaybederiz.
uzun zamandır bu gs maçlarında hep bir huzursuzluk olurdu içimde. bu sefer ilginç bir şekilde mantığım her ne kadar mourinho'nun temkinli oyunu yüzünden uzatmalar ya da penaltılara gidecekmiş dese de içimde değişik bir huzur var ve dünyaları kaçırarak 4-1 ya da 5-1 gibi bir skorla rakibi rencide edeceğimiz hissiyatı gün geçtikçe artıyor. ama bu skoru mourinho'nun stratejisinden daha çok rakibin korkudan titreyecek olan eklemlerine borçlu olacağız. bunu da ancak stadı eskisi gibi tekrardan mabete dönüştürecek taraftarla gerçekleştirebiliriz. bu yazıyı okuyup da stada gidecek olan varsa lütfen rakip stada girdiği andan son düdüğe kadar nasıl bir cehenneme geldiğini hissetmeli. şimdiden ciğerinize ve ses tellerinize kuvvet...
renktaş rakibin sahaya 12 kişi çıkmasına karşı böyle bir önlem düşünmüş olabilir.
bence konuyu fazla uzatmayalım. sizin bakış açınız gereğinden fazla centilmen gözlüklerden geçmekte. bu akşam adamın ağzından ne çıkarsa çıksın algı peşinde olacaklardı. ilk yazdığım gibi, söylenen söz içinde bulunduğumuz kültürel enlem kuşağında gayet normal ve olması gerektiği oranda da serttir.
kimi savunduğunuzu değil kimi savunmadığınızı yazdım. söylemleri çarpıtan bir rakip var karşınızda ve ırkçılık algısı peşindeler. burada kulübe zarar veren mourinho'nun açıklaması değil algı peşinde koşanlar ve buna tepkisiz kalanlardır. yüzde yüz doğru bir benzetme yapılması suç değildir. asıl kulübe zarar veren vaktiyle gs bayrağını parçalayarak kol hareketi yapan ömer çavuşoğlu'dur. ya da böyle ahlaksız eylemlerde bulunan yöneticilerdir. ama gerçeği açık bir şekilde söyleyen birini de yedirtmek bize yakışmaz.
o zaman konuşmayalım. susalım bahisçiler, karaborsacılar konuşsun. yahu adamlar gündemi değiştirmek için afedersiniz bir taraflarını yırtıyor. haklı oldukları hiç bir argüman yok. üstümüzde tepindikleri yok. çevrelerini sarmış içlerine girmiş pislikler görünmesin diye debeleniyorlar. ama hata bizde oluyor değil mi ?
portekiz'den türkiye'ye akdenize kıyısı olan tüm ülkelerde kültürel anlamda eksen kayması yapılabilecek benzetmeler vardır.
at gibi koşmakit gibi ya da pire gibi çalışmakkeçi gibi inatçıkarınca gibi çalışkanayı gibi güçlüfil gibi yemekkedi gibi uysal... böyle uzar gider.
"maymun gibi zıplıyor" ne talihsiz ne de terbiyesizce bir açıklamadır. mourinho'dan memnun olmayabiliriz ama himmetçi demogoji maydonoz kafalılara da yem ettirmemeliyiz.
ali abi yine eziyoruz maşallah. akıyor akıyor...