orta alan kurgumuzda bir sorun var. rakip eksik kalınca yunus, sane ve barış sahayı doğru paylaşamadı. biri fazla gibi. bunda barış'ın kanat orijinli olmasından kaynaklı sürekli kanada devrilmesinin payı var. lemina istekli ama o da şu an fazla gibi duruyor. arda ünyay'ı oyuna alıp 3'lü defans denemek lazım. takımda hala organizasyon ve parselasyon sorunu var.
bu saatten sonra maç 10-0 bitse bile bir anlamı yok. çok sinirliyim çok. 50 bin taraftarın önünde 20 dakikada bir tane atak, üst üste 5 pas yapamadık. büyük bir rezalet. çok yavaş oynuyoruz yine, dikine hiç oynayamıyoruz, yine rakibin bloklarını kıramıyoruz. yine en ufak baskıda top kaleciye kadar dönüyor. okan buruk'un artık bunları çözmesi gerek. bu oyunla şampiyonlar ligi'nde rezil oluruz maalesef. çok sinirliyim.
galatasaray'ın ne oynadığını anlayan varsa beri gelsin.
karagümrük oldum olası galatasaray'a ters gelen bir ekip. kalemizde gol görmeden kazanmamız gereken bir karşılaşma. dikkatli olmakta fayda var.
size bir itirafta bulunayım arkadaşlar: ben, galatasaray'ı şampiyonlar ligi'ne hazır görmüyorum. hâlâ isimler üzerinden hedef koyuyoruz ama saha içi organizasyonda zayıfız maalesef. bu takımda, orta sahaya bir tane papaz (ilkay gündoğan) lazım. yani şampiyonlar ligi'ni ilkay kadar iyi bilen üst düzey bir futbolcu neden alınmaz hala anlamıyorum. fizikli bir sağ bek lazım, hatta iki. apo, kaan, metehan, cuesta, nelson... bunlardan konferans ligi stoperi olur ancak. davinson ve arda ünyay'ın yanına çevik ve sert bir stoper alınması şart.
yukarıda saydıklarım sadece kadronun eksik parçaları. iş bunları almakla da bitmiyor. zira biz ne angelino'lar, ne zaha'lar ziyech'ler, oliviera'lar yedik. hepsi bir türlü oturmayan, birbiriyle uyumsuz futbolcularla kurulmuş defolu sistemin kurbanları oldular. okan buruk'un zekâsına 1992'den beri inandım ve güvendim. avrupa'da rüştünü ispat edecek kadar kapasitesi ve tecrübesi var.
galatasaray'ın büyüklenme kompleksine kapılmadan oturup bu maçtan bir takım sonuçlar çıkarması gerekiyor.
1- galatasaray kadrosu bizim nazarımızda çok iyi, yıldızlarla dolu. ancak işin aslı bizim yere göğe sığdıramadığımız torreira, davinson, icardi gibi isimler avrupa kıtasında unutulmaya yüz tutmuş eski isimler.
2- her yerde aynı diziliş ve kadro ile oynanmaz. gaziantep'te, sivas'ta savunma hattını orta saha çizgisine kadar çeker, önde baskı yaparsın. çünkü bu seviye takımlarda bu baskıyı kırıp cezalandırabilecek kalite bulunmaz. ancak sıradan bir balkan takımı bile bir anlık dalgınlığı affetmiyor. avrupa'da daha güvenilir, daha defansif ve mütevazi, rakibe saygı duyan bir anlayış ile oynamak ayıp değil, günah hiç değil. ilk yapmamız gereken öndeki oyunculara gerçekten savunma yaptırmak.
3- kimsenin gönlü kalmasın diye kadro yapılmamalı. kim hazırsa, kim en çok istiyorsa, kim tekmeye kafa uzatıyorsa o oynar.
4- avrupa'da başarı istiyorsak işimizi, gücümüzü bırakıp savunma çalışmalıyız. bu bizim dediğimiz gibi sadece lemina'nın oynaması ile çözülecek kadar basit değildir. basit bir ver kaç ile defans hattımız dağılmamalı. daha sert ve agresif olmalıyız. bunu herkes aynı şiddette yapmalıdır. aksi durumda tek başına sert oynamak kart ile cezalandırılıyor.
5- barış alper yılmaz'ın presi çok güçlü ancak takımla eş güdümlü değil, takımdan bihaber pres yapılınca kale surlarında ilk delik açılıyor. 90 dakika ön alan baskısı yapmak zaten mümkün değil. oyunu yavaşlatabilmek ve oyunun temposuna hükmedebilmek şart.
6- herkes orijinal mevkiinde güzel. sallai sağ bek, berkan sol bek olmaz. ha olur ama tek maça özel olur. böyle yamalı bir kadro ile yıllardır dilimiz hep yandı.
galatasaray'ın bütün derdi bu sene avrupa başarısıdır. lig ve türkiye kupası artık 2. planda. dünyanın en zor ligi'nde, en iyi oyunculara , en hızlı kanatlara, en sert defanslara karşı oynayacağız. işimiz çok zor ama buradan bizi tatmin edecek, başımızı yere eğdirmeyecek bir sonuç çıkarmaya mecburuz. artık avrupa'da nabız vermeliyiz.
fenerbahçe'nin 8 isabetli şutta 5 gol çıkardığı karşılaşma. özellikle 2. yarıda yürüyecek hâli bile kalmayan ev sahibinin neredeyse tüm şutları gol oldu. yine de fenerbahçe'nin turu daha çok istediği ve iyi hazırlandığını itiraf ediyorum. defansif bir düzenle sahaya çıkmış fenerbahçe ve doğru olan da buydu. hazırlık maçlarında izlediğim fenerbahçe sert, agresif ve fizikli bir takım izlenimi vermişti. bugün de bunu bir kez daha gösterip genç feyenoord'u sindirmeyi başardılar. 2. yarıda fenerbahçe kondisyon olarak düşse de futbol şansı yanındaydı ve her vurduğu gol oldu. ancak bundan turu tesadüfen geçtiler anlamı çıkmaz. hollanda temsilcisi ise geçen seneki az alkmaar'ın ham hali gibi bir takım olmuş. kadrosu neredeyse tamamen yeni. genç sayılabilecek bir takım ve taraftarın baskısından etkilendiler. rotterdam'daki ilk maçta da şampiyonlar ligi'nde oynayabilecek bir takım havası vermemişti flemenkler.
mourinho'nun yine 7 defansif oyuncuyla sahaya çıkacağı maç. belki eleştiriyoruz ama türk takımlarının maça ortak olabilmek için şu an başka bir çareleri yok. avrupalıların en zayıfı bile gelip sana en az 1 gol atabiliyor.
rotterdam temsilcisi hem sakat oyuncuların hem de transferden dolayı takımdan ayrılan futbolculardan dolayı baya güç kaybetmiş. kadrodan hadj musa ve ayase dışında pek tanıdığım futbolcu kalmamış. sözlükte fenerbahçe alay konusu olmuş ancak ben çok kötü olduklarını düşünmüyorum. fenerbahçe sert ve fizikli bir takım yine, deplasmanda rakip iyiyse topu onlara bırakarak, bekleyerek oynuyor ve bunda fena değiller. defansif tedbirleri yüksek tutan sarı lacivertliler maçın kopmasına izin vermek istemeden oynuyor, bulursam bir gol üstüne yatarım kafasında oynuyorlar. tam bir mourinho felsefesi. maç öncesi 2-1 mağlubiyete çok üzülmezlerdi. ancak feyenoord'u gördükten sonra mağlubiyete üzülmüşlerdir. 2024-25 lille fenerbahçe şampiyonlar ligi ön eleme turunun bir kopyası gibi bir maç oldu. ben fenerbahçe'nin futbolu konusunda sözlük eşrafından ayrılıyor ve ezeli rakibimizin iddia edildiği kadar kötü olduğunu düşünmüyorum.
yıllardır göz önünde olan bir futbolcu. al musrati'den neyi fazla yaptığını anlamadığım futbolcu. türk kulüpleri gerçekten kötü yönetiliyor.