hâlâ sane diyenler, hala barış diyenlerin olduğu maç. ne yazsam, nereden başlasam bilemiyorum. rakibin sol bekini tanıyan var mı, ben tanımıyorum. sağ bekleri collins'i, orta saha larsson? bu akşamki hezimetin sebebi sane mi? attığımız tek golün asistini sane topu kaparak yaptı. futbola böyle bir yaklaşım olamaz. çok fazla kişilere fokuslanıyoruz. evet bu gece çok şanssızdık ve 1 sezon boyunca yaşanabilecek şanssızlıkların toplamını 1 maçta yaşadık. asıl düşündürücü olan galatasaray'ın kırılganlığı ve disiplinsizlik. donup kalıyoruz. 1-1 oldu, tamam. oyunu tut. ikinci golü yeme. tepki veremiyoruz.
yazık cidden yazık. bu kadar kolay gol yenmez, oyundan bu kadar kolay düşülmez. istediğimiz her şeyi yapıyorduk. frankfurt'un, galatasaray'ı yenebileceğine dair umutları biterken kendi kendimize gol attık.
ilk 11'imiz :uğurcan, sallai, singo, sanchez, eren, ilkay, torreira, sane, yunus, barış, lemina .
bugünkü ( 18 eylül 2025 frankfurt galatasaray ) maçının anahtar oyuncusu olacaktır. frankfurt savunmasına çok zor anlar yaşatacağını düşünüyorum.
kimsenin katılmayacağı radikal bir önerim var: osimhen oynayacak kadar sağlıklı bile olsa galatasaray'ın şampiyonlar ligi deplasmanlarına barış'ın uçta oynadığı 4-6-0 çıkması gerekir. buna bazılarımız 3-4-2-1 de diyebilir.
oyunu görmek lazım oyunu. belki de galibiyet kadar önemli olan ortaya koyacağımız oyun gücü ve skora vereceğimiz tepki. geriye düşse de reaksiyon gösteremeyen, teslimiyetçi futbolu artık görmek istemiyorum. kalemize gelen ilk topun gol olduğunu görmek istemiyorum. galatasaray barış'a, yunus'a, sane'ye, osimhen'e savunma yaptırabildiği, orta sahada agresif olabildiği, defansta uyuyakalmadığı ölçüde her rakibe zorluk çıkarabilir. galatasaray hücum seti avrupa'nın en hızlısı neredeyse.
hatırlarsanız 2022-23 sezonunda galatasaray çok fazla gol pozisyonu harcayan mertens - icardi - aktürkoğlu - rashica ofansına sahipti. bu ofans, bir başakşehir deplasmanında bütün kurtlarını dökmüştü 0-7. galatasaray'ın mevcut ofansı da birine çok fena patlayacak ama kime bilmiyorum. bu umarım almanlar olur.
şu an maçın tekrarını izliyorum daha doğru bir değerlendirme yapmak için. maçı canlı izlerken heyecandan bazı şeyleri ıskalayabiliyorum. açıkçası ben bu olimpiyat stadının galatasaray üzerinde tuhaf ve olumsuz bir etki oluştuduğunu düşünüyordum zaten. bu meşum stadyumda rüzgârın bile nereden estiği belli değil. zemin de ikinci yarıda iyice ağırlaşınca zorlanacağımızı tahmin ediyordum ama neyseki oyuncu değişiklikleri ile maçı bambaşka bir hale getirdik. maalesef milli aralar ivme yakalamış takımlar için zorlayıcı çoğu zaman. galatasaray'da (singo, lemina, osimhen, barış alper, yunus, kaan ayhan, sallai, davinson, abdülkerim, uğurcan ) bir çok as oyuncu milli arada uzun yolculuklar yapıp top oynadı. ligde oynadığımız son 19 maçta tek mağlubiyetimizi de maalesef yine milli ara dönüşü beşiktaş'a karşı almıştık.az önce biten maçta chelsea, brentford'a takıldı. dün ( 12 eylül 2025 ) frankfurt, leverkusen deplasmanında varlık gösteremedi. bugün samsunspor ve konyaspor sahasında kötü oyunlarla mağlup oldular.
rakip eyüpspor'un hakkını teslim etmek lazım. özellikle ilk yarı boyunca hareketli, sert ve kompakt bir savunma yaptılar. takım boyunu 20-25 metreye kadar kısalttıkları anlar oldu. rakibin topla en çok oynayan oyuncusu kalecisiydi. yukarıda saydığım sebeplerden başka galatasaray ilk yarıda yine konsantrasyon sorunu yaşadı. takım olarak durgunduk ve dar alanda becerili olamadık. en büyük silahımız olan duran toplarda çalışmayınca kilidi açamadık, üretken olamadık.
ikinci yarının ilk 15 dakikasında öndeki oyuncularımız sane, yunus, icardi'nin arasındaki mesafe uzayınca sara ve ilkay iyice oyundan düştüler. hatta bu periyotta bir köşe vuruşunda eyüpspor ofsayt gerekçesiyle sayılmayan bir gol bile attı. bu tehlikeyi fark eden okan buruk 57. dakikada etkisizleşen sara'yı oyundan alıp barış alper yılmaz'ı oyuna aldı. böylece sane 10 numara pozisyonuna, ilkay da 8 numaraya geçti. bu değişim takıma barış alper'in bireysel performansı dışında çok olumlu bir durum oluşturmadı. ancak 70. dakikada sane çıkıp kutucu'nun oyuna dahil olması klasik 4-4-2'ye geçmemiz demekti ve bu dizilimle yunus asıl yerine geçti. rakibin hatasıyla kapılan topta kutucu'nun asistiyle icardi golü buldu. ikinci gol de benzer bir hikayeye sahipti. barış, eveleyip gevelemeden topu yunus'a verince fark ikiye çıktı. esasen eyüpspor'un fiziksel düşüşüyle beraber eğer barış alper gol atacağım diye bencil davranmasaydı maçın skoru 4-0 veya 5-0 olabilirdi. işte avrupalı da bu fiziksel düşüş kolay olmuyor.
çok konuştum. umarım ve tahmin ediyorumki frankfurtlu profesyoneller bu maçı izlemiştir. çünkü bu maçı izleyen her hangi biri galatasaray'ın bu futbolla avrupa'da varlık gösteremeyeceğini rahatlıkla söyleyebilir. ben takımdaki bugünkü genel tutukluk hâlinin biraz da kafaların şampiyonlar ligi'nde olmasına bağlıyorum. galatasaray için asıl test maçının frankfurt deplasmanı olacağını düşünüyorum. zira türkiye ligi maçlarının çoğu antrenman havasında geçiyor artık. hatta antrenmanlarda bile daha çok pozisyon verip, gol yiyiyordur as takım.
olimpiyat stadında oynanacak olan karşılaşma. bu bile bende bir gerginlik yaratıyor tek başına. takılmadan geçmek önemli. milli ara dönüşü favori ve aradan önce ritim tutturan takımlar maalesef sorun yaşayabiliyor.
rakip frankfurt formda. bundesliga'ya ikide iki yaparak girdiler. genelde 5-4-1 gibi çıkıyorlar. iç sahada kolay kaybetmiyorlar. bizim de bu maç için mottomuz " 1 olsun, bizim olsun " şeklinde olmalıdır. grup fikstüründe herkes birbirinin rakibi. kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin.
36 takımdan oluşan lig. maçların sonunda ilk 8'e giren ekipler doğrudan son 16'ya; 8-24'e arasına giren ekipler ise son 16'ya kalabilmek için eleme oynayacaklar. türkiye'nin tek temsilcisi olan galatasaray:
a torbasından: liverpool ( ev ) ve m.city ( dep. )
b torbasından: a. madrid ( ev ) ve e. frankfurt ( dep. )
c torbasından: bodo glimt ( ev ) ve ajax ( dep. )
d torbasından: u.s. gilloise ( ev ) ve monaco ( dep. )
ile eşleşti.
açıkçası beklediğimizden zor bir kura çektik. herkeste biraz bunun tedirginliği ve olumsuz deneyimlerimizin yarattığı bir karamsar hava hâkim. evvela burası şampiyonlar ligi ve en zayıf denilen pafos ve karabağ'ı bile rakipten çok mücadele etmeden, rakipten çok koşmadan yenemezsiniz. bunu geçen sene rigas ve dinamo kyiv maçlarında gördük. benim adım osimhen, ben icardi, bendeniz sane deyip sahada mücadeleden kaçarsak bu takımların hepsi bizi yener. maalesef bu 8 takımın hiçbiri karşısında favori değiliz. eminim bu takımların hepsi bizimle eşleşmek istiyorlardı. çünkü avrupa'nın saygısını kaybedeli çok uzun zaman oldu. dün nagelsmann'ın sane hakkında söyledikleri de bunu en acı ifadesiydi. bu durum bir bakıma aslında avantajımıza. favori gösterilmemek baskıyı azaltır.
evvela iç sahada jilet gibi olmalıyız. geçen sezon avrupa ligi'nde iç sahada yaptığımız " tottenham deneyi " bize çok şey hakkında ipucu veriyor aslında. tıpkı geçen sene avrupa ligi'nde olduğu gibi sahamızda bize yan gözle bile bakılmaması lazım. içerdeki maçlarda en az 8 puan toplamalı ve deplasmanda kaybetmemek üzerine bir oyun kurgulamalıyız. evet frankfurt, monaco ve ajax köklü ekipler ve evlerinde tabiki bize karşı favori olacaklar. ancak akıllı ve mücadeleci bir oyunla onlardan puan alabiliriz. onları yenemesek de genel tablo da herkes birbirine rakip olduğundan yenilmezsek de fena olmayacaktır.
bizim de kadro yapılanmamızda bazı sorunlar var her zaman olduğu gibi. uefa listesinin son gününe bir kaç gün kala henüz üst düzey bir kalecimiz yok. stoperde eksik var. orta alan rotasyonu sadece 3 oyuncu üzerine kurulu, buraya "adam yiyen", takımın enerjisini yukarı çekecek 1 oyuncu ve oyun aklı yüksek, pas bağlantısında usta 1 oyuncu almalıyız. ayrıca zaniolo, cuesta ve jelert'in nitelik olarak şu anki kadronun gerisinde oyuncular olduğunu ve bunlardan çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. ancak asıl sorunumuz, belki de en çok ihtiyacımız olan oyuncu barış alper yılmaz. barış alper'in mücadele gücüne, inatçılığına, fiziksel üstünlüğüne çok ihtiyacımız var. barış hata da yapsa hemen "vazgeçilebilecek" bir oyuncu değil. taraftar olarak bizim de biraz avrupaî düşünmemiz lazım. evet futbolcu yüksek maaş ve diğer başka faktörlerden dolayı kafa karışıklığı yaşayabilir. ancak her futbolcunun bir fiyatı vardır. resmi mukaveleli olduğu kulübü çıkarlarını gözeterek kendisini satmak istemeyebilir. futbolcu da profesyonellik gereği çıkar topunu oynar. örnek hakan çalhanoğlu - galatasaray olası transferi. inter ne dedi? " tabi alabilirsiniz ama 40 milyon euro'ya ". bitti gitti