ilkay ve icardi ile önde basamıyoruz, sane ve barış ile önde top çeviremiyoruz. yunus çok mühim eksik. ön tarafa barışı atmış, kenara da yunusu koymuş olsaydık maç muhtemelen 2-0 olurdu şu an.
geçmiş senelerde avrupadaki başarısızlıklarla bahane olmamakla birlikte, kritik virajlarda hep bir sakatlık/ceza şanssızlığı yaşıyoruz. umarım şanssızlığımızı kırdığımız maç olur.
genel kanının aksine, stoperi bir kenara bırakırsak, bir eksiği olduğunu düşünmediğim takımımız. evet hoca geniş kadro istediğini söyledi ancak dar bir rotasyonun yükselen oyuncu profillerinin mental sağlığı için daha faydalı olduğunu düşünüyorum.
yani, atıyorum lookman alınsa sahadaki sane’nin ters kanadında oynamak durumunda kalacaktı. barış’ın durduğu senaryoda hem satmayıp hem yedek oturtmak saçma olacaktı. ha keza elinde bir de yunus var. on numaraya çeksen ilkay veya sara ile birlikte lemina ve icardi yedek kalacak. tek bir kanat transferi dahi çok fazla taşı yerinden oynatıyor.
sakatlıktan uzak kaldığımız sürece yeterli bir kadromuz olduğunu düşünüyorum. yeni yapılacak yüksek profilli transferlerin hocanın elini güçlendirmekten çok zayıflatacağına inanıyorum çünkü hocanın odağını saha içinden çok adam yönetimine kaydırmış olacağız. daha düşük profilde oyuncularında transfer edip para harcamaktansa kadronun 18, 19 ve 20. oyuncusu olacak futbolcuların kadro içerisinden, en olmadı altyapıdan çıkartılıyor olması gerek.
velhasıl kelam, maliyetten ve eksik stoper rotasyonundan bağımsız olarak, bence iyi bir transfer dönemi geçirmiş takımdır.
gelmesini isterim. en baştan en sonda söyleyeceğimi söyleyeyim. ancak hakan'ın geliş biçimi çok çok rahatsız edici. medyadaki yancılarının günlerdir yazdıklarını aklım almıyor. hakan galatasaray'da oynayabilecek bir oyuncu değilmiş gibi pazarlanıyor. oysa hakan buna ihtiyaç duymayacak kadar iyi bir futbolcu. galatasaray'ın o tipte bir futbolcuya ihtiyacı olduğu takdirde de gideceği ilk adam.
transfer süreci böyle gerçekleştikten sonra, hakan'ın da ne kadar sorunlu bir adam olduğu göz önünde bulundurulursa takım içerisinde yaşayacağı olası sorunların hiçbirinin perde arkasında kalmayacağını düşünüyorum. bu sene haberleri burhan can'dan falan alırız artık. her neyse, gelecekse hayırlısı olsun. sahada görmek isterim.
üstüne çok şey yazılır çizilir de yedirebiliyorsa kendi bilir. bunların ağa babası emre bello dahi ana avrat küfürle veda etti. hocası fatih terim’e vereceği galatasaraylılık sınavında başarılar.
hakan hakkında da aynı şeyi düşünüyordum; olur da transferi gerçekleşmezse dahi, bu haberler çıkmaya başladığı an çıkıp yalanlamayan adam yarın bir gün transfer gerçekleşmediğinde ben şöyle galatasaraylıyım da o yüzden gitmedim diyemez. giderse zaten kendi bilir.
fener’e karşı 7 maç, yenen 2 gol. birisi kornerden çağlar, öbürü yalandan bi penaltı. şubat ayında 6.5 puan fark. yanlışı, hatası olmuştur tabii ki.
ancak şu ana kadar “her maç her dakika rakibin ağzına basılmaz” diyip de demba ba’nın sözleriyle hocaya laf ediyorsak, en kazanmak zorunda olmadığımız maçta savunmayı ön plana almasına da laf etmeyelim.
son 6 maçta ligde yenilen gol sayısı sadece 1 (bir). başı boş hücum etme işini de yunus ve mertens’in sağlıklı dönüşleriyle çözebilir diye düşünüyorum. ki morata gibi bir opsiyon da olacak ilerleyen süreçte.
tarihimizde ilk kez namağlup şampiyon olacağımızı düşünüyorum. 5. yıldız, şampiyonlar ligi’ne direk katılım, muslera ve mertens gibi artık hem isimlerinin hem de maaşlarının altında performans gösteren oyuncularla yolların ayrılacak olması, misyonunu tamamlamış oyuncularımızdan elde edilecek bonservis gelirleri vs vs…
önümüz açık. hocanın başında spor kulübü yönetmeyi beceren yöneticiler olursa ciddi bir dominasyon bizi bekliyor. eleştiri her zaman olsun, ancak başardıkları ve başaracakları unutulmasın dilerim.
transferinde payı olan herkesin paylarına oranla kulübe en az bi 5-6 milyon eurocuk ödemesi gerekiyor. en fazla 2 milyon euro falan eder. o da belki.
hiç beğendiğim bir futbolcu olmamakla birlikte fiziken diri ve henüz 24 yaşındaki bir milli sol bekin hocanın elini oldukça rahatlatacağına inanıyorum. keza türk futbolcularımızın hocanın elinde gösterdiği gelişim de bir referans olabilir. hayırlı olsun.
cefasında da sefasında da buradaydı. gitmek istedi, gitme dedik kaldı. oynamak istedi, oynama dedik oturdu. oyna dedik çıktı aslanlar gibi oynadı. her hikayenin bir sonu vardır. sonunu boşverin, başı çok güzeldi. yolu açık olsun.
kazanmak yeterli olan bir maçtı. ancak üstüne konuşulacak da çok fazla şey var. çok dar bir rotasyonla bu kadar eforlu oynayan ve bu kadar yoğun takvimde maça çıkan bir takımın dün gösterdiği şey hem sinir bozucu hem gurur vericiydi.
bu emek ve çaba her ne kadar gurur verici olsa da oyunun temposunu bir an bile düşürmemek tamamen saçmalık benim gözümde. torreira ve sara’nın maçın başında pili yoktu zaten. ağır bir savunma hattıyla sakatlıktan dönen abdülkerim’le barış’la bu koş koş futbolunun mantıklı bir açıklamasını bulamıyorum.
taraftara da bir parantez açmamız gerek diye düşünüyorum. bilhassa ikinci yarıda mertens her tempoyu düşürdüğünde tribünden uğultular yükseldi. adam doğrusunu yapıyor, taraftar takım çatlayana kadar koşsun istiyor.
sara’nın koş koş futbolunda performansı düştü. berkan geri dönüşlerde arkasında çok boşluk verdi. arkadaki alanları kapatmakta çok zorlandık vs vs. çok negatif basmaya gerek yok ama kalitemizin yetmeyeceği bir gün de gelecek elbet.
savunmanın üstüne düşmek gerek. bu dar rotasyon ve yüksek eforun sonucu gelen sakatlıklar tabi ki buna bir etken ama bir kısır döngüye girdiğimizin de farkında olmak gerekiyor.
sakat ver, rotasyonu daralt, sakatlar dönsün, yoğun tempo ve yüksek efor yüzünden tekrar sakat ver, tekrar rotasyonu daralt…