özellikle sözlükte insanların anlayışsız, empati yoksunu ve söyleneni, yazılanı, anlatılanı işine geldiği gibi anlama eğilimde olduğunu tekrar tekrar anlamamı sağlayan hazırlık karşılaşması. arkadaşım evvela asgari ücretin üzerinde para verip aldığın kombinenin geçersiz sayılarak senden, benden tekrar bilet parası istenmesi başlı başına bir güven ihlali. ve sizin gösterdiğiniz bu cebimizde ne varsa harcıyoruz tavrı samimi değil, kulübün yararına da değil. kulübün yararına iş yapmak; kayıtsız şartsız her uygulamaya alkış tutmak değil, yanlış gördüğünde uyarmak, daha iyi olması için ses çıkarmaktır. sizin insanları baskı altına almaya, para harcamayacak durumda olup buna tepki gösteren insanları utandırmaya hakkınız yok.
yaşadığınız ülke % 60 enflasyona sahip, bir ev kirası asgari ücretin üzerinde millet evine yeri geliyor ekmek alamıyor ama neymiş tek mutluluk kaynağı galatasaray ve onun yarattığı güven ortamı ile insanlar bakın benim kulübüm bu oyuncuları aldı diyebilen bir aile babasının bilet alamaması ayıpmış. ayıp sizin yaptığınızdır, ayıp sizin zihniyetinizdir. yeter şımarıklığınız varsa çok paranız gidin alın on, on beş bilet biz utanalım yok benim bütçem bu diyorsanız bütçesi az olana bıdı bıdı yapmayın.
edindikleri sistematik refleks ile bu olayı bir mağduriyete çevirmeleri olası. aslında burada sorun medya ve mensuplarının satılmış olmasından ibaret. medya fenerbahçe'yi değil onun etrafında dönen ilgi ve yönetim kadrosu çevresinde şekillenen ticari ilişkileri koruyor. reyting kimden gelirse haklı odur sonuçta fenerbahçe kulübüne mensup spor yorumcuları ve kanal sahiplerinin terörize ettiği bir sektörden bahsediyoruz. kendi iç krizlerini dış odaklara yıkmak hususunda aptal bir topluluğu konsolide edecek çeşitli enstrümana sahip bir kurum ve bu kurumun başında tüm bu enstrümanlara karşı yeterli güce sahip bir başkan olduğu sürece kimin ne yaptığı çok önemli değil. kimden medet umacağız? kanun ve nizam uygulayıcıları kim, bu kimseler kimlerle ticari ilişki içerisinde hepsinin çetelesini tutmak gerek, biz biliyoruz ama yukarıda bahsettiğim gibi medya üzerine yeterince gitmedikçe, ilişkiler ancak dedikodudan ibaret kalacak. tribünlerin birer seçmen alanı, biz ve bizim gibi diğer büyük kulüplerin kitle kontrol silahı olarak görüldüğü bir iklimde ne bu işten ceza çıkar, ne de yaptırım.
bir kez daha gördük, yaşadık bu kulübün tüm cefasını çeken taraftardır. kutlamalar bile taraftarın sırtında yük, saat 10 oldu millet evine dönecek, çoluğuyla çocuğuyla oraya giden var. ne diye insanları dikersiniz oraya anlamam. üstüne saçma sapan insanları getirmişsiniz, birkaçı dışında ne kimse dinler ne kimse bilir. allah kahretsin yapacakları işi, böyle ayıp olmaz.