samsun şöyleymiş, böyleymiş hiç önemi yok. fener'in hakem sayesinde elinden kurtulduğu trabzon'u rize'ye karşı gördük. fener bizim için kıstas unsuru değil ama önde bastığımızda 1-2 kişi bile görevini yapmadığı zaman vasat bir takım bile olsa rakip çok kolay çıkabiliyor ve eksik yakalanıyoruz. aşırı motive olduğumuz tottenham maçından sonra umarım böyle bir vurdumduymazlık havası olmaz yine. allah korusun puan kaybedersek bu yüzden kaybederiz, samsun iyi diye değil.
okan hoca yerine dünya üzerinde isteyebileceğim en fazla 2-3 teknik direktör olabilir. onları da alamayız zaten. güveniyorum hocaya ama şu zaman zaman üzerimize çöken lakayıtlığı da halletmesi gerek. ondan sonrası avrupa kupası zaten.
henüz %100 maç formunu yakalamış değil ama bu dönemde icardi işini çok kolaylaştırıyordu. sayesinde çok fazla geniş alan buluyordu. onun yokluğu gol sayısına direkt etki edecektir. eksilen gol katkısını mecburen orta saha oyuncularımızın yüklenmesi gerek. maalesef icardi'nin kıymetini bilmeyip, sahada dolaşıyor diyenler de "allah allah ne oldu bu osimhen'e?" demek zorunda kalacak sık sık. hazırlıklı olsunlar.
üstelik, osimhen sakatlığa yatkın bir oyuncu ve artık yedeği ile arasında uçurum var. yokluğu çok şeye mal olabilir. bu vakitten sonra pamuklara sarıp sarmalamamız gerek kendisini.
inşallah özel hayatındaki sorunlara takılıp kalmaz da çabucak toparlanır. tam performansını yakalaması imkansız tabii ama bir umut sezon sonuna yetişip hem lig, hem avrupa kupasını kaldırır.
gerçekten artık yaptıkları şımarıklık boyutunu aşan bazı taraftarlara da ne diyeyim bilmiyorum. adam biraz formsuz diye sakatlanıp çıktığında zil takıp oynamadıkları kaldı. yazıklar olsun.
bu akşam osimhen'in neden bu kadar para ettiğini de gördük, yedek oyuncularımızın ne kadar önemli olduğunu da... osimhen'i bir şekilde sponsorla vs alabiliyorsak alalım. bir daha bu kalitede bir oyuncuyu almaya yaklaşırmıyız bilmem. ama varımızı yoğumuzu döküp alacaksak da yapmayalım. bir tek sakat oyuncumuz olduğu zaman sahaya eksik çıkıyoruz resmen. böyle bir kadro mühendisliği olmamalı.
(bkz: 7 kasım 2024 galatasaray tottenham maçı)
maçı şöyle bir gözümde canlandırıyorum da, en iyi ihtimalde dönüp dolaşıp sol bekte patlıyor oyun. jacobs'a çok ihtiyacımız var ama haberlere bakılırsa oynama ihtimali yok. formsuz, yetersiz, riskli demeden jelert'i oraya atmamız gerekiyor artık. barış oynamaya devam ederse o mevkide, hem maçları hem çocuğun kariyerini riske atacağız artık.
bu yasin ikinci devrede iyi toplar kesti. nasıl oyuncu bilmem ama yoklukta gideri var gibi bu maçlık bir durum değilse.
hem lyon'un puan kaybı hem de beşiktaş'ın çok pozisyon vererek kazanması bizim açımızdan iyi oldu. biraz eğlenceden olduk ama olsun.
ayrıca beşiktaş'ın golü, bizim de yiyebileceğimiz türden bir goldü. umarım önlem alırız bu pozisyonlara.
golcülerimiz ortalama günlerinde olsalar 8-9 gol dahi bulabileceğimiz maçta, baskı yemeden 3 gol yedik. 8-9 net gol pozisyonu bulabilmemiz nasıl hocanın başarısı ise, penaltı dışındaki 2 bireysel hatanın golle sonuçlanması da hocaya yazar.
her takımda bireysel hata yapılabilir ama sadece bizim yaptıklarımız %99 golle sonuçlanıyor. orta sahanın önünde bile basit top kaybı yaptığımız an o top kale önüne geliyor her zaman. hiçbir şekilde sigortamız yok. tek sorunumuz bu. laubalilik sadece işin görünen yüzü.
takıma bakıyorum, sonradan girenler dışında kötü diyebileceğim kimse yok. apo'nun yaptığı da, sara'nın yaptığı da kabul edilebilir hatalar. kerem'in yedirdiği goller de böyleydi. kaleye en uzak oyunculardan birisi olan sol açığın kaptırdığı topların yarısı pozisyon olarak dönüyorsa bunun çözülmesi lazım. beşiktaş'tan 5 gol yememizin sebebi de buydu. adamlar totalde 10 dakika bile baskı/bariz üstünlük kurmadan 5 gol attılar. ve o günden beri hücum gücümüz dışında pek bir şey değişmedi.
adaşının paratoneri altında hasar almadan geçirdi haftayı ama insanların aklına "ndombele'yi mi denesek acaba?" diye bir düşünce getiriyorsan bir oturup düşüneceksin dayı. şunun şurasında 6 maç var. şakanın hiç zamanı değil.