karşımızdaki takım juventus’u anadolu’nun bağrından kopup sami yen’e deplasmana gelen konya antep gibi oynamaya mahrum bıraktık. maçın hiçbir dakikasında topa ve oyuna hükmetmeyi denemediler ya da başaramadılar. tek farkları kontraları golle bitirdiler. ilk gol takım zafer sarhoşuyken attılar, ikinci golde de adam topa hagi gibi vurdu cidden.
demekki kadro buraların kadrosu, o zaman yetersiz olan plan oluyor. neredeyse oynadığımız her cl maçında oyuna ortak olabildik en azından city maçı dahil. demek ki yenildiğimiz ya da puan kaybettiğimiz maçlarda ya plan tutmadı ya da anlık konsantrasyon kayıpları nedeniyle kaybettik.

entry’nin bu kadarlık kısmını ilk yarı bittiğinde yazmıştım ama ikinci yarı başladı o sıra ve gönderememişim.

gelelim ikinci yarıya söylenecek hiçbirşey yok mükemmeldi.

ilk yarı sonunda okan hoca, barış ve yunus ağır eleştiriler almış.

ilk yarı da noa lang’ın olduğu kanattan gelmeyi neredeyse hiç denemedik. birazda bu yüzden etkisiz gözüktü.

barış alper ise aylar sonra ilk defa fiziksel gücün ne olduğunu tekrar gösterdi.

yunus’a gelecek olursak bence de kendisinden 10 numara olmaz. çünkü bir kadroda en hızlı ve en doğru kararı vermesi gereken ve verdiği kararı bileklerine, topa hükmederek uygulaması gereken ilk mevki 10 numara pozisyonudur. ama elinden geleni yapıyor, osimhen’le uyumsuzluğu olmasa dün 1-2 asist yapabilirdi. yine de ben okan hoca’nın yunus’la başlamasını anlıyorum çünkü onun kadar pres gücü katabilecek başka bir oyuncu yok. çok hızlı ve istekli pres yapıyor.

şampiyonlar liginde ilk 24’e kaldık ve rakibimiz juventus. renktaşlarım katılır mısınız bilmem ama benim bu maçla ilgili hissiyatım kazanmak ve kaybetmekten çok bir parça gurur bir parça da burukluk hissi var içimde.
gurur duygusuna gelirsek şöyle ki biz 12-13 yıl sonra yine cl de juventus ile eşleşiyoruz ve maçın favorisi yok. rahatlıkla birbirine denk iki takımın maçı. hatta osimhen farkı ile ufakta olsa favoriyiz bile diyebiliriz. 12-13 yıl önce takımımıza yine inanıyorduk ancak favori juventus’du. ancak bu maçta kazanamazsak bu ya hoca’nın planına yazacak ya da futbolcuların günlük performansına.
üzüntü hissine gelecek olursak gerçekten 3-4 senede bu noktaya gelebilen bir galatasaray var ama bir türlü şu organizasyonun gediklisi olamıyoruz ya da bir türlü uzun süreli istikrarlı olamıyoruz. gerçi bu bence coğrafya kaderdirden ibaret, ne zaman başı diksek aşağı çekmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar ama insan yinede üzülüyor.
farklı bir ülke takımı olsak belki real madrid olamazdık ama cl’nin gediklisi ve dünyanın sayılı kulüplerinden biri olabilirdik.

uğurcan, davinson sanchez, rolland sallai, mario lemina, osimhen ve leroy sane’nin direk bu seviyelerde kora kor oynayabildiği, jakobs’un da sırıtmadığı gözüktü. maalesef bu seviyelerde 11 oyuncunun 11’i de aynı seviyede olmazsa ilerleme şansınız yok.
iyi bir 8 numaramız yok, bu seviyeler için uygun bir 10 numaramız yok, sol stoperimiz bu oyun tarzıyla bu seviyede olmuyor bunu çok defa gördük. sol bekimiz sırıtmıyor ama savunma ve hücum dengesi yok.
bu kadro yapısıyla buraların gediklisi city ve modern futbolun kurucu önderi pep guardiola’yı yenmek çok zor bu maç bize bunu gösterdi.

liverpool maçı öncesinde de söylemiştim. futbol hikayeleri sever. bu maçta tıpkı liverpool maçı gibi birçok hikaye barındırıyor.
ne kadar imkansız olsa da donnaruma ile adımız anıldı ve biz uğurcan’ı aldık. kim hikayenin ana kahramanı olacak göreceğiz.
ilkay ve sane eski takımı ve eski hocasına karşı oynuyor. kendilerini mutlaka göstermek isteyecekler ki bu da ayrı bir hikaye.
özellikle sürekli eleştirilen barış ve abdülkerim için net seviye gösterme maçı olacak belki de tüm eleştirileri uzun bir süre sonlandıracak. heleki barış’ın bu sene cl’de dağlara taşlara vurmak yerine topu kaleye sokmayı becerebilirse hikaye değil roman olur.
sallai için de çok benzer bir mücadele, karşısında belki de bu sene karşılaşabileceği en iyi en hızlı kanat oyuncusu doku olacak. sağ bek de yeterli mi değil mi hep birlikte göreceğiz.
ve geldik en büyük kapışmaya. dünyanı neresine giderseniz gidin en iyi forvetler kimlerdir diye sorsanız mutlaka herkesin osimhen’i de sayacağı bir listede en tepe de kimin adı olmalı, ilk kim akla gelmelisin hikayesi yazılacak. baş kahraman da umarım osimhen olacak.
son olarak totemlere inanan bir taraftarım. maçla ilgili belki ortada düşüncelerim vardı ama bir kaç gün önce sanırım ilk entry girildiğinde gördüğüm bir başlık vardı. ‘manchester ibnesi kolla kendini’ işte bu başlığı ilk gördüğümde göğsüme dolan gurur mu diyeyim heyecan mı diyeyim karmakarışık ama çok güzel duygular içerisinde bu maça olan inancım öyle çok arttı ki yeneceğiz ulan s*keceğiz ulan diye haykırasım geldi.
son olarak da bu sene neredeyse kimle oynasak fırsat kollayan kuş kardeşler sizin beklediğiniz skor gene olmayacak, tweetleriniz postlarınız yine içinizde patlayacak.
çünkü biz galatasaray’ız, sizin hayallerinizin bittiği yerde bizim gerçeklerimiz başlar. galatasaray bu gün sonuç ne olursa olsun oynadığı oyunla takdir alacak ve o statdan başı dik ayrılacak.
şimdi hep birlikte inan fetahna leke ferhat mubina.

bu da bonus playlist.

youtu

youtu

youtu

bu gün bu maçı alırsa 120 ve üstüne sene sonu yolları ayırırız muhtemelen.
kötü oynarsa bir sene daha rüya devam eder.
bence osi kötü oynasın ve biz yenelim.

eren ve barış çıkmalı sara ve jakobs girmeli. yunus 10 numarada olmuyor olmuyor olmuyor. okan hoca gör artık.

eren ve barış çıkmalı sara ve jakobs girmeli. yunus 10 numarada olmuyor olmuyor olmuyor. okan hoca gör artık.

eylül 2025’de kendisi ile ilgili girdiğim entry.

bu dar kadronun, forma adaletsizliğin, plansızlığın, programsızlığın, rezalete dönen oyun gücünün ilk sorumlusu kendisidir.

3 şampiyonluk kazandı ve bunları gerçekten ligin çok çok üstünde oyuncu performanslarıyla kazandı.

onun dışında avrupa’da yok, bir tane kazandırdığı oyuncu yok, oyuncu kazandırmayı bırak performansı geriye gitmeyen bir tane oyuncusu yok. derbi maçları artık kazanamıyor, takımın bu sezon bir oyunu bile yok. bireysel yetenekler iş yaparsa yapıyor, yapmazsa topu büyük oranda ayağında tutan ama ne yapacağını bilmeyen bir takım izliyoruz.

kendisine verilen imkanlar terim’e hiçbir zaman verilmedi. bu gün arda turan’a bile kendisine verilen imkanlar verilse daha güçlü bir galatasaray izleriz.

bu gün vazgeçilmez olan lemina’yı bile taraftarın zoruyla alan vizyonsuz, dar bakışlı, kendini geliştiremeyen, ekibini değiştiremeyen biri. galatasaray’a asla yakışmıyor.

(bkz: 10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı)

bana göre bu maçın tek sorumlusu bizzat hocanın kendisidir.

her futbolcunun başlığına ayrı ayrı girip farklı farklı görüşlerlerle eleştirebiliriz ancak daha maç başlamadan olimpiyat stadı ile ilgili oyuncularına negatif enerji salan, takımın daha maç başlamadan konsantresini kaybettiren, taraftar transfer dedikçe 12 kişi ile mi oynayacağız diyen, saçma sapan bek transferi ile milyon euro’lar harcatan ve ne olduğu belli olmayan adamı ısrarla sağ bek olarak isteyip 30 milyon euro verdirten bizzat kendisidir.

doğru plan ve doğru oyuncularla maça çıkmayan, sara’ya futbolu unutturan bizzat kendisidir.
ilkay gibi isim transferlerine meraklı olup verim alamayan bizzat kendisidir.
icardi ısrarından vazgeçmeyen bizzat kendisidir.
final maçında 35 milyon euro verdirttiği kalecisini yedek soyunduran kendisidir.
doğru onbirle çıkmayan doğru müdahaleleri yapamayan bizzat kendisidir.
liste uzar gider ama herşeyden önce takımını inandıramayan bizzat kendisidir.
evet öyle ya da böyle güzel bir derbi performansı izletti 3 sene boyunca ama bu sene bütün derbilerde planı tutmayan ya da yaptığı kötü müdahaleler ile sonucu alamayan bizzat kendisidir.
osimhensiz kazanamayan kazansa bile tat vermeyen bizzat kendisinin oynattığı futboldur.
galatasaray’ın başında olduğu sürece eleştirsemde desteklerim ancak bence ayrılık vaktinin geldiği aşikar.
ligde geriye düştüğümüzde ki böyle giderse çok da muhtemel duruyor o zaman çok koruduğu yönetim ve kankası tarafından da ilk harcanacak kişi kendisidir.
sezonu kaybetmek istemiyorsak yolları ayırıp sezon sonuna kadar terim’e takımı emanet etmek en doğrusu gibi duruyor.
sezon sonunda terimi yönetime ardayı da takımın başına getirip doğru bir yapılanmayla ara vermeden şampiyonluklara devam ederiz.
yoksa birkaç sene duraklama dönemi kapıda gibi duruyor.

galatasaray yönetiminin almak isteyip alamadığı skriniar, , levent mercan, ederson ve almayı tercih etmediği guendoizi fenerbahçe adına maçın en öne çıkan oyuncuları oldu. hepsi de kusursuz oynadı. rakip her transferine sulanırken asensio, talisca, musaba gibi isimleri saymıyorum bile. teneke takıp yolladığımız kerem bile sane’den de barış’tan da iyi oynadı.
rakip kulübeden nene, talisca, oğuz aydın sokarken biz kaan, ahmet kutucu falan soktuk.
ne diyeyim çok yazık oldu.

« / 9 »
Kayıt Ol