futbolu sadece galatasaray ve fenerbahçe maçlarından ibaret görmeyen futbolseverler için, dünden sonra çok da şaşırtmayan bir diğer maç. ilk turda farklı skor çoğu zaman ikinci maça bu şekilde yansır, bazen farklı skor riske girer; bazen de tüm çaba yersiz kalır. efor sarfetmeleri lig için iyi, ötesi bir anlam ifade etmiyor.

beklentinin ve sosyal medyada dillendirilenin aksine normale yakın bir on birle çıkacağımızı düşündüğüm maç. sosyal medya öyle bir şeye yol açtı ki herkes kukuman kuşu gibi birbirini tekrar ediyor ve kendi kendine olmadık beklentilere giriyor. okan hoca’nın ne zaman bu tarz maçlarda dahi on biri komple değiştirdiğini gördünüz?

en iyi antrenman maçtır. düşük tempoda da olsa çıkabilecek en iyi on birle sahada olacağız.

türkiye ligi’nin en iyi savunma oyuncusudur. türkiye ligi’nin fizik ve pozisyon alma kombinasyonunda da en iyi oyuncularından biridir. galatasaray’ın önde baskı oyununun en kilit parçalarından biridir.

(bkz: 4 ekim 2025 galatasaray beşiktaş maçı)

ilgili maçta, rafa silva’nın arkasında düz koşusuna devam ederken rakibin ayağına herhangi bir müdahalesi olmamıştır. teması rafa silva almış, ve akıllıca ayağını ayağına takarak da düşüşü abartmıştır. hiçbir savunma oyuncusundan o pozisyonda koşuyu kesmesini beklemezsiniz; olması gereken uğurcan’ın açıyı daha erken kapatması ve davinson’un koşu yönünü boşalan kaleye doğru çevirmesiydi ama uğurcan kaleyi erken boşaltan bir kaleci değil; uzun süre rakibin kendisine gelmesini bekliyor ve yavaş adımlarla terk ediyor kaleyi. onun da stili bu. tamamen anlaşmazlık ve şanssızlık ürünü olan bu pozisyon için “düşük iq” yorumları yapmak yalnızca komik.

var olsun, canı sağ olsun.

koşu mesafelerini geliştirmesi gereken takım. frankfurt maçı hala akıllarda. bir de mümkünse bir tır sünger sipariş edilmeli ki liverpool maçında da bir aksilik çıkmasın; koşarken antrenmanda oyunculara vurmalıyız o süngerlerle.

fizik olarak yeterince iyi değiliz, sanırım antrenörlerimiz yetersiz.

ilgili entryi yazarken maçın skoruna gözüm çarptı da; oyuncular bireysel antrenmanlarla üzerine düşeni yapmışlar sanırım. süngerleri sene başında temu’dan sipariş ettilerse sezon başına yetişmemiş olabilir hazırlıklar.

(bkz: 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı)

hala, yanlış oynuyordu sonunda doğru oyunu bildi dediğimize geldi diyenler var. gerçekten patolojik!

helal olsun hocam. sen türk futbolunun yetiştirdiği, futbolu en iyi bilen teknik direktörlerden birisin. galatasaray’ı da bizler kadar seviyorsun. allah seni başımızdan eksik etmesin!

(bkz: 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı)

şu olmalı bu olmalıyı bırakıp artık sadece izleyici olduğumuzu ve görevimizin takımı desteklemek olduğunu hatırlasak mı!? ne çok biliyor herkes şu top işini ya! herkes küçük pepçik kesildi başımıza. kendinize teknik direktörleri değil, tribün liderlerini örnek alın.

sonucuyla süper lig tarihinde bugüne kadar başarılamamış olan (hatta buradaki bir çok yazarın sadece anılarını dinlediği 96-2000 jenerasyonu da dahil) 7/7 başlangıç galibiyet serisiyle lige devam ettiğimiz mücadele. avrupa maçları önü ve sonrasında puan kaybetme kredimizi hala kullanmamamız çok iyi oldu. oyun oldukça kötüydü ama liverpool maçına geride 5’li 6’lı durarak çıkmayı planlıyoruz belli ki. ve bunu test etmek istiyoruz 2 maçtır. ancak oldukça başarısız testler verdi takım bu süreçte.

takım alanya maçı gibi oynamayacaktır. sporun ruhundan biraz anlayan insan, aradaki farkı bilir.

(bkz: 26 eylül 2025 alanyaspor galatasaray maçı)

frankfurt maçında da takım gayet iyi mücadele etmiş; ama 10 dakikada 3 gol yiyince dağılmıştır; tıpkı taraftar gibi. zira onlar da insan.

liverpool maçına 5 dakikada 2 gol yiyerek de başlasak -ki yakın zamanda atletico madrid’in başına geldi bu- takımı daha gür desteklemek taraftarın görevidir; yapması gerekendir. oyuncular da her saniyeyi maç 0-0 gibi oynayacaktır. yolumuz, şansımız açık olsun. korkuyorsanız da bu korku sizin içinizde kalsın; kimseye faydası yok zira bunu burada belirtmenin.

telefon değiştirir gibi teknik direktör değişsin isteyenlere rağmen, orta tempoda; ancak güle oynaya olmadan kazandığımız maç. güle oynaya da kazanamayız gibi bu taraftarla bir süre. ne katkıları olduğunu sanıyorlar acaba 6’da 6 yapan bu takıma, yazık.

maçı televizyondan izleyenler dikkat etmiştir; golden sonra 3’lüye döndük ve oyun kuramamaya başladık. çünkü 3-4-2-1 ya da 3-4-1-2 dizilmek durumunda kalıyoruz ve kanatlar çok boş kalıyor. ancak uzun topla hızlı çıkabiliyoruz; ligde de maalesef bu pek iş yapmaz. hoca da akıllıca, avrupa planını öne geçtikten sonra denemeye başladı. 3’lü çıkalım, değişiklik istiyoruz artık diyenler gördü mü bilmiyorum ama, sonucu için golden sonraki bölümü tekrar izleyebilirler.

/ 2 »
Kayıt Ol