öncelikle bi sakin olun. galatasaray denen cevheri 40 yıldır izliyorsam şunu çok iyi diyebilirim ki bu tip cenderelerden çıkmasını en iyi bilen ülkedeki yegane kulüptür. bu winner'lık bu camiaya çok yakışıyor.
kadro konusundaki endişelerinizi anlıyorum ama bizim santraforsuz da beksiz de hatta hocasız da çıkıp aldığımız kritik maçlar hatta şampiyonluklar var. derin kadro kuramama işi bizde kötü bir alışkanlıktır.hatta bazı mevkiiler var ki lanet olsun ki kronikleşiyor. bek ve ileri uç golcü buna çok yatkın pozisyonlar.niye bilmiyorum periyodik olarak birkaç yılda bir aynı hataya düşmeyi seviyoruz ama rahat olun kaosa girmiş bir galatasaray öyle göztepe falan dinlemez. çiğner çalkalar tükürür. süper lig bir anda neye uğradığını şaşırır. bu hatıralar kolay yaratılmadı.
dikkat edin her sene mart nisanda falan yayıncı kuruluş ekmek yesin diye butik heyecanlar yaratılıyor. oralarda dönen siyaseti artık 8 yaşında çocuk bile kavradı.fark 10 puana çıksaydı nereden baksan 10+ milyon seyirci bir anda devreden çıkardı. esnaflar, kafeler, büyük işletmeler, reklamlar, reytingler ve gelecek sezonun ihalesine iştahlanmak gibi bir dünya ticari konu var.
artık ligi erken koparma diye bir şey yok buna alışın. böyle bir ihtimal yaşandığında anında bir penaltı ile bir gol iptali bir ofsayt ile bir kırmızı kartla falan müdahale ederler ayık olun.
en sevdiğim maç beklentinin ve onun yarattığı baskının az olduğu maçtır.
oyuncularımızın kafası rahat, mağlubiyetle dönseler kimse nedenini sorgulamaz e karşı taraf desen onlar da bir şeyleri garantilemenin ve nasılsa kendi evimizde bizden zayıf bir ekiple oynayacağız rehavetindeler derken işte çoğu sürprizler böyle atmosferlerden çıkıyor. olası bir galibiyetin yarattığı etki ingiltere'nin kuzey batısından kadıköy'e kadar sirayet eder
neden olmasın ? yenilmez bükülmez paslanmaz çelikten mi bu adamlar ?
elbette ki kağıt üzerinde kadro anlamında bizden katbekat iyi bir takımla karşılaşıyor olacağız, elbette tecrübe anlamında bizden katbekat üstün takımlar, elbette ev sahibi olmanın avantajı da onların üzerinde ancak dünyada şu anda artık her takım birbirine diş geçirebiliyor çünkü unutulan bir şey varsa o da futbolun kağıt üzerinde esame kadro listesinde oynanmadığıdır.
kaldı ki ülkemizde buna en teşne takım biziz. hali hazırdaki kadromuzda bir şeyler hayal ettirmeye bu denli yakınken aşağıdaki entry tipi en ihtiyacımız olmayan modeldir. ifade özgürlüğüdür kendi beyanıdır bir şey diyemem ama mümkünse bu adam maç falan izlemesin. belli ki playstation'ı açıp fc26'de sürekli real madridi, city'i vs alan 12 yaşındaki insan analizi.
ters ayaklı kanat mottosundan aşırı sıkıldım. sebebi de bu lazoğlan
hoca sürekli "milyon eurolar harcanan takıma bak" gibi bir argümanla eleştiriliyor.
yahu hangi biriniz osimhen ve singo'ya hayır diyebildiniz ? zaten ikisinin toplamı 100 milyonu buluyor. galatasaray'ın harcı mıydı bu rakamlar ? ama ne yaptık hepimiz deli gibi istedik. heyecandan kudurduk şımardık. hadi çıkıp delikanlı gibi entry gösterin. buradaki 100 kişiden en az 80 tanesi osimhen alınsın diye poposunu yırttı. osimhen bambaşka bir hikaye ve doğal oalrak hepimiz bu kadar yaklaşmışken böyle bir dünya starının bizde kalmasını istedi ve bunun da bir bedeli var.
osimhen'e harcanan bu paralar bu seneki kadro planlamasını doğrudan etkiledi. yani demem o ki bu seneki kadro planlamasındaki sorumluluğu hepimiz üstlenmeliyiz. bütçemiz belliyken osimhen baskısı yapıp sonra işler kötüye gidince istifa istifa istifa naraları atmak bana hiç tutarlı gelmiyor.
mauro icardi 100 kilo sahaya çıkınca adamın dibi ama okan buruk en ufak tökezlemede tukaka dimi (!) oh ne güzel dünya bu ya.
yeter be kardeşim silkenin artık. çıkacaksınız bu takımın öz mü öz evladı okan hocamıza sahip çıkacaksınız. bilmeniz ve hissetmeniz gereken şey bu adamın harbi galatasaraylı olduğu. hem galasaraylı hem de başarılı bu adam ... son 50 yılda hem galatasaraylı hem başarılı kaç tane adam sayabilirsin? iki tane sayarsın. konu kilit.
bunu beceremiyor isen "biz yeri geldi 14 sene bekledik" demeyeceksin. bu besteleri abilerine bırak. sen git ısıtıcı altında çekirdek çıtla. galatasaraylılık instagramı açıp dikey video izleyip sıkılınca bırakmak değildir. dopaminden kafayı yemişsiniz. sosyal medyanın kölesi olmuşsunuz. her yazılanı çizileni zoka gibi yutuyor üç günde adam satıyorsunuz.
galibiyet çıkacağını sanmıyorum
yenilirsek asla eleştirebileceğim bir maç değil
beraberlikte ise benden mutlusu yok
olası bir mağlubiyette taraftarın saçma sapan davranışları durumu daha da kötüleştirir. son zamanlarda taraftarımızın sosyal medyadaki tüm zokaları yuttuğunu düşünüyorum.
aşırı sevdiğiniz figürlerin kulübümüz adına emekliliği geldiğinde bunu görmek istemiyorsunuz. aynısını fatih terim'de de yaptınız. bunu görebilenleri çarmıha gerdiniz. halbuki bizim de babamızdı sadece geç otur dinlen baba eskisi gibi değilsin dedik, diye küfür yağdırılan, dışlanan üvey evlat konumuna geriledik. sonra herkes tek tek gördü işte gerçekleri.
benim için hiçbir isim bu kulüpten büyük değil. zaten aşırı abartılmış romantizmi sevmediğim gibi böylesi kurumsal olmayan arabesk davranışlardan da hiç haz etmem. illa arabesk istiyorsanız "ayrılık da sevdaya dahil" der geçerim. bunu göğüsleyebilen adam gelsin yolumuza devam edelim. yoksa liseli aşıklar gibi kaldırıma geçip ağlayacaksınız bizim bu davada işimiz var demektir.
kim ona saygı duymayabilir ? ya da kim isterdi sakatlanmasını ? ben bir oyuncu sahaya girdiğinde takımın 10 kişi görünmesine katlanamıyorum kardeşim. bu işi taraftara bırakırsan adamla aynı yatağa girip sevişmek isteyecekler var aramızda. o yüzden bu işin yönetim nezdinde kurumsal muhattabı ya da sportif seviyede teknik muhattabı kimse o karar versin. 12 yaşında çocuklar mı giriyor bu entry'leri ben anlamıyorum. kulaklarının arkasına ellerini götürüp icardiiiiii diye bağırıp geziyorlar galiba tüm gün.
benim evimde arabamda tüm gün gs marşları çalar. ben bu seslerle gezerim. sadece "galatasaray" ne ahmet ne mehmet ne de kendim. sadece galatasaray ...
bu armanın menfaatine hangisiyse oyum ondan yanadır.
futbol camiasında pr dediğiniz şey sadece isim duyurmak, takipçi kasmak değil. messi'nin galatasaray'da yapacağı pr ileride taliplisi olacağımız transferlerde bile işe yarayabilir.
kendinizden pay biçin; örneğin aynı parayı veren iki farklı firma ile iş görüşmesine gittiğinizde muhtemelen daha itibarlı olanı tercih edersiniz. işte bu gibi yarım boy nüanslarda bile sırf messi'nin o formayı sırtına geçirmiş olması ufak da olsa bir sıcaklık yaratabilir ki buna ihtiyaç duyduğumuz durumlar yaşanıyor. tüm bunların üzerine tabii bir de 6 ay boyunca bu adamı rams park'ta izleme keyfi de işin en kallavi yanı.
eğer bir messi ya da maradona zekasına falan sahip değilseniz önünde sonunda her sporda olduğu gibi futbolda da atletizm bu oyunun %50'sini hatta belki fazlasını tanımlar.
aramızda mauro'ya saygı duymayan yoktur ama söz konusu bir spor ve mücadele ise romantizm ve arabeske yer vermemekte hepimiz adına fayda var. şu anda mauro'nun öfkelenmesi ve duygusal story'ler atması aşırı normal bir davranış çünkü o etten kemikten bir birey ve düşüşü kabullenmek istemeyecektir. burada gs'nin kurumsal ve teknik bir reaksiyon göstermesi şarttır. hak ettiği saygı her ne ise iadesi yapılarak, pamuklara sarılarak yollar ayrılmalıdır. mauro şu anda idealleri yüksek olan galatasaray'a hizmet edebilecek durumda değil. son yaşadığı sakatlıktan sonra bunu artık 9 yaşında çocuk da görüyor. dolayısıyla sürünceme yaşamadan kabak tadı vermeden bu iş noktalanmalı ve hafızalarda bu ilişki hep güzel hatırlanmalıdır. şu analizi yaparken bile zorlanıyorum çünkü o kadar çok özledim ki onun o süper formda hallerini. bize resmen rüya gibi birkaç sene yaşattı.
yaşattığın her şey için teşekkürler doğuştan yetenekli yakışıklı adam. iyi ki seni tanıdık ve iyi ki göğsüne o formayı geçirdin. allah yolunu açık etsin.
ilk yarının golsüz bittiğini görüyorum; sonra ikinci yarıya konya şok bir golle başlıyor. bütün stat buz kesiliyor bir anda derin bir sessizlik bürüyor kadıköyü. işte tam bu noktada göklerden mi dersin kuzeyde riva'dan mı dersin tiyatro tuşuna basılıyor; fenerime hemen saçma sapan bir penaltı uyduruluyor ve derhal skora ortak ettiriliyor. bunun akabinde anadolu irfanı güzide kulübümüz agresifleşiyor maçın sertlik düzeyi oldukça artıyor ve bilin bakalım ne oluyor ? evet bildiniz bingo!! fenerimin hiçbir tekmesi, hiçbir küfrü, hiçbir çük karıştırması vs cezalandırılmıyor. bunu gören taraftar ve takım iyice gaza geliyor ama gaza gelse ne olur, sanki bir şey mi üretecekler? ama durun durun hemen o noktada üretime hatırı sayılır bir katkı geliyor, şaaaaak red card to konyaspor...
rakibi 10 kişi kalan fenerimin laptop hocası aslan kesiliyor hoop bir iki tane satranç(!) hamlesi ile önce ikinci golü ardından üçüncü golü buluyor ve maçı koparıyor çünkü muazzam zekaya sahip bir hoca(!) müthiş bir taktisyen(!)
esas kaldıramadığım esas midemi bulandıran detayı es geçemeyeceğim; o çağdaş atan denen oscarlık aktörün sinirlenmeleri, kaş çatmaları, hakeme itirazları, sanki 100 yıldır fenere karşı sabunu yere düşüp eğilmiyormuş gibi rollenmeleri vs off of of direkt kapat ya kapat televizyonu hemen youtube'a geç bir iki komikli video izle, iki sigara yak kahveni koy sakinleş.
bu maçtan yukarıda yazdıklarımın ötesini de bekleme. kal sağlıcakla