sokaktan geçen sıradan bi' insanı çevirip frankfurt'un oynadığı son 2 maçı izletip ne diyorsun desek bu adam der ki, sakın ha geride topu eveleyip gevelemeyin, kendi yarı alanında paslaşmayı minimuma indirin. mümkün olduğunca ileri uzun vurun derdi. buradan şu çıkar, okan buruk ya hiç frankfurt'u hiç izlememiş ya da izleyip hiçbir şey anlamamış. bi' takım rakibinin işini bu kadar kolaylaştırı mı? bu düzeyde ben böyle bi' şeye çok şahit olmuyorum. rakip özelinde neleri yapmamamız gerekiyorsa hepsini yaptık neredeyse.
(bkz: 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı)
frankfurt'un hücumdaki ana planı rakibi, yaptığı ön alan presiyle hataya zorlayıp defans tam yerleşmiş değilken gafil avlayıp gol atmak. ilk 2 lig maçı bunu rahatlıkla uygulayabilecekleri nispeten zayıf takımlar karşısında 6 puan aldılar. ama leverkusen hem bu tuzağa düşmedi hem de daha kaliteli bi' takım olduğundan daha iyi hücum yaptı ve maçın ortalarına doğru 10 kişi kalmalarına rağmen maçı kazandı. gerçi akan oyundan hiç gol atamadılar attıkları 3 gol de duran toptan geldi leverkusen'in.
ben bu maç için herhangi bi' öngörüde bulunamıyorum çünkü okan buruk'un tercih edeceği oyun tarzı direkt olarak skora yansıyacak. eğer adamların ekmeklerine yağ sürecek bi' oyunla çıkarsak rahatlıkla 3-4 gol yeriz gibi duruyor. ancak ön alan preslerini boşa çıkaracak bi' planlama frankfurt'un işini çok zorlaştırır ama bu paslaşarak çıkmak kesinlikle değil eğer paslaşarak çıkmaya çalışırsak hezimet yaşayabiliriz.
eğer hem osimhen hem de barış ilk 11 çıkarsa, defansı fazla bozmadan uzun topla çıkmak ana planımız olursa ve saçma sapan bireysel hatalar gelmezse puan ya da puanlar alırız.
frankfurt'un son lig maçını 90 dakika izledim. bence en önemli özelliği genç oyunculardan kurulu olması. başarı isteyen, arzulayan çok oyuncu var. benim izlediğim maçta kanatlarda ters ayaklı oyuncular oynattılar. bahoya sol kanat, doan ise sağ kanatta yer almıştı. her ikisi de iyi oyuncular. adını telaffuz edemediğim santraforlarının yanına genelde 2. oyuncu olarak gelen bahoya'ydı. doan ise çok güçlü ve atik bi' oyuncu inanılmaz ikili mücadele kazanıyor. belki burada bu maçlık eren-jakobs ikilisi tercih edilebilir. can uzun ise hücumları organize eden oyuncu konumunda. her tehlikeli akında mutlaka ayağına top değiyor. kaliteli işlere imza atıyor. dikkat edilmesi gereken bi' oyuncu.
frankfurt rakibe çıkış izni vermeden hemen topu kapmaya ve dengesiz yakaladıkları defans hattına sızarak gol arıyor genelde. burada bizim ayağa paslarla oyun kurmamız bizim için pek de iyi olmayacaktır. bu bizim pek de başarılı olduğumuz bi' konu değil. frankfurt bu oyun stiline sahip hemen her takım gibi defansı ister istemez biraz boşlayarak oynuyor. o baskıyı bi' şekilde kırdığınız takdirde arkası geniş alan. ayağa paslarla çıkmak yerine osimhen ve oynarsa barış'ın koşularının frankfurt'a çok sorun çıkaracağını düşünüyorum.
uzun lafın kısası frankurt a sınıfı bi' takım kesinlikle değil. çok genç oyunculardan kurulu ve tecrübesi zayıf bi' ekip. bu durum işler istedikleri gibi giderse bizim aleyhimize işler istedikleri gitmezse lehimize olabilecek bi' durum. izlediğim maçta bremen ile oynamışlardı. bremen sakatlık ve ceza yüzünden as birçok oyuncusunu bu maça çıkaramadı ve sonunda fazla da direnemeden maçı farklı kaybettiler. bizim tek tek oyuncu kalitesi olarak bremen'den daha iyi olduğunu söyleyebilirim ancak maçın sonucunu bence doğru bi' taktik anlayışla maça çıkıp çıkmayacağımız ve o günlük şans etkili olacaktır.
x
bu anlaşma bence çok kötü. çünkü görünüşe göre udinese 2,5 milyon e ödeyecek. bu da adamın maaşına denk geliyor. geçen jelert transferinde oyuncunun ücreti southampton tarafından karşılanacak diyordu. bu ve diğer benzer açıklamalardan benim çıkardığım oyuncunun ücreti bahsi geçmiyorsa bunu biz ödüyoruz demektir. bir de udinese uzun zamandan beri görüşülüyor ne konuşuluyor orada anlamadım. adamlar en başta siz her şeyini ödeyin biz de kullanalım filan dediler herhalde.
galatasaray'a hoş gelmiş oyuncu. ayrıca adamın görünüşü, özellikle de yüzü oldukça genç duruyor. bence yaşı kimlik yaşı ile aynı. yukarıdaki foto ile pek alakası yok.
idmana çıkmama olayını aklım almıyor. bu kadar kolay mı yahu bu işler? galatasaray'dan maaş alan adamsın. 2-3 gün sonra maç var, adam kafasına göre idmana çıkmıyor. ne o? transfer ihtimali varmış. herkes bir biriyle anlaşır, basar gidersin nereye gidiyorsan. açıkçası barış'ı böyle bilmezdim. demek ki insanların gerçek yüzü böyle zamanlarda ortaya çıkıyormuş. bu idmana çıkmama olayı mide bulandırıcı.
geldiği günden beri hep olumsuz bakılan oyuncu. taraftarı, yorumcusu imza attığı andan beri adamı değersizleştirmek için elinden geleni yaptı. sahada kaldığı sınırlı süre boyunca adeta hata yapsa da sövsek tadında yaklaşıldı. hiç şans tanınmadı, rahat oynayamadı adam. bunun en büyük nedeni de erden timur'un yerine geldiği düşünülen ibrahim hatipoğlu'nun bu transferi kendi başına yaptığının sanılması. bence verilen ücret de aşırı fazla değildi bonservis olarak. belki 1-1.5 milyon e daha alta alınabilirdi ama o da devre arası transferlerinin biraz daha pahalıya gelmesiyle alakalıydı.
denildiği kadar çöp olsa epey zarar edilerek elden çıkarılırdı ki çıkan haberlere göre durum böyle değil. taraftarların çoğunda şimdilerde bitik ama diyelim ki 5 sene önce popüler olan isimli futbolcu hayranlığı var. yeter ki ismi uluslar arası basında biraz yankılanmış olsun. bunun en büyük örneği de zaniolo. adam biraz kendine geldiğini düşündüğü anda takımdan hemen kaçtı 2 sene boyunca. fotoğları sildi. şampiyonluğu yalandan da olsa kutlamadı. ama baktı ki artık işler onun beklediği gibi gitmiyor hemen burada kalmanın yollarını yapmaya başladı. şimdi sorsanız taraftara büyük çoğunluk takımda kalsın der. sadece italyan ve zamanında isim yapmış bi' oyuncu olduğu için.
eren'in bu maç için hemen tek olumlu hareketi yok. ya faul yaparak rakibini durduruyor ya da çok dar alanlarda bile bi' şekilde çalım yiyor. özellikle şampiyonlar ligi için eren'e güvenmemek lazım.
dar ve orta gelirli taraftarlar yine ellerinden geleni yapmış görünüyor. satılmayan biletler ise üst ve çok üst gelir grubuna yönelik biletler. bunlar çok az satılmış. esas sorun burada. bu kesim genelde lafa gelince mangalda kül bırakmaz hatta söz verip sözünde durmayanları da, kıvıranları da mevcut ancak iş fiiliyata geldin mi bunları ortada bulamazsın aynı bu gece oynanacak bu maç gibi. kendin gelemiyorsan al 1-2 bilet eşini dostuna ver onlar gitsin.
büyük ihtimal paraları denkleştirmeye çalışıyoruz. sermaye artışından, florya ihalesinden gelen ya da eli kulağında gelecek olan paralarla önce bankalar birliğinden çıkılacak sonra, -bence- son hali ile hazırlanmış olan banka teminatı imzalanaıp işlerlik kazanacak ve kasadadaki nakitin 40 milyon e'suyla napoli'ye peşinat ödenecek. can sıkıcı hala bekliyor olmak ama durum böyle gözüküyor.