(bkz: mert nerede ulan!) * *
bu gereksiz * için barış alper yılmaz kırmızı yedi, eminim küfretmiştir.
kaan ayhan mario lemina'nın yaptığı hareketli baskıyı yapabilecek bir adam değil. iyi kötü sağ bekte işliyordu, philipp lahm ekolünden przemyslaw frankowski orta alanda denenebilirdi.
çok geç olmadan yunus akgün yerine rolland sallai girmeli ki en azından orada baskıyı güçlendirelim.
şanssızlık, laubalilik, beceriksizlik yüzünden 5 farklık yarı tek farkla bitti; bravo cidden.
gayet iyi oynuyoruz, rakip de kötü olunca daha bir iyi gözüktük. rakipteki 3-5-2 de işlemiyormuş, sadece sorun bizim 3-5-2'de değilmiş. bekleri çok topla buluşamadı; defanstan çıkarken istasyon olamadılar. defansta da gözükmediler, ofansta da. garip şekilde 9 kişi gibi oynuyorlar. ilerideki baskımız da bu sayede sonuç veriyor. o baskıyı aşıp hücuma da top getiremediklerinden bir atraksiyonları da yok. ya top çıkarırken top kaybettiler ya da uzun oynayıp orta sahayı hiçe sayıp pozisyon bulmaya çalıştılar. saçma sapan bir oyunları var yani.
biz hem pasla çıkabildik hem uzun toplarda çok tehlike yarattık. barış alper yılmaz çok beceriksiz diyoruz ama inanılmaz yıprattı rakibi, çok hareketli. victor osimhen'e zaten söyleyecek söz yok. pas oyununda da hücum dörtlüsü hareketli olduğundan iyi pas atacak / alacak adam bulabiliyoruz ve bu konuda da rakibi zorladık. kötü bir şeyden bahsedemem bizim adımıza biraz da rakibin ekstra kötü olması nedeniyle tabii. sadece anlamsız bir laubalilik oluştu *, o iyi değil.
hayatımda gördüğüm en net penaltı olabilir. yakın mesafe denebilir ama el net açık ve engellemek için açılmış zaten. kapatma falan derdi yok.
daha önce de yazdığım gibi; takım kazanmak istiyor. takım kazanmak / oynamak isteyince de bu kalitedeki bir takımı durduramazsınız zaten. ek olarak emre belözoğlu'nun kötü teknik direktörlüğü ile de şahlanan bir oyunumuz var. bu adam ne zaman vazgeçecek bu teknik direktörlük sevdasından bilmiyorum; hiçbir zaman olmadı ve belli ki olmayacak.
çok rahat bir maç çıkarıyoruz, artık umarım bu maçta biraz rotasyon yapılır. yunus akgün zaten hafif sakattı sanırım ki iyi de maç çıkarmıyor. o çıksın bari de gençlerden ya da az süre bulanlardan biri oynasın.
bugün en büyük artımız; takım kazanmak istiyor. pas almak için boşa çıkıyorlar, hareketliler vs. vs. normalde kaç haftadır görmediğimiz şeyler.
mario lemina'yı okan buruk hiç istemedi, muhtemelen oyununa da uymayacağını düşündü ki hakikaten kafasındaki oyun sistemine uymuyor aslında. lemina çok geriye geliyor sanki bir üçüncü stopermiş gibi takılıyor bu da defansın öne çıkmasını engelleyip takım boyunu uzatıyor. kompakt bir oyunumuz olamadı, çok geniş alanda oynuyoruz topu; bir arada olamıyoruz.
bunun çözümü lemina'yı kesmek midir, hayır. lemina genel oyuncu kalitesi itibariyle ilk 11'i hak ediyor ama okan hoca öyle düşünmüyor demek ki; oyununda ısrar edecek herhalde. gene bir 3-5-2 denemesi göreceğiz sanırım. bana göre lemina ile de 3-5-2 denenebilirdi mesela. lemina stoper gibi konumlandırılırdı, önceki takımında da o şekilde oynamışlığı var. ama tercih etmedi garip şekilde.
lemina, davinson sanchez ve eren elmalı üçlüsü çok güzel bir üçlü olabilirdi; türkiye için hayli hayli yeter. hem hızlılar, hem güçlüler, hem çabuklar vs. iki kanat bek de bayağı hücumcu oyuncular, biri aslında kanat zaten * bayağı ofansif bir oyun olurdu ve tempolu oyunculardan kurulu olurdu.
gerçi son haftalarda lemina da kötü çünkü herhangi bir oyuncunun kötü olmaması imkansız gibi bir şey; takım olarak top oynamıyoruz. bireysel performans olarak kimseyi kötüleyecek değilim bu durumda ama okan hoca bir şekilde kesmiş olabilir.
ben asıl dries mertens yokken hücumda bize kim akıl katacak derdindeyim. mertens geldiğinden beri oynamadığı her maç iq müz ciddi oranda düşüyor. adam ölü durumda kabul ama onsuz da olmuyor. umarım yunus akgün iyi bir maç çıkarır.