rehavet yok diye diye boku çıkan maç.
basar geçeriz.
bir gemi düşünün. kaptanı, her fırtınada pusulayı değil megafonu eline alıyor. mürettebatı su alırken “biz aslında en büyük gemiyiz” diye bağırıyor. kaptan, denize küfür ediyor.
fırtına geçiyor ama gemi yine aynı yerde.
bu böyle 7 yıldır devam ediyor.
(bkz: nice 7 yıllara başkanım)
fenerbahçe'nin bu maçı kaybetmesi mümkün değil.
yani öyle bir evrende yaşamıyoruz biz.
gezegenin yörüngesinden sapması, yerçekiminin tersine çalışması falan lazım.
böyle bir şey olmayacak.
bir kere şunu kabul edelim:
şampiyonluk yarışında böyle kritik bir haftada, fenerbahçe gibi sistem takımı puan mı kaybeder?
hiç sanmam.
beşiktaş desen... zaten moralsiz.
kaç sakatı var, teknik direktör değişmiş, içleri geçmiş.
bugün çıkarlar, 60'tan sonra zaten çözülürler.
ilk golde bir sessizlik olur, ikinci golde zaten maç biter.
en fazla bir 2-1 falan yapar gibi olurlar ama o da fenerbahçe’nin işine gelir.
yani gerilmezler, tam tersi gaz olurlar.
düşünsene ya, bu saatten sonra fener içeride beşiktaş’a puan mı verecek?
bir de galatasaray’a çalışacaklar öyle mi?
hayal kurmayalım arkadaşlar.
gerçekçi olalım, hayal kırıklığı yaşamayalım.
bu maçta fener bırakın puan kaybetmeyi, belki de sezonun en rahat maçını oynayacak.
osayi bindirir, szymanski koşar, dzeko’nun kafasına yazarlar.
bir anda 3-0 ekran...
klasik fenerbahçe iç saha dominasyonu.
hani bir umut diyen varsa, o umudu da bıraksın.
çünkü bu maç fener kaybetmez.
kesinlikle.
imkansız.
aklımın ucundan bile geçmiyor.
(bkz: ulan ne olur kaybedin be)
(bkz: totem entry)
(bkz: içimden bir ses beşiktaş diyor ama mantığım tokatlıyor)
(bkz: futbolda her şey olur ama bu asla olmaz)
(bkz: teşekkürler şimdiden beşiktaş jk)
parlamaz ama parlar gibi oynar. skora bakmaz, rakibe bakar. topu kimin kaptığı değil, neden kaptırıldığı ilgilendirir onu.
her pozisyonun bir anlamı varsa, onunki hep “denge”dir.
maçı izlerken fark etmezsin ama analizde her karede çıkar karşına.
çok gol atmaz, çok asist yapmaz, ama onun olduğu her 90 dakika, takım bir adım daha güvende hisseder.
çünkü torreira sahadaysa, orta saha başıboş değildir.
ve sen onu konuşmazsın, çünkü “sadece futbol izleyen” biriysen farkına bile varmazsın.
ama oyunu hisseden biriysen, onun yüzünden gülümseyerek kapatırsın televizyonu. stattan mutlu ayrılırsın.
işte o yüzden, torreira varken skor tabelasına değil, ısı haritasına bakılır.
çünkü bazen galibiyet, sadece istatistik değil, huzurdur. sahadaki sendir.
götünde donun(orta saha) yokken alınan pahalı pantolon tadında forvet.