ali koç'tan bıkmış kongrenin seçtiği aday. koç'tan kötüsü mümkün mü göreceğiz fakat masaya koç'un seçildiği dönemlerden dahi daha çok sıkıntıyla geliyor. bakalım tutumu nasıl olacak. hayali senaryolarla kitle gütmeye devam mı edecek, şapka düştü kel göründü deyip hakikaten sportif faaliyetlere mi odaklanacak?

yine eylül ayı, yine aynı başlık, yine aynı bayağı yorumlar. roma bir günde inşa olmadı ama bir günde yandı. bin yılda inşa olan imparatorluklar bir depremle yıkıldı. hayatın kuralı bu, en kötü gün bugünse bugün de arkasındayız. hatasını söyleyeceğiz, dimdik de aslan gibi arkasında duracağız. avrupa'dan en baba hocayı getirip aynı bütçeyi vermek isteyen federasyon destekli fenerbahçe'yi sabahtan akşama kadar masaya yatırabilir. biz kendi efsanemizin arkasında duracağız.

karaktersiz, hain, üç kuruşluk adam. hakan'la dost ol irfan'la arkadaş, sat başka şeyler de kerem yavaş yavaş.

arabistan'dan gelen teklifin reddedilmesine takılmış ise kesinlikle haksız denilemeyecek olan futbolcu.

alt liglerden gelmiş, süper lig'de yaşanabilecek her şeyi yaşamış, avrupa kokusunu da almış muadili zor bulunacak bir oyuncu barış. bu süreçte kendisi çok çalıştı ve çalıştığı şeylerin karşılığını sahada aldı. fakat alt liglerden gelen, anadolunun bağrından kopmuş bir türk gencinin de yıllık 10 milyon euro gibi bir teklife kafasının karışmasını abes bulmak bence asıl abes olan şey. 25 yaşında ayrılsa, 2 senede 20 milyon euro'yu cebine koysa, daha sonra hiç mi avrupa yapamayacak bu çocuk? kendine bakan adam 2 değil 20 sene arabistan'da oynasın gerilemez, barış da kendinden en emin futbolcuların başındadır bu konuda. ayrıca 25-26 yaşlarından sonra devasa bir sıçrama ihtimali de azalıyor, sene sonunda 26 yaşında olacak bir oyuncunun galatasaray'dan bayern - madrid gibi bir sıçrama yapma ihtimali de olmadığına göre para kazanıp gelişimini ödüllendirmek istemesinden doğal ne var?

yolun sonu ayrılık da olsa devam da etse barış alper'in serüvenini takip etmek çok keyifliydi bugüne kadar. bugünden sonra da her nerede olursa olsun takip edip desteklemeye devam edeceğim şahsen ben. on numara karakter, on numara sporcu, hem zeki hem çevik hem de ahlaklı. yolu bahtı açık olsun, her şey gönlünce olsun.

championship'ten süper lig'e, norwich city'den galatasaray'a, ingiltere'den türkiye'ye geçişlerin zorluğunu güzel şekilde atlatarak şampiyonlukta önemli rol kapan orta sahamız. kendisi önemli bir sporcu ki bu değişimlerden çok etkilenmedi, verilen bonservis altında ezilmedi, kırılma anlarında hep önemli işler yaptı. yürüyedursun.

iki takımın da negatif sonucun etkisinden korktuğu ve futbol namına olumlu en ufak şeyin var olmadığı bir iklimde oynanan maç.

maça dair konuşulacak hiçbir şey yok. fenerbahçe dakikalar geçtikçe biraz daha baskı kurup belki sürpriz bir gol çıkartmak istedi o kadar. gol yediğimizde daha çok şey kaybedecek taraf bizdik, işin matematiği çok basit. berabere bitti ve puan farkı pratik olarak 7'te çıktı. yenildiğimiz senaryoda hem rüzgarı hem de farkı ciddi anlamda kaybedecektik. kalan 12 maçın 3'ünde berabere kalsak ve fenerbahçe tüm maçlarını kazansa dahi şampiyon yine biz olacağız, bunun bilincinde oynamak da oldukça mantıklıydı. ayrıca gereksiz tartışmaların, kaosların içine kendimizi itmediğimiz; sakin bir maç oynanması da oldukça olumlu. fenerbahçe kendi kendini yine bir çıkmaza itti, burada da görevimizi iyi yaptığımızı düşünüyorum.

buradan sonra ipler yine bizim elimizde. 4 maçta puan kaybetmediğimiz anda şampiyonuz. ki bana kalırsa birkaç hafta kazanmayı sürdürürsek fenerbahçe de kırılacaktır. sahada iki takım vardı, birisi birlikte olmaktan ve bulunduğu konumdan mutlu, gururlu insanlardan kuruluydu. diğer takım ise ruh hali, yüz ifadesi, oynayış biçimi olarak hem korkak hem de olabildiğine cesur davranmak zorunda olan zaruriyetten hareket eden bir insan grubu gibiydi. sezon sonunda bu maç belki hiç hatırlanmayacak fakat yenilmemenin yenmek kadar önemli olduğu bir virajdan hasarsız çıkmak oldukça olumlu oldu.

yabancı hakem konusuna da ayrı parantez açmakta fayda var. slavko vincic'in yönettiği derbide top oyunda 41 dakika kaldı, seyir zevki sıfıra yakındı, lüzumsuz denebilecek pek çok kararla oyun yine sık durdu. hakem uzatmalarda dahi başıma iş açmayayım diye lehimize de olsa maçı erkenden bitirip derdi kafasından savma amaçlı hareket etti. demek ki neymiş, sorunun çözümü yabancı hakemi gökten getirmekte değil; zihniyeti ve ortamı değiştirmekteymiş. birkaç ay önce şampiyonlar ligi finali yöneten hakem dahi başıma iş açmayayım zihniyetinde cüneyt çakır şekli maç yönetiyorsa şapkayı herkesin önüne koymasının zamanı gelmiş demektir. plan tutmadı, tutmayacaktı da zaten.

sonuna kadar savunacağımız, arkasında duracağımız, içerden ve dışardan gelen saldırılara karşı göğüs gereceğimiz efsane hocamızdır.

benim düsturum belli. galatasaray'a dünya üzerinde okan buruk'tan daha faydalı olacak veya daha büyük hizmetlerde bulunacak ikinci bir teknik direktör yok. bunu düşünmemin sebebi ise okan buruk'tan tamamen bağımsız. birlikte yaşadık, hep beraber gördük. çok daha sakin, çok daha dingin, çok daha huzurlu futbol ortamlarında ne kariyerli yabancılar; ne efsane türkler bir sezonu çıkartamadılar. ne kadrolar, ne bütçeler kimlerin elinde çöp oldu. okan buruk; hem fenerbahçe'nin amansız ve kesintisiz çirkinliklerine karşı camianın sembol ismi olurken hem de firesiz şekilde yerel dominasyonu sürdürüyor. bu, eşine benzerine pek rastlanmayan bir durum.

96-2000 dönemiyle pek kıyaslandığı için açıkça yazayım:

96-97 sezonu - 22-23 sezonu (iki takım da avrupada mücadele etmemiş)
97-98 sezonu - 23-24 sezonu (iki takım da ön elemeden şampiyonlar ligine katılmış, nispeten kura şansı olan 97-98 takımı 23-24 takımından daha az puanla sonuncu olarak şampiyonlar ligine veda etmiş)
98-99 sezonu - 24-25 sezonu (iki takım da yerel liginde fırtına gibi eserken avrupa'ya erken şekilde veda etmiş)

günümüzdeki çılgınlığı en doğru tanımlayan sözlerden biri 96-2000'de sosyal medya olsa galatasaray uefa kupasını hayalinde bile göremezdi sözü. bugün inanılmaz çirkin, seviyesiz bir ortamda; topyekün üzerine gelen saldırılara karşı aslanlar gibi mücadele eden hocamızla gurur duyuyorum. avrupa başarısı da yerel lig başarısıyla paralel şekilde gelecekse kendisinden başka kimseyle gelmeyecek buna adım gibi eminim. büyük bütçe verildi lafı da saçmalıktan başka bir şey değil, iki takımlı ligde tek rakibin devre arası 200 milyon euro sıkarken biz 50 milyon euroluk takımdan mı şampiyonluk bekleyelim?

galatasaray teknik direktörlüğü koltuğunu uzun zamandır en hakkaniyetli ve en gurur veren şekilde doldurduğu için okan buruk'a sonsuz kez teşekkürü ben kendime borç biliyorum. iğrençliklerden medet uman rakibi sezon sonu maymun gibi zıplatacağı günü iple çekiyorum. başarıların daim olsun hocam, kendi oluşturduğun saçma başarı standartından ödün verdiğin anda ilk sana vuranlara karşı biz hep arkandayız.

ismail jakobs'tan herhangi bir eksiği olmayan milli sol bek. istikrarsız, sakat ve yabancı olan yerine yerli, istikrarlı ve sakatlık sorunu olmayan; hem de daha genç olanı her türlü tercih ederim. geldiyse hayırlı olsun, oldukça faydalı bir ekleme olacaktır. hangi yerli oyuncuyu üç otuz paraya alabiliyoruz da buna maliyet hesabına gireceğiz. inşallah fayda sağlar.

hakem katliamı, hatta soykırımı yaşanan maç. inanılmaz sahada yaşananlar. bu kadar rahat olma hakem kardeş, bu kadar rahat olma.

rakibin değil kendimizin bize ters gelmemesi halinde kazanabileceğimiz avrupa deplasmanı.

galatasaray son 12 aylık dönemde avrupa'da tottenham'ı, manchester united'ı, ligde her devre 100 milyon euro sıkan fenerbahçe'yi ezici oyunlarla yendi, bayern münih'e karşı mükemmel bir futbol oynayıp deplasmanda galibiyeti santim ofsaytla kaçırdı, ligin iyi takımlarının hepsine karşı başarılı skorlarla sahadan ayrıldı. rigas, kiev, prag maçları bu maç için kıstas teşkil etmiyor. bizim takımımızın ve oyuncu grubumuzun en büyük problemi saha içindeki odak problemi.

taktik anlamında veya oyuncu grubunun yeteneği anlamında okan buruk'un da ısrarla üstüne bastığı gibi avrupa ligi'nde kafaya oynayan takımlardan öyle aman aman geri kalır yanımız yok. belki bizden daha derin kadrolar veya daha geniş imkanları olan kulüpler olabilir ama bunun böyle olduğunu gösteren azımsanmayacak sayıda maç oynadık. galatasaray futbol takımının oyuncularının en büyük dezavantajı çoğunun sezon boyunca dinlenecek fırsat bulamaması. fiziken diri olduğumuzda ve ideal onbirimizle sahada olduğumuzda her takımla aşık atabilecek seviyedeyiz ve bu 2 sezon evvel küme düşmemek için son haftalara kadar mücadele veren camiamız için müthiş sevindirici bir şey. bazı olayları ve gündemleri anlık tepkilerle yorumlamaktan kaçınmak gerekli.

galatasaray takımı bugün sahada basit hatalardan kaçınabilir ve fiziken maçı diri şekilde götürebilir ise ajax takımına karşı deplasmanda dahi favoridir. onların oyununun antitezi ile okan buruk 2 senedir müthiş başarılı bir periyot çizdi. farioli takıntılı bir adam. çalıştırdığı takım alanya da olsa, ajax da olsa altıpastan başlamak üzere ayağa paslarla oynamaktan bir an vazgeçtiğine şahit olamazsınız. türkiye'de çalışırken bu inadı yüzünden çok fazla maçta alabileceği sonuçları alamadı fakat yıllar geçtikçe çalıştığı takımların imkanı istediği oyuna daha yatkın oyuncu grubunu kendisine sunmaya başladı ve türkiye'den sonra hocalık anlamında başarılı bir periyot çıkarttığını söylemek mümkün.

kaçan gollerden editler izlemeyeceğimiz, futbol şansının bir gün olsun yanımızda olacağı, basit hatalardan; yarım pozisyonlardan gol yiyip boynumuz bükük sahadan ayrılmayacağımız, kalitemize ve oyunumuza yakışır sonucu alarak kendimizi ilk 8'e atacağımız bir maç olsun. ben takıma ve en başta okan hoca'ya sonsuz inancımı her koşulda koruyorum. ola ki kazanamazsak da ilk kez avrupa'da boynumuz bükülmeyecek fakat mevcut grubun her yenilgide büyüyeceğine inanarak resme bakmaya devam edeceğim kendi adıma. vurduğunuz gol olsun aslanlar. gururdan uyuyamayacağımız bir gece daha yaşayalım inşallah.

« / 5 »
Kayıt Ol