canımız istese plaka yazacağımız maç.
berbat zemin, soğuk hava, eksikler ve yorgunluğun tam olarak atlatılamaması derken ligdeki en önemli iki rakibimizden birine karşı son derece rahat bir galibiyetle sahadan ayrılmak önemli bir göz dağıydı. kaçan goller, rahatlıkla harcanan şok hücumlar, vitesi düşürmüş bir takıma rağmen çok ufak bir talih faktörü olsa 6-1 bitmiş bir skoru görmek işten değildi. trabzonspor eksiğim çok dese de aynı eksikler bizde nicelik olarak da var, nitelik olarak da daha fazla var. canımız istediği her an trabzonspor kalesine gidebilecek gibiydik. bunun yanı sıra en güzel şey sakatlıksız, fazla yorulmadan, bir gün önceden kendimizi sezon ortasına hapsedilen garabet formatlı süper kupada finale atmak oldu. sonu da kupa olsun inşallah.
canımız istese plaka yazacağımız maç.
berbat zemin, soğuk hava, eksikler ve yorgunluğun tam olarak atlatılamaması derken ligdeki en önemli iki rakibimizden birine karşı son derece rahat bir galibiyetle sahadan ayrılmak önemli bir göz dağıydı. kaçan goller, rahatlıkla harcanan şok hücumlar, vitesi düşürmüş bir takıma rağmen çok ufak bir talih faktörü olsa 6-1 bitmiş bir skoru görmek işten değildi. trabzonspor eksiğim çok dese de aynı eksikler bizde nicelik olarak da var, nitelik olarak da daha fazla var. canımız istediği her an trabzonspor kalesine gidebilecek gibiydik. bunun yanı sıra en güzel şey sakatlıksız, fazla yorulmadan, bir gün önceden kendimizi sezon ortasına hapsedilen garabet formatlı süper kupada finale atmak oldu. sonu da kupa olsun inşallah.
bugüne kadar kendisine hep bir çizgi mesafe çekmeye çalışan, artısını eksisiyle beraber görmeyi deneyen bir galatasaraylı olarak diyorum ki sütte leke varmış kendisinde yokmuş.
bugün içinde bulunulan konjonktür sebebiyle galatasaray yöneticilerinin kendisiyle mesafeli bir tavır takınma eğilimini tarih yazar. galatasaray, 600 yıllık tarihi ile pek çok devri görmüş, onlarca devran bu tarih içerisinde dönmüştür. bu vesileyle galatasaraylılık refleksini adliye önünde veren ultraslan'a da ayrı bir parantezle teşekkür etmek gerekiyor.
erden bey'in yöneticiliği tartışılabilir, ama bugün eldeki dosyadan ilk bakışta anlaşılan haksız bir tutuklulukla muhatap edildiğidir. tutuklama bir koruma tedbiridir. kaçma şüphesi var ise, delil karartma ya da yok etme ihtimali var ise, öngörülen ceza çok ağır ise veya tanık / tarafları baskı altına alma ihtimali var ise uygulanır. en azından cmk 100. madde bunu bu şekilde düzenlemiştir.
erden bey bugün ceza alsa kapalı cezaevinde geçireceği süre neredeyse yok. milyar dolarlık bir iş adamının kaçma şüphesi de yok. karartılacak bir delil yok, öyle ki tüm iddialar üzerinden yıllar geçmiş resmi işlemlere dayatılmış. tarafları veya tanıkları baskı altına alma ihtimali yok, olsa zaten milyar dolarlık bir adam bu anı mı bekler?
hakikaten akıl alır iş değil. başarının, yükselmenin cezasız kalmadığı topraklarda bunun en ağır şekilde yaşandığı bir dönemdeyiz. allah herkesin yar ve yardımcısı olsun, erden bey'in mevcut haberler üzerinden konuşursak hukuka ve hayatın olağan akışına uygun bir yargılama sürecinde tutuklanması açıklanabilir bir şey değil. kendisinin yargılanmaktan çekineceğini de düşünmüyorum ki ifadesinden de bu anlaşılıyor.
tutuklu yargılama bir istisnadır. umarım tez vakitte özgürlüğüne kavuşur. kendisinin arkasında durmayacak galatasaray yönetimi de yok olmaya mahkumdur.
buradan alınacak 3 puanın artık ilk 24 değil ilk 8 hesapları yaptıracağı maç.
artık lig etabının tam ortasına, 4. hafta müsabakalarına geldik. kura çekildiğinde kağıt üstündeki en iyi senaryo ile, 3 maçta 6 puan ile ajax deplasmanına çıkacağız. ajax son yılların en kötü dönemini yaşıyor kendi adına fakat yine de her zaman tehlikeli bir ekip, hele ki iç sahada küçümsemek büyük aptallık olacaktır. bizim ise ilk üç hafta maçlarının her birinde ayrı ayrı kendi kimliğimizi sahaya yansıtabildiğimizi, rakibe oyunumuzu kabul ettirebildiğimizi söylemek mümkün.
5-1 biten 18 eylül 2025 frankfurt galatasaray maçında dahi skor ile sahada oynanan oyunun birbiriyle en ufak örtüşmediği belliydi. galatasaray belki de hakemin golü olmayan faulle kesmediği ya da barış'ın bariz gol pozisyonunu değerlendirdiği senaryoda rahat kazanacağı maçı basit hatalar ve oyundan kopulan sadece 10 dakikalık bir periyotla kaybetti. bu tecrübeden alınan ders ise 2 tane çok kritik galibiyetle sonuçlandı ki bu aslında her şeyden önemli.
şimdi ise aslında tam bir dönemeç maçı oynayacağız. ajax'a karşı da 3 puan, kalan 4 maçta 2 galibiyetle ilk 8 hesapları yaptıracak konuma sokacak. fakat yine de yenilmemek her şeyden kıymetli, çünkü asıl ve gerçekçi hedefimiz olan ilk 24'e kendimizi atmak için alacağımız her puan önemli. iç sahada oynayacağımız 2 maçın daha olması ve kazandığımız iç saha maçlarına bakıldığında her iki iç saha maçının da galibiyetle sonuçlanmasının kimseyi şaşırtmayacağı gerçeği göz önüne alındığında artık rakibimizin ajax ile birlikte rehavet ve disiplinsizlik olduğunu söylemek mümkün.
rakibini ve maçı ciddiye alan, kendi oyun anlayışından ve disiplinden kopmayan bir galatasaray gördüğümüz takdirde bu maçtan da olumlu bir sonuç alacağımıza inancım tam. özellikle savunmada kaliteli ayakları olmayan takımlarla oynayacağımız maçlarda ön alan presimiz çok büyük bir fark yaratıyor. bodo ve liverpool gibi ani hücumları, geçişleri ile kendi bütçelerinde ekol olmuş iki takıma dahi ön alan baskısı ile cehennemi yaşatmışken ajax'ın bu iki takımdan daha öne çıkabileceğini düşünmüyorum açıkcası. yeter ki basit goller yemeyelim, basit hatalardan uzak duralım ve gol yersek dahi maçın devam ettiği gerçeğinden kopup dökülmeyelim.
burası bir dönüş noktası olsun, zaferler birlikte güzel. 4 maçta 9 puan hem ilk 8'i hayal ettirir, hem de ilk 8 olmasa dahi play off etabında alt sıralardan nispeten dişimize göre bir rakiple eşleşme olasılığını fazlaca artırır. 10. sıradan play off oynamak ile 22. sıradan oynamak arasında ciddi bir fark var. önce 1 kasım 2025 galatasaray trabzonspor maçı maçı, ardından burası inşallah gönlümüze göre olur. önce ligdeki dominasyon, sonra avrupa'da ispat savaşı düsturu ile kısa sürede oynayacağımız iki kritik maçın da galibiyetle sonuçlanmasını diliyorum.
1-0 olsun bizim olsun maçı.
trabzonspor 2025/26 süper lig sezonunun en flaş ekibi diyebiliriz. fatih tekke yönetiminde geçen sezon da belli başlı sinyalleri vermişlerdi fakat şu anki performansları kesinlikle hem bütçelerinin hem de oyuncu grubunun olağan vermesi gerekenin oldukça üstünde. fakat önemle de belirtmek gerekir ki bu sezon entry tarihine kadar kazandıkları 7 maçın 5 tanesini tek farklı galibiyetlerle elde ettiler. kazanmayı bilen fakat kazanırken de skor avantajını elde etse dahi aniden dağılan ve art arda goller yiyebilen bir ekip görüntüsü veriyorlar. tek mağlubiyetleri ise 14 eylül 2025 fenerbahçe trabzonspor maçında geldi, 20. dakikada 10 kişi kaldılar fakat buna rağmen bence gayet güzel bir mücadele ortaya koydular.
avrupa kupalarında olmamaları da bu sezon şu ana kadarki süreçte avantajı oldu trabzonspor'un. çok geniş ve kaliteli bir rotasyonu var demek mümkün değil fakat haftada bir maç oynayarak bu süreci götürebiliyorlar. bizim maça çok ekstra motive çıkacaklardır çünkü tüm takımın belki de kendini ispat için sezon boyu oynayacağı 3-4 maçtan biri olacak, en önemlisi olarak baktıklarına eminim.
bizim kafamız kesinlikle hafta içinde olmamalı, maçtan sonra 5 kasım 2025 ajax galatasaray maçını düşünecek, hazırlanacak 4 koca günümüz var. tek puan kaybımız derbide ve iç sahada gelmişken bir ikincisine mahal vermeden en yakın rakibimize karşı kazanmalı ve ligin ortalarına geldiğimiz, fikstürün artık gün geçtikçe ağırlaşacağı günlerden evvel olabildiğine rahatlamalıyız.
benim takıma güvenim tam. sosyal medyada trabzonsporluların fazlasıyla uçup kaçtığını görüyorum fakat iki takım arasında son derece bariz bir oyun ve kalite farkı var. ansız bir kırmızı görmedikçe ya da basit bir psikolojik dağılmaya kapılmadıkça yenilmemiz çok zor, bu aslında rakip fark etmeksizin var olan bir gerçek. yine de kazanamıyorsak yenilmeyelim, öncelikle de 1-0 da olsa kazanıp 3 puanı yazalım.
yurt dışındaki ilk macerasında entry tarihi itibariyle gayet başarılı ilerlediğini düşündüğüm galatasaraylı teknik direktör.
liginde lider, konferans liginde ise bir üst aşamayı göreceği neredeyse kesin. çok önemli silahlarını sakatlığa kurban verdi ve her şeyden önemlisi ekonomik ve sosyal anlamda sarsılmış bir savaş mağduru ülkenin futbol liginde bu faktörlerden oldukça etkilenmiş bir devin yönetimini devraldı. kendisinin genç yaşını ve yurt dışında takım çalıştırmanın zorluklarına hızlı adapte olduğunu da göz önüne almak lazım.
ha işin galatasaray kısmına gelirsek mutlaka bir gün bu kulüpte teknik direktörlük yapacaktır fakat o günün gelmesi için okan buruk'un galatasaray'dan ayrılmış olması gerekir. okan buruk'un galatasaray'dan ayrılması da ancak çok daha büyük bir ligde çok büyük bir kulübün teknik direktörlüğünün kendisine teklif edilmesi ve hocanın da bu macerayı kabul etmesi ile gerçekleşebilecek farazi bir senaryo. okan hoca varken artık kabul edilmesi gerekir ki en fazla 1-2 günlük skor başarısızlığından kaynaklı şımarıklıktan öte geçen, galatasaray'ın teknik direktör anlamında bir arayışına ilişkin gündem var olması dahi mümkün değil.
bir galatasaraylı olarak kendisinin başarılı olduğunu görmek, yurt dışında hem ülkesini hem de biz galatasaraylıları temsil ettiğini takip etmek çok mutlu edici geçmişteki her şeye rağmen. inşallah sezon sonunda takımıyla ipi göğüsler, avrupa'da da güzel bir macerayla sezonu taçlandırır. futbolculuk kariyerindeki geçmişi nedeniyle yurt dışında çok daha büyük işler başarabileceğini, çok daha büyük kapıların kendini teknik direktör olarak ispatlamaya devam ettikçe kendisine açılacağını tahmin etmek zor değil.
dördüncü sınıf takımın, ikinci kanalda yayınlanan maçı.
4 ekim 2025 galatasaray beşiktaş maçında da görüldüğü üzere toptan ne kadar uzaksa galatasaray'ın gole mesafesi o kadar artan oyuncumuz.
silik olması da kendisinden bağımsızdı kanaatimce, ters kanadından erken yenen saçma bir gol, ısrarlı şekilde barış'a giden toplar, çok erken yenilen kırmızı ile müthiş bir yorgunluğun neticesinde maçta varlık gösteremedi. 2025/26 sezonunda silleyi şu ana kadar en son hak eden oyuncumuz bile denilebilir kendisi için. iyi gününde maç aldırıp kilit açıyor, en kötü gününde dahi azımsanmayacak derecede oyunun her iki yönüne de katkı sunuyor. olur böyle maçlar, yunus bize çok maçlar çözer, hem ligde hem avrupa'da üstüne koya koya gittiği yolda arkasındayız.
art niyetli değilse de pek parlak zekalı olduğunu söyleyemeyeceğimiz hakem.
ben yüzde yüz emin olmadan, gözümle görmeden, kulağımla duymadan hiç kimsenin niyetinin iyiliğini kötülüğünü bilemem. bu yüzden de hayatımda birilerine bir ithamda pek bulunmam, bulunmamaya özen gösteririm, günahını almamaya çalışırım. yasin kol için de böyle bir tanım girmemin nedeni budur.
türkiye'de yeşil sahada futbol oynanmaya başladığı günden beri hakemler hep topa tutulur, bu noktada da çoğu zaman hakemlerin de insan olduğunu unuturuz. bugün mesela ofsayt avantajı pozisyonu * ile ilgili rakip takım taraftarının da pozisyonun ofsayt olmadığına dair şiddetli itirazları olmuş. defalarca izledim, ofsayt olabilir de olmayabilir de. her iki tarafa da santimlerle verilecek bir karar ve yan hakem ofsayt olarak görmüş, hata ise de olabilir, tolere edilmesi gerekir.
fakat yasin kol'un art niyetli ya da pek parlak zekalı olmadığı ikilemini maçın genelinde yaşatan pek çok örneğin en barizini ofsayt bayrağının kalkmasının ardından gördük. ya kardeşim, senin zaten hakemliğini türkiye'de beğenen bir tane adam yok, bir şekilde yine günahını almadan öyle veya böyle sana bu büyük maçlar veriliyor, nasıl bir basiret bağlanması yaşayacaksın ki böyle bir hareket yapacaksın? ofsaytı gördüm, avantajı oynatıyorum dedin, top sağ kanada açıldı, 5-6 saniye sonra döndürüp top hala galatasaray'da iken neye göre ofsaytın karşılığında endirek serbest vuruş kullandırtıyorsun.
hakeza maç içinde birkaç pozisyon daha var ki hiç etliye sütlüye karışmasa tepki görmeyecekken olabilecek en kötü senaryoyu kendisi için var ediyor. derbilerin kadrolusu olmuş çok hakem gördük, hepsi de en öne kendi sağlıklarını ve kariyerlerini koyarak sahaya çıktılar, bir yerde de buna mecburdular. eyyam dendi fakat kimse demedi ki bu cüneyt'e fifa en önemli maçları veriyor hepsini de cayır cayır yönetiyor, bizde neden çevir kazı yanmasın yapıyor diye. kariyeri için, haklı - haksız ayırt etmeyen tepkiden kaçınmak için akıllı hakemler hep bu uçlardan uzak durdular. peki yahu sevgili yasin daha 3 hafta önce kaç senenin hakemi arda kardeşler, benzeri bir pozisyondan dolayı kariyerini yaktı ki belki onunkisi senden daha mantıklıydı. yerinden kullanılmadı dedi, gol olursa hak yenir dedi, belki sahanın o tarafını göremedi ilk anda ama görünce durdu ve düdüğü rafa kaldırıldı. sen neyle açıklayacaksın bunu? ya bir art niyet güttün ki bunu ben bilemem, günahını da almak istemem, ya da gerçekten öyle bir kabiliyetten yoksunsun ki kendi kariyerini dahi gözetemeden böylesi bariz hataları yapabiliyorsun.
bir söz de asar keser hacıosmanoğlu'na. birkaç hafta önceki tutumunu tüm türk futbolseverler gördü, bu pozisyon daha ağır, hemşehrine karşı da tutumun aynı olacak mı yoksa kadrolu kokartsız memleketlin büyük maç hakemine bir kıyak geçip birkaç hafta kenardan alıp yine önümüze dikecek misin?
düşmanlarıyla sıkıntılı eylemlere düşmek istediğim hocam. cam tavanı kırdın bugün, en kötü gününde de en iyi gününde de arkandayız. 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçındaki tarihi zaferin baş mimarısın.