kazanabilirsek ligin 6. haftasını en yakın rakibimize(göztepe) 6 puan farkla bitirmiş olacağız. bu fırsat bu hafta kaçmamalı. ama okan buruk bayılır fırsatları kaçırmaya.

maçın başındaki kasımpaşa'nın kaçırdığı ve hemen ardından yediği golü görünce maçı kapatıp ilgilenmeyi bıraktım. maç 1-1 bitmiş.* bir de ilk yarıda kasımpaşa 1 kişi eksilmiş.

belli ki ikinci yarıya çıkmadan önce kasımpaşa ali koç'un kaybettiğini öğrenince normale dönmüş. demek ki önceden haberleri olsa kırmızı kartı da görmezlermiş. maç 11'e 11 olsaymış kasımpaşa yenermiş.*

bu maçın başında 3 gol atıp 3 farklı öne geçseydik de ilk golü yer yemez bu dejavuyu yine yaşayacaktık. geçen sezon avrupa ligi'nde rfs deplasmanında 2-0'dan, sahamızda kiev maçında puansız kiev ile 3-0'dan 3-3'e geldiğimiz gibi olacaktı. ki oldu. biz gol yiyince takım dağılıyor. teknik direktör bir şey yapamıyor. hatta değişikliklerle daha da kötü yapıyor.

bu sezon başka şampiyonlar ligi maçında da benzerini yaşayacağız. çünkü okan buruk sayesinde bu huyumuz kronikleşti. futbolcular bir maçta 6-0 önde bile olsak ilk yenilecek golden sonra oyuncularda bir panik başlayacak. yine mi aynı şeyler olacak diye oyuncular dağılacak. bunu düzeltmek için kenarda takımı toparlayacak bir teknik direktöre ihtiyaç var.

eskiden genetiğimizde avrupa'da başarı var, avrupa'da farklıyız diyorduk. çünkü o özelliğimiz kronikleşmişti. okan buruk sayesinde yeni bir kronik durum ortaya çıktı. bir maçta 6-0 öne geçsek o maçın 6-7 bitme ihtimali var artık.

maalesef çok kötü bir hastalık bulaştı bize. ve bunu çözmek için bu hastalığın var olduğunu kabullenmeliyiz. sonra çaresini düşünelim. şimdi okan buruk takımdan ayrılsa yerine gelecek olan isim de aynı şeyler yaşayacaktır. eğer iyi bir isimse en fazla bir sezonda çözer bunu. sonraki sezon aynı şeyleri yaşatıp saçma sapan açıklamalar yapmaz.

ama bu hastalığa sebep olan isim tedavi edemez.

galatasaray'daki teknik direktörlük kariyerinin 4. senesinde olan kişi.

ve bunca zaman hiç ama hiç ders alıp gelişemediğini her avrupa maçında yaşayarak görüyoruz.

her sezon avrupa'da 3 ya da 4 kritik maçta 18 eylül 2025 eintracht frankfurt galatasaray maçı'ndaki gibi takımın dağılmasını izliyor. artık kronikleşti bu. oyuncular değişiyor ama olan şey aynı. hiç mi böyle bir şey olunca ne yapacağım diye çalışmazsın? aynı şeyleri yapıp niye farklı bir şey bekliyorsun?

kendisi ligi bitirsin sezon sonunda yolları ayıralım. kendisiyle avrupa'da başarı hayal. geçtiğimiz sezon da bunları demiştim. sonra lige aldanıp yine ümitlendim ama kendisi yine bana bunu dedirtiyor.

hakem maçı bitirmese 6'yı yiyecektik.

kaan ayhan'ın kırmızı kart görüp takım eksik kalınca maçın işkenceye dönmesini bakalım hangi maçta yaşayacağız. ilk 24'te bitirmek gibi bir mucizeye sahip olursak playoffta da bunu bekliyorum.

kimse osimhen'sizliğe bağlamasın bu sonucu. osimhen olsa 0-3 yapardık sonra yiyeceğimiz ilk golle yine 5-3 yenilirdik. okan buruk ile avrupa'da biz böyleyiz. sevilen, sayılan bir teknik adam olmak yetmiyor işte. bazen de takımı silkeleyecek duruşu ve tepkiyi vermelisin takıma. böyle durumlarda fatih terim karakteri gerekiyor işte.

bizim takımın, özellikle okan buruk'lu dönemimizin en büyük sorunu psikoloji. biz bu frankfurt'a yenilecek takım değiliz. bir maçı çevirecek psikolojiye sahip değiliz avrupa'da. çünkü avrupa'da kimse bizim gibi gol yeyince dağılmıyor kolayca.

avrupa'da yine kronik biz. biz bu senaryoyu hep mi yaşamak zorundayız? iyi başlarsın öne geçersin farkı alabilecekken amatörce pozisyon harcarsın sonra saçma bir hata yapar golü yersin ve dengen bozulur ve peşpeşe golleri yersin. biz buyuz ve kronikleşti bu huyumuz.

ulan yunus! savunmada ayağının ucuyla pas mı verilir! o hatadan sonra yunus oyundan düştü bir de.

sane ise bazı şeyleri bilerek yapıyor ya da yapmıyor gibi. barış da tuhaf. bir kontra fırsatımız doğdu maçta top buna geliyor bu mıy mıy topa gitti. o sırada öne koşu atan bir oyuncumuz var ona hızla tek pas atsa karşı karşıya kalacak.

galip bitireceğimiz, rahat giden maçın yine birkaç dakika içinde içine ettiler bizimkiler.

dejavu!

2025-26 şampiyonlar ligi ilk maçımızın ilk 11'i açıklandı. sesi açık bakın ilk 11'e.

almanya'da kontra ataktan en çok gol atan takıma karşı abdülkerim gibi yavaş oyuncuyla çıkmak riskliydi zaten. singo bu konuda rahatlatacaktır; ancak biz bu yeni tandemi hiç denemedik. kalecimiz de yeni. savunmada saçma bir hata yapmayız umarım.

bir de sara yerine ilkay ile başlıyoruz. geri kalan kısımda sürpriz yok.

x

başarılar aslanlar!

şimdiye kadar oynayacağımız rakiplerin maçlarını izlediğim kadarıyla ilk yarıda en yumuşak görüntü veren takım oldu monaco. fiziksel temastan uzaklar. faul yapmamaya gayret ediyor gibiler. hücumda ise çok spontan takılıyor gibiler. çok dağınıklar. ayrıca savunmada adeta izliyorlar maçı. eski video oyunlarında bir aksiyonda karakterimiz iç sesiyle bir şeyler derken saldıranlar da durur ve o sırada etraftaki mimariyi inceler gibi bakışlar atarlar ya hani, aaa tavan ne güzelmiş lan diye bir bakış atar adeta, öyleydi monaco savunması ilk golde. adam aldı topu ceza alanı içinde, etrafına bakıntı ve rahatça pasını attı. monacolu oyuncular anca izledi.

« / 51 »
Kayıt Ol