medyada maç öncesi bahsi geçen 11 ile başlıyoruz. sızıntı devam ediyor gibi görünüyor.
başarılar aslanlar! rahat bir haftasonu ve rahat bir milli ara geçirtin bize!
x
13 mart 2025 rangers fenerbahçe maçı'nda güldük eğlendik, artık kendi işimize dönme vakti geldi.
sezonun en önemli maçı bu maç. bu maçı kazanıp fb ile farkı maç fazlasıyla da olsa 10+ yapıp yorgun ve üzgün fb'nin samsunspor'a puan kaybetmesini bekleyeceğiz. sonra da mutlu ve huzurlu bir milli araya gireceğiz.
edit: osimhen kart görmemeli. bjk maçında cezalı olur yoksa. sallai ve osimhen'in sarı kart sınırında başlayacağı maç bu maç. ahmed sarı kart cezalısı. icardi ve jakobs haricinde başka da eksik yok. bahane yok!
toplamda 7 sarı kart ve 1 kırmızı kartla(yedek oyuncumuza) bitirip maçı kazandık. acun ılıcalı'ya selam çaktı hakem bak ben yerliyim ve bol bol kart verdim diyerek. sallai de sarı kart gördü ve sanırım sarı kart sınırındaki oyuncularımızdan biri olacak antalyaspor maçında. ahmed cezalı duruma düştü.
alanyaspor sadece 3 sarı kart gördü(biri teknik direktörü).
amatör bir takımla oynasak ve oyuncuları sakin kalıp bir disipline sahip kalarak oynasa onlarla da başabaş oynarız.
yine zar zor bir 3 puan aldık.
maçı izlerken spikerden en çok duyduğumuz sözler şunlar oldu: "uzun top, kaleci ertuğrul." ve "orta ve kaleci ertuğrul."
isabetli olan uzun top ve ortaların hepsinde tehlike yarattık ama bu çok az oldu. isabetli ortalar şart kapanan takımlara karşı.
rakip fb'ye karşı böyle oynamadı biliyorum ama biz kendimize bakmalıyız.
iyi futbol oynasak o zaman hakemle ilgili de konuşmak ister insan. çünkü çok dengesiz bir yönetim gösterdi. faul yapsalar da kart göstersem diye dolaştı sahada adeta. ahmed de ilk faulde sarı kart gördü. haftaya antalyaspor maçında cezalı.
neredeyse tüm futbolcularımızın içine selçuk inan'ın son zamanları kaçmış adeta. yana pas yana pas, geri pas geri pas.
yine bir takıma karşı başbaşa oynuyoruz. skor olarak geri düşmemizin başlıca sebebi rakibin uzun paslardaki isabetli pasları ve ortası. bizde franky hariç isabetli top atan yok. onu da geride oynatıyoruz ısrarla. franky topla rakip ceza alanı yan çizgisi civarında buluşturulup ona orta attırılmalı. barış hücumda çok verimsiz. böyle olunca bek özelliğini kullanmalı. sara'ya ne görev verilmiş belli değil. lemina bir ara öne gönderildi ortadan kayboldu.
hakem ise ince çalışıyor. makuta mıdır nedir kendini her yere bıraktığında faul çaldı. bizimkilere benzetlerini çalmadı çok kez. bize karşı sarı kart ve faullerde cömert göründü hakem.
bu maçı iyi bir futbol ile kazanacağız ve rakibimizle olan puan farkını maç fazlasıyla 7+'ya çıkaracağız. sonraki hafta ise antalyaspor'u sahamızda yenip farkı 10+'ya çıkarıp rakibe baskı yaratacağız.
başka çaremiz yok! bahanemiz yok! aslanlar gibi çıkıp kazanacağız!
haydi aslanlar!
x
büyük gün geldi. açıkçası üç günde bir maçlara öyle alışmışım ki bu sefer ara uzun sürdü ve maç başlasın artık diye sabırsızlıkla bekliyorum. özlüyor insan. futbolcular da benzer duygulardadır umarım.
okan buruk'un bu maç öncesi katıldığı bir programda söylediklerinden sonra beklenti yükseldi yine. okan buruk'a göre bu maçla birlikte bu saatten sonra galatasaray'ı kimse tutamaz. yine kötü bir futbol ve üzerine puan kaybı gelirse okan buruk bu söz yerine şu şarkının sözlerini söylemeye başlar: bu akşam ölürüm, beni kimse tutamaz. sen beni tutamazsın. yıldızlar tutamaz...
youtu
bu maç özelinde ama geriye dönük uzun zamandır var olan sinir olduğum bir şey var takımda. bizim takım rakip ataklarını savunduğu sıralarda topu bilinçsiz bir şekilde uzaklaştırmaya çalışıyor. uzaklaştırılan topun tehlike bölgesinden uzağa ve veya bizim oyuncumuza gelme olayı çok ender oluyor. bu yüzden de rakip ataklarına devam ediyor ve bu bizi çoğu zaman boğuyor.
genel olarak üç şekilde uzaklaştırmaya çalışıyoruz:
1- ceza alanımızın çevresinde bekleyen rakibe topu atıyoruz hep. taç'a ya da rakip yarı sahasına değil, ceza alanımızın çevresindeki rakibe pas atar gibi top atıyoruz.
2- rahat konumdayken bile topu sürekli kornere atma hastalığımız var. sanki topta metal var ve kale arkasında bir yerlerde mıknatısla topu çekiyorlar o tarafa adeta.
3- top rahat pozisyonda havadan geliyor ve bizim oyuncu hazırlık yapıyor topa vurup uzaklaştıracak... topa bir vuruyor, daha doğrusu tam vuramıyor ve topu havaya dikiyor veya kornere atıyor yine.
top auta çıkmadan, kalemize girmeden veya kalecimiz topu tutmadan rakip atakları bitmiyor bu yüzden. sanki topu uzakta bir yerde taç'a atıp nefes almak ayıpmış gibi illa cılız uzaklaştırma vuruşuyla topu rakiple buluşturacağız veya kornere atıp rakibe duran top vereceğiz.
her maç böyle bir döngüye giriyoruz ve en az 10 dk civarı sürüyor.
bilinçli olarak şu uzaklaştırmaları çalışalım artık gözünüzü seveyim ya! rakiplere bakıyorum topu ezbere belli bölgelere atıyorlar gözleri kapalı. orada mutlaka bir takım arkadaşı oluyor. bizim uzaklaştırdığımız yerlerde bizden bir oyuncu bile olmuyor o civarda.
bu arada osimhen ve ahmed'in sarı kart sınırı durumu devam ediyor.
yine elimize aldığımız maçı saçma sapan oyuncu değişikliğiyle çevirtiyoruz. rakibin morali bozulmuş maç 3-2 ve cılız bir orta ve penaltı. rakibi oyuna sokmaya bayılıyoruz!
tebrikler teknik ekip! bize kendimizden başka engel yok!
edit: bir de ligin en kötü savunmasına sahip takımlarından birini de yenememiş olduk! diyorum ya bizim en büyük rakibimiz kendimiz diye!
en sonunda rakibe basit korner kazandıra kazandıra yedik golü. yahu topu taca at rakip sahaya at... kornere niye atıp rakibin atağını devam ettiriyorsun!