önce orkun içerde, sonra sergen dışarda. takımı yalnız bırakalım da bu skor dönsün diye uğraşıyorlar. araştırsan altından mutlaka bir şey çıkar.
icardi oyuna girerken olan sara'ya oldu. madem risk alıyorum 4-4-2 oynayacağım diyorsun o zaman kaan'ı almayacaksın oyuna, sara-torreira yapacaksın, barış-sane kanatları olacak, ilerde de osimhen icardi olacak. yunus sakatlandığı an al o zaman oyuna icardi'yi, kaan tercihi niye yani? sanırsın dalga dalga üzerimize geliyorlar, bir şey oynadığı yok zatn rakibin, hala kaan ayhan ile ortasahayı tutayım derdinde okan hoca. tuhaf tuhaf değişiklikler yaptık valla, hiçbir şey anlamadım maçtan.
acele oynuyoruz, hemen 2 pasla pozisyona girelim diyoruz ama gerek yok, karşıda real madrid yok, topa sahip ol, pas yap, boşluk ara.
3 puan bizi ilk 8'e atabilir. o kadar önemli ama hiç kolay bir deplasman değil ve öyle bazı riskleri almadan da galibiyet zor. bu riskleri almaya değer mi onu düşünmek lazım. bence kalan maçlarda 4 puan bizi ilk 24e atmaya yetebilir. o yüzden burdan alınacak 1 puan da çok önemli. evet çok formda değiller ama ölmüş bitmiş bir halleri de yok. cl'de 3'de 0 ile geliyorlar ama zorlu rakiplerle oynadıklarını unutmamak gerekir. inter'e evlerinde, marsilya ve chelsea'ye dışarda yenildiler. buna karşın liglerinde içerde hala iyiler. 5 maçın 4ünü kazandılar, ligdeki tek mağlubiyetleri de yine içerde alkmaar'a karşı geldi.
çok zor maç olacak, ajax'ı evinde devirmek hiç kolay değil.
sahadaki performansını çok eleştiremiyorum içim elvermiyor açıkçası ama sahadaki hali tavrı, 5 karış suratı bana batmaya başladı. umuyorum ki saha içi negatifliği saha dışında yoktur yoksa sıkıntı büyük demektir.
bodo takımı oturup üzerine saatlerce analiz yapılabilecek bir takım değil aslında. bunu olumsuz anlamda yazmıyorum; ne oynadıkları nasıl oynadıkları çok belli ve bariz bir takım. bütün bu bilinirliğe rağmen bodo'yu zorlu kılan mesele tempoları ve dinamizmleri. buna karşılık verildiği zaman bodo sıradanlaşabiliyor ki özellikle avrupa'da dış saha istatistikleri de bunu gösteriyor. oyunun merkezinde 4 isimleri var aslında. patrick berg, jens petter hauge, kasper hogh ve ulrick saltness. ulrick bu maçta sakatlığı sebebiyle oynamayacak. berg ortasahada tam bir maestro, hauge sol kanatları ve hogh de golcüleri. bu 3 oyuncunun merkez ortasahalarla bağlantısını kesebilirsek işi bitiririz. bodo merkez ortasahalarını etkili kullanan bir takım ama bütün olay kanatlarda başlıyor. hauge bir gakpo ya da salah değil. frimpong bile değil ama ikisinin toplamından daha fazla oyun görüşü ve zekası var.
öyle topu alıp 1e 1 oynayan kanatları yok. sadece bekleri oyalayıp, merkez ortasahaların bek ile stoper arasına sızmalarını paslarla cezalandıran ve buralardan pozisyon üreten bir takım. yani bu maçta beklerimizden ziyade ortasahalarımıza büyük iş düşecek. çok ama çok koşmaları gerekecek, rakibi takibi bıraktıkları her an pozisyon olarak döner kalemize.
aslında en başa dönelim; oturup uzun uzun analiz yapmaya gerek yok. bodo'nun panzehiri belli; yüksek kalitede pas yapmalı ve çok koşmalıyız. bodo asla bir kontra atak takımı değil, yani geride bekleyelim, hızlı ataklar arayalım demeyecekler. baskı yapacaklar, bazen 7-8 kişiyle baskı yapacaklar hem de. topa sahip olma istekleri de fazla zira oyun ezberleri de bu. ligleri de zaten bu şekilde oynamaya itiyor onları, bizim gibiler yani, senenin %90'ını kapanan savunmalara çözüm aramakla geçiyor.
sonuç olarak bence sabırlı oynarsak bodo hata yapmaya müsait bir takım. iyi ve hızlı pas, yüksek mücadele, savunmada yüksek konsantrasyon. dikkat ederseniz hep işin savunma tarafından konuşuyorum ama bodo'yu böyle yeneriz ancak; ilerde basalım yüksek tempolu oynayalım dersek hüsrana uğrarız çünkü adamların dinamizm ve temposuyla başedebilmemiz çok mümkün değil. sakin ve güçlü bir mücadele ile bodo'yu hataya zorlarsak hücumcularımız illa ki fırsatları yakalayacaktır. liverpool taktiğinin biraz modifiyeli hali lazım bize. aynı konsantrasyon ve savunma disiplini ama aynı zamanda topa daha fazla sahip olma düşüncesi. tam olarak ihtiyacımız olan şey bu.
maça başlangıç kadrosu hatalıydı, bu tartışmaya kapalı bence. en az 3-4 değişiklikle başlama şansımız vardı maça.
başlangıç planı ne kadar hatalıysa, kırmızıdan sonra takımı idaresi de o kadar doğruydu. kırmızı sonrası ilkay'ı yanına çağırdı, yeni talimatları verdi ve ilkay bir anda savunma önünde pozisyon alarak hem tempoyu düşürdü hem takımın ileri çıkmasına destek verdi. ikinci yarıya ise ilkay'ı tekrar öne atarak başladık, ilkay orda golü buldu ve tekrar ilkay'ı geri aldı. 8hepsi bir plan dahilinde ve oyunu iyi okudugunun göstergeliriydi. son 5 dakika kazanma hamlesini de yaptı aslında ama özellikle sane'nin malesef olayla hiç alakası kalmamış.
sonuçta kötü başladığı maçta yediğimiz golle değil ama kırmızı kartla silkelenip toparlanmış ve takımı iyi yönetmiştir.
(bkz: 4 ekim 2025 galatasaray beşiktaş maçı)
kader mi dersiniz dram mı dersiniz bilemem ama gördüğü kırmızı kart bugün yenilmemizi engelledi muhtemelen. rafa yüksek ihtimalle skoru 0-2 yapacak, ikinci yarıya lemina'yı çıkartıp sane'yi alarak başlayacaktık, 10 dk sonra da jakobs çıkacak icardi girecekti, artık yine 5 mi yerdik 4 de mi kalırdı bilemem.
ayrıca yediği kırmızı kart barış'ın yine topu kaptırmasıyla geldi. rafa'nın savunma arkasına kaçmasına yapabileceği bie şey yok, sanchez de süpermen değil, 1.90 adam ne ladar hızlı olabilirse o kadar hızlı, rafa'yı açık sahada yakalaması çok kolay değil.
(bkz: 4 ekim 2025 galatasaray beşiktaş maçı)
maç için harika bir plan hazırlamıştı ve sahada mükemmel uygulandı. önde şuursuz bir baskı yoktu ama 3.bölgeye tamamen çekilen bir takım da yoktu. 2.bölgede herkes alanını savundu, topun karşısındaki oyuncumuz da topa baskısını yaptı. ilk 11 tercihinden, yaptığı değişikliklere kadar her şey yerli yerindeydi. bu oyun planını geliştirip bir tık daha agresif ve hücum odaklı yapabilirsek işte o zaman az alkmaar'lar, prag'lar, young boys'lar bize kolay lokma olur. şu işe biraz kafa yor be hocam, bizim için mükemmel bir referans noktası bu maç.
(bkz: 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı)
aleyhimize çalınan penaltı da davinson sanchez dahil kimse pozisyondan emin değilken uğurcan çok şiddetli şekilde itiraza gitti. sarı gördükten sonra da ısrarla parmağını sallayarak "penaltı değil" diyip durdu. maça o kadar hakim ve konsantreydi. olan biten her şeyin farkındaydı. bunun yanında 2-3 kez kalede ciddi sınandı, hepsinde başarıyla sınav verdi. kalede sakin ve kendine güvenli bir duruşu vardı. böyle devam aslanım.
(bkz: 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçı)